ANMA
ATSIZ’IN YAKTIĞI MEŞALE
YOLUMUZU AYDINLATIYOR
11-Aralık 1975 günü, 70 yıllık ömrü boyunca kendisini
zerre zerre, hücre hücre Türklüğe adayan bir yürek susmuştu. Bu susan
yürek, Ülkü devi, büyük Türkçü Hüseyin Nihal ATSIZ’ın yüreğiydi.
Onun hayatında Ülkücülükten, Türkçülükten başka
hiçbir şeye yer yoktu…
“Hiç düşündün mü niçindir yaşamak
Bir görev yapmak içindir yaşamak”
demiş ve bunu bizzat gerçekleştirmiş bir dava adamıydı
Atsız… Bu kutsal görevini yaparken de ne zindanlardan yılmış, ne de
kendisine ‘altın bir tepsi içerisinde’ sunulan dünya nimetlerine itibar
etmişti. Kah ‘Bir ülkünün mehabetinin zirvesinde’ gezinmiş, kah ‘Bir
kemiğin ardında saatlerce yol giden / İtler bile gülmüş kimsesizliğine…’
Fakat o bir an olsun ‘ yüce dileğe doğru yürümekte’ tereddüt etmemişti.
Çünkü biliyordu ki ‘ tereddüt ile ihanet arasındaki çizgi, kıldan
ince, kılıçtan keskinceydi…’ Bunun içindir ki; şanla ve şerefle geçen
hayatı boyunca ‘mefkuresinden başka her varlığı unutan kahramanlar
gibi ebedi kalmak’ adına ‘ölümlerden sakınmamış’ ama daima ‘meyus
olmaktan utanmıştı…’
***
Türkçülüğü yeni yetişen nesillere aktarabilmek gayesiyle ilk olarak
‘ATSIZ Mecmua’yı çıkaran Hüseyin Nihal ATSIZ, daha sonra ‘ORHUN’ dergisini
yayınlamıştır. Bu arada verdiği konferanslar ve yazdığı kitaplarla
‘milli şuur’un uyanmasına öncülük etmiştir.
Orhun dergisinde, dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na
yazdığı ‘Türkiye’deki komünist faaliyetleri’ anlatan ‘2 açık mektup’tan
dolayı mahkemeye verilmiş, mahkemesinin olduğu ‘3 Mayıs 1944’ tarihinde,
Türkçü gençler, Ankara’da büyük gösteriler yapmışlar ve bundan dolayı,
aralarında hareketimizin rahmetli lideri Alparslan TÜRKEŞ’in de bulunduğu
hareketin önde gelen kişileri, adına ‘tabutluk’ denilen zindanlara
atılmışlardır.
Türkçüleri yıldırmak için İsmet İnönü önderliğindeki
CHP’nin yaptığı bu komplo ters tepmiş, Türkçülüğün kitleselleşerek
bir hareket haline gelmesine ve millete mal olmasına sebep olmuştur.
Uçmağa vardığı ana kadar davasını tavizsiz sürdüren
Atsız’ın fikirleri ve mücadele azmi, herkese örnek olmalıdır.
Onun yaktığı meşale biz Ülkücülere ışık tutmakta,
yolumuzu aydınlatmaktadır. Bugün Türkiye’yi kuşatma altına almaya
çalışan emperyalist güçler ve yerli işbirlikçilerinin karşısında gösterdiğimiz
baş eğmez ‘Ülkücü duruş’un temelinde de Atsız’ın bize miras bıraktığı
‘Türk milletine olan sarsılmaz inanç’ yatmaktadır.
Ruhu şad olsun…
ÜLKÜ OCAKLARI GENEL MERKEZİ