Unutmak Tükenmektir !

 

Ocak Bildirileri

 

 

17 Eylül 2006

BASIN AÇIKLAMASI

Üniversitelerde, lise ve dengi okullarda ve ilköğretim kurumlarında yeni eğitim-öğretim yılı başlamıştır. Ülkemizin içinde bulunduğu bu önemli süreçte, Büyük Önder Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti'nin teminatı olarak gördüğü, Türklüğün “istiklal ve cumhuriyetini” emanet ettiği Türk gençliğine; Türk medeniyetinin ihyası, inşası ve yüceltilmesi noktasında büyük görevler düşmektedir.

Küresel emperyalizmin maşası olan terör örgütlerinin kışkırtmaları ve mevcut AKP iktidarının basiretsiz, teslimiyetçi politikaları ülkemizde milli birlik ve beraberliğimizi hedef haline getirmiş, zaafa uğratmıştır.

Ülkemiz adına, iç ve dış saldırıların yoğunluk kazandığı, yerel-bölgesel ve küresel açıdan nazik ve kritik olan bu süreçte; ülkemizin gelecekte lider konuma gelmesi ve daha güçlü olması Türk gençliğinin, üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmesine bağlıdır. Bu görevi layıkıyla yerine getirebilmek; milli ve manevi değerlerin bilincinde, sağlam bir şahsiyet sahibi olmayı gerektirmektedir. Türk gençliğinin vatanına, milletine, bayrağına ve devletine sahip çıkacağına ve çağın gelişmelerine uygun bir şekilde kendini yetiştireceğine inancımız tamdır.

GENÇLİĞE YÖNELİK TEHDİTLER
Üniversitelerimizde yıllardır terör örgütlerinin ve şer odaklarının tezgâhlarıyla süre gelen kamplaşmalar, kutuplaşmalar ve huzur ortamını bozan eylemler; “Türk gençliğinin ve Türkiye’nin geleceğini ipotek altına alma hedefiyle gerçekleşmektedir”. Bu gibi tezgâhlar karşısında Türk gençliğini sağduyulu olmaya davet ediyoruz.

Lise öğrencilerinde ve hatta ilköğretim çağındaki çocuklarda, uyuşturucu madde bağımlılığının artması, aileleri endişeye sevk etmektedir. Yetkililer, bu bataktan gençlerimizi korumak adına, daha köklü ve kalıcı tedbirleri gündeme getirmelidir. Uyuşturucu pazarından nemalanan kara para sahipleri, çocuklarımızı zehirlemekte ve Türkiye’nin geleceğini karartmaktadır. Alkol ve sigara kullanımındaki artış, dizilerdeki karakterlere ya da magazin programlarına malzeme olan kişilere duyulan ilgi ve özenti, gençlik üzerinde son derece olumsuz etki bırakmaktadır. Liselerde artan şiddet olayları bu özentinin bir sonucudur. Hemen her gün liselerde bıçaklı-sopalı kavgalar ve hatta kanlı şiddet olayları gerçekleşmektedir.

Gençliğe yönelik endişe verici durumlardan biri de, popüler kültürün etkisidir. “Düşünme! Arzula, bak böcekler de öyle yapıyor” mantığıyla, dünyayı sadece “sınırsızca eğlenilecek bir keyif alanı” gibi dayatan popüler kültürün, gençliğe yönelik “fikir istilası”; aslında Türk gençliğinin üzerinde, hangi kirli ellerin olduğunu göstermektedir.

Gençliğin idrakinin zapt edilmesi, akıl ve iman, bilim ve ahlak birlikteliğinden uzaklaştırılması, bireyin hayatı açısından “ruhun bedenden ayrılması” ile eş değerdedir. Bu durum, toplum ve devlet hayatı açısından da “geleceğin ölümü” anlamına gelmektedir.

Medya, gençliğin yanlış yönlendirilebileceği yayınlara karşı daha hassas davranmalıdır. Ülkenin geleceği adına ”iman, ahlak, kimlik, tarih, kültür, vatan, bayrak, devlet, millet” gibi kavramların, aynı zamanda ülkeyi bir arada tutan “ortak değerler” olduğu unutulmamalıdır. Bu kavram ve değerlerden yoksun olan, uzaklaştırılan bir ferdin ya da toplumun, aynı zamanda “inançsız, kimliksiz, bayraksız ve devletsiz” kalabileceği ihtimali başlı başına bir tehdit unsurudur.

AMAÇ GENÇLİĞİN KİMLİKSİZ BIRAKILMASIDIR
Aileler evlatlarının geleceği adına, bu gelişmelerden haklı olarak kaygı duymaktadır. Ailelerin gençliğin sorunlarına karşı daha bilinçli davranması, çaresizliğe kapılmaması ve aynı zamanda gençliğe yönelik saldırıların en başta “kimlik ve değerlere” yönelik olduğunu unutmaması gerekmektedir. Bu kirli ellerin amacı; gençliği tarihi ve kültürel bağlarından kopararak, kimlik ve değerlerinden yoksun bırakmaktır. Tarihte ve günümüzde yaşanan işgallere bakıldığında, saldırıların ülke topraklarından önce; zihinleri istila etmekle, değerleri zapt etmekle ve kavramların içini boşaltmakla başladığı görülecektir.

Bu açıdan düşünüldüğünde, gençliğimize yönelik tuzaklar ne kadar sinsi olsa da, umutsuzluğa kapılmamak ve gelecek adına karamsar düşünmemek gerekmektedir.

Çünkü Türk gençliği, bütün bu tehditlere karşı gücünü milli kimliğinde ve ortak değerlerinde bulacaktır. Gençlik, tarihte Bilge Kağan’ın “bengü taşlara dokuttuğu” çağları aşan seslenişinde, Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e nasihatinde, Fatih Sultan Mehmet’in Osmanlı’yı “Cihan Devleti” yapan, çağ açıp çağ kapayan fetihlerinde ve Atatürk’ün “Gençliğe Hitabesi’nde” kendini bulacaktır.

Türk gençliği, karşılaştığı sorunların çözümüne yönelik “hak arama mücadelesini”, bu hususları dikkate alarak gerçekleştirmeli, oyuna gelmemeli ve piyon olmamalıdır. Tepkilerin, taleplerin ve mücadelenin her şeyden önce; demokrasi, hukuk ve ahlak temelinde olması gerekmektedir.

ÜLKÜCÜ GENÇLİK TÜRKİYE’NİN GELECEĞİDİR
Ülkücü gençlik, geçmiş yıllarda olduğu gibi; terör örgütlerinin ve işbirlikçilerinin üniversite gençliğine yönelik tuzaklarına, kışkırtmalarına ve ihanetlerine karşı gençliği uyaracaktır. Dün olduğu gibi bugün de milli ve manevi değerlere sahip çıkacaktır.

Ülkücü Türk Gençliği; Türk milliyetçiliği fikrini geleceğe taşıyacaktır. “İman ve tefekkür” sahibi olgun bireyler olarak, Türklüğe yönelik tehdit ve tezgâhlara karşı milli direncin timsali olacaktır.

Ülkücü Türk Gençliği; “2023 lider ülke, Türkiye” şiarıyla, atalarına ve ruh köklerine yakışır bir şekilde mücadele edecek ve eğitim hayatı boyunca edindiği birikimle de; aklın, bilimin ve çağın gereklerine uygun biçimde ülkesine hizmet edecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Yeni eğitim yılında bilim yuvası olan üniversitelerimizde, ilk ve ortaöğretim kurumlarımızda eğitimini alan ülkücü gençlik, huzur ortamını bozacak olan tuzakların, fitnelerin dışında kalacak ve kavgaların içine çekilemeyecektir. Liselerde artan şiddete, uyuşturucu bağımlılığına ve yetkililerin aymazlığına karşı mücadele verecek, gençliği, aileleri ve yetkilileri bu tuzaklara karşı uyarmaya devam edecektir.

Unutulmamalıdır ki; fert için “baba ocağı”, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için “Peygamber Ocağı” ne kadar değerli ve anlamlıysa, Türk Milleti’nin geleceği için de “Ülkü Ocağı” aynı değere ve anlama sahiptir.

Türkiye’nin geleceğinin şekillendiği üniversitelerimizde ve diğer eğitim kurumlarında huzur ortamının bozulmamasını temenni eder, tüm öğrenci arkadaşlarımıza yeni eğitim-öğretim yılında başarılar dileriz.

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi
Basın ve Hakla İlişkiler Masası



Can Verenler...