20 Haziran 2006
BASIN AÇIKLAMASI
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi
tarafından yapılan “geride bıraktığımız eğitim yılında üniversitelerde
yaşanılan olaylar” hakkında yapılan basın açıklaması aşağıda yer almaktadır:
Üniversitelerde kargaşa ortamı eğitim döneminin bitmesine
yakın, giderek şiddetini arttırmıştır. Bu olayların asıl amacı; ülkemizde
yaratılmak istenen kargaşa ortamına öğrencileri de ortak etmektir.
Özellikle üniversitelerde bölücü örgüt yandaşı kadrolaşma
hareketi, bu sene içerisinde faaliyetlerini giderek arttırmıştır.
Üniversitelerde öğrencilerin sıkça uğradıkları kantin, kütüphane gibi
yerlerde bölücü başının resimlerinin asılması, sözde anketlerin yapılması
yoluyla öğrencilerin tahrik edilmesi, istenmeyen olayların çıkmasına
neden olmuştur.
Üniversiteleri kavga ortamına çekmek isteyen gizli
güç odaklarının, tek bir sloganları vardı:“Ülkücüleri sokağa çekmek”.
Bu amaçla olayların fitillerini de büyük üniversitelerimizde yakmak
istediler. Havaların ısınmasıyla üniversitelerde başlayan bahar şenlikleri
de bu odaklar için bulunmaz bir fırsattı.
Bu amaçla üniversitelerde ki bölücü örgüt yandaşları,
milliyetçi arkadaşlarımızı tahrik etmiş, hatta milliyetçi arkadaşlarımıza
saldırarak olayların büyümesi için çaba göstermişlerdir. Bu üniversitelere
örnek vermek gerekirse; başta Çukurova Üniversitesi olmak üzere İ.T.Ü,
Osmangazi Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi,
Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve son olarak Kars Kafkas Üniversitesi’nde
yaşanan olaylar, üniversitelerde ki tabloyu en iyi şekilde anlatmaktadır.
Bazı üniversitelerde üst düzey yöneticilerin bu olaylara
sessiz kalması veya örtbas etme çabası, üniversitelerde ki arkadaşlarımızı
zor duruma düşürmüştür. Maalesef yaşanan bazı olaylarda bir takım
akademisyenler, terör örgütü yandaşlarına cesaret veren tavır ve davranış
sergilemişlerdir.
Bazı medya kuruluşlarında yer alan yanlış ve yanlı
haberler neticesinde, üniversitelerde yaşanan birçok olay, kamuoyunun
bilgisine yanlış sunulmuştur. Yaşanan her olayda ülkücüler, olayların
sorumluları gibi gösterilmiştir. Ayrıca kampüslerde, üniversite dışından
gelen kişilerin provakatif eylemlerde bulunması, maalesef yine bir
kısım medya tarafından göz ardı edilmiştir.
Önümüzdeki eğitim öğretim döneminde 15 yeni üniversite
faaliyete girecektir. Fakat kurulacak olan üniversitelerin daha rektörlerinin
bile atanmamış olması, bu yeni üniversitelerin ilerleyen günlerde
pek çok problemle karşı karşıya kalacağına işarettir. Önemli olan
üniversite sayısının arttırılması değil üniversitelerdeki alt yapının
güçlendirilip, eğitim kalitesinin arttırılmasıdır. Eğitimde esas olan;
nitelik ve bilimselliktir.
Hükümet-YÖK arasındaki gerginlik de bu seneye damgasını
vuran önemli olaylardan birisidir. Özellikle İmam- Hatiplilere uygulanan
katsayı uygulaması sorunu, Türkiye gündemini meşgul etmiştir. Söz
düellosuna dönen toplantıların, önümüzdeki eğitim öğretim yılına da
damgasını vuracağı aşikârdır. Hükümetin suni gündemler yaratmasının
zararlı sonuçları, üniversitelere olumsuz yansımıştır.
Bize göre hükümet, devlet kurumlarıyla pek çok konuda
ters düşmekte, bunun sonucunda da taraflar arasında sürekli bir gerginlik
yaşanmaktadır. YÖK ile hükümet arasında yaşanılan gerginlik, eğitime
zarardan başka bir sonuç getirmemektedir.
Önümüzdeki eğitim öğretim yılında olası cumhurbaşkanlığı
seçiminde yaşanılacak laik-antilaik çatışması, üniversitelerdeki gerginliği
arttıracaktır. Bize göre böylesine hassas bir konuda yetkili mercilerin
ve siyasi makamların verecekleri beyanatlara dikkat etmeleri gerekmektedir.
Ülkü Ocakları olarak gelecek eğitim-öğretim yılından
en büyük beklentimiz; üniversitelerimizde huzurun ve bilimin hâkim
olmasıdır. Bu eğitim kurumlarında yetişecek genç nesillerin, çağın
gereklerine uygun bilgiye ve teknolojiye sahip olmaları sağlanarak,
vatanını, milletini ve şanlı Türk bayrağını her yerde en iyi şekilde
temsil etmelerini temenni ediyoruz.
Son olarak ülkücüler, hiçbir şekilde çatışma ortamında
olmayacaklar ve sergiledikleri sağduyulu duruşlarını önümüzdeki yıllarda
da devam ettireceklerdir. Ama şu da unutulmasın ki; bölücü yapılanma
karşısındaki dik duruşumuz ve hukuksal çerçevede vereceğimiz tepkiler,
hiçbir zaman son bulmayacaktır.
Basın ve Hakla İlişkiler Masası