25 Mart 2008
"Kafir bile olsa, hiç
kimsenin kalbini kırma. Çünkü kalbi kırmak Allah'ü Teala'yı kırmaktır.
Gönlü kırık zavallı garip birini görürsen, yarasına merhem koy, onun
yoldaşı ve yardımcısı ol."
GÜNEŞİN DOĞDUĞU YER; HOCA
AHMET YESEVİ OCAĞI
Türkistan'da
yetişen en büyük velilerdendir. Adı Ahmet bin İbrahim bin İlyas Yesevi
olup, Piri Sultan, Hoca Ahmet, Kul Hace Ahmet diye de tanınır. Babası
Hace İbrahim'in nesebi Hz. Alinin oğlu Muhammet bin Hanefi'ye dayanır.
Hicri 5. asrın ortalarında doğduğu tahmin edilmektedir. Ahmet Yesevi
çok küçük yaşta babasını, 7 yaşındada annesini kaybetmiştir. Yesi
şehrinde ilim ve terbiye tahsiletmiştir. Bundan dolayı YESEVİ
nisbetiyle şöhret bulduğu kabul edilmiştir. Yesi'de, önce Arslan Baba
Hazretlerinden ders aldı. Arslan Baba'nın vefatıyla Buhara'ya gitti.
Orada Ehli Sünnet alimlerinden Yusuf Hamedaniye bağlandı ve manevi
ilimleri tahsil etti. İnsanlara doğru yolu göstermek için ondan icazet
aldı.
Buhara bu tarihlerde Karahanlıların hakimiyeti altındaydı
ve devrin en büyük ilim merkezlerinden biriydi. Dünyanın çeşitli yerlerinden
talebeler buraya gelip ilim tahsil ediyorlardı. Buhara'da güçlü bir
Hanefi Fıkıh geleneği mevcuttu. Hoca Ahmet Yesevi Buhara'da bir müddet
ders verdi. Daha sonra bu vazifeyi başkasına devredip Yesi'ye döndü
ve burada talebe yetiştirmeye başladı. Büyüklüğü ve şöhreti kısa zamanda
Maveraünnehir, Horasan ve Harzem dolaylarına yayıldı. Zamanın en büyük
ve üstün evliyelarından oldu. Zahiri ve batını bütün ilimlerde derin
alim olan Ahmet Yesevi Hazretleri, Hızır Aleyhisselam ile görüşür
sohbet ederdi. Günün büyük bölümünü ibadet ve zikir ile geçirirdi.
Zamanında arta kalan diğer bir kısmında, talebelerine zahiri ve batını
ilimleri öğretir, günün kısa bir bölümünde ise, alınteri ile geçimini
sağlamak üzere, tahta kaşık ve kepçe yapıp bunları satardı.
Ahmet Yesevi Hazretleri yetiştirdiği talebelerinin
her birini bir memlekete göndermek suretiyle İslamiyetin doğru olarak
öğretilip yayılmasını sağladı. Onun bu şekilde gönderdiği talebelerinden
bir kısmı da Anadoluya geldiler. Bu vesileyle onun yolu Anadoluda
yayılıp tanındı. Anadolunun Müslüman Türklere yurt olması, onun manevi
işaretiyle hazırlandı. Talebelerinin gayretiyle Anadolu ebediyyen
Türk yurdu oldu.
Ahmet Yesevi Hazretlerinin en önemli özelliği, Arapça
ve Farsça bilmesine rağmen çok sade bir Türkçe ile Hikmet denilen
eğitici sözleri, Türkistan Türkleri üzerinde büyük izleri bırakmış
olmasıdır. Bu hikmetli sözlerde şeriat erkanını ve tarikat adaplarını
anlatmıştır. Yesevi Ocağı aynı zamanda bir tarikattır. Önemli ve büyük
tarikatlardan Nakşilik ve Bektaşilik, Yeseviliğin kollarıdır. Yeseviliğin,
adapları müridlerin uyması gerekli hususlar ve ahkamları vardır. Yesevi
dergahı, fakirler, yoksullar, yetim ve çaresizler için bir sığınak
yeriydi. Bu dergahlar aynı zamanda, tekke edebiyatının ilk temsil
edildiği yerler olmuştur. Ahmet Yesevi Hazretleri tekke edebiyatının
ilk temsilcisidir. Bu vesileyle Anadoludaki Türk edebiyatının yeşerip
gelişmesine zemin hazırlamış, Yunus Emre gibi büyük şairlerin yetişmesine
sebep olmuştur. Bu şekilde yetiştirdiği talebelerinden tayin ettiği
halifeleri şunlardır;
Mansur Ata, Abdulmelik Ata, Süleyman Hakim Ata (Bu
Türkler arasında en meşhur halifesidir) Muhammed Danişmend, Muhammed
Buhari (Sarı Saltuk) Zengi Ata, Tac Ata v.b. Bu halifelerinin yetiştirdiği
birçok talebe ki; Ahi Evran, Hacı Bektaş, Mevlana, Taptuk Emre, Yunus
Emre gibi talebeler Anadoluda, Ahmet Yesevi Hazretlerinin çizdiği
yolda ilerlemişler ve Türk dilini, edebiyatını, kültürünü özellikle
İslam dinini doğru olarak gelecek nesillere aktarmışlardır. Sade bir
Türkçe ile Halkın anlayacağı, sohbet tarzındaki Hikmet adlı şiirleri,
Çin'den, Tuna boylarına kadar yayılıp, Türk Milletine ve bütün insanlığa
manevi ışık olmuştur. Ahmet Yesevi Hazretleri Hicri 590 (1194) de
Yesi şehrinde vefat etmiştir. Kabri üzerine türbe, 200 yıl sonra,
1389 ile 1405 yılarında Timur tarafından inşa edilmiştir.
63 yaşına gelince kendisine yer altında bir hücre
kazdırmış ve kalan ömrünü burada tamamlamıştır. Ahmet Yesevi, Yunus
Emre'den önce yetişmiş ilk büyük Türk mutasavvıflarındandır.
Kabri, Türkistan kentinde güney Kazakistan'da Timurlenk
tarafından yapıldı. 2002 yılında UNESCO tarafından dünya tarih eseri
olarak kabul gördü. Ahmet Yesevi'nin türbesi Türkiye Cumhuriyeti tarafından
restore edilmiştir.
Görüntüler;



Güneşin doğduğu yer

Toy orada





Başbuğ ve Şehitlerimiz adına Velican için biraz
toprak

Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi

Yolda Türk sürücüler ile muhabbet

Zorlu parkur vız gelir


Ve Türkistan