Unutmak Tükenmektir !

 

Ocak Bildirileri

 

 

27 Eylül 2006

BASIN AÇIKLAMASI

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi tarafından ‘Türk Dil Bayramı’ dolayısıyla yapılan açıklama aşağıda yer almaktadır:

1 Kasım 1928’de 1353 sayılı kararla Lâtin kökenli harfler kabul edilmiş, yeni Türk alfabesi çok kısa bir zaman içerisinde Atatürk’ün bizzat kendi gayretleriyle, halkın büyük bir bölümüne öğretilmiştir. Böylece Türkçe’nin gelişmesi ve ulusal dil olmasının önündeki bütün engeller kaldırılmıştır. 1929’da Arapça ve Farsça öğretiminin okullardan kaldırılmasıyla, doğu dillerinin Türkçeyi kuşatma yolu da kapanmıştır.

Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulduktan hemen sonra hiç vakit kaybedilmeden 26 Eylül 1932’de Atatürk’ün himayesinde yurt içi ve yurt dışından bilim adamlarının katılımıyla Birinci Türk Dili Kurultayı toplanmış, kurultayın sonunda, Türkçe’nin yabancı dillerin etkisinden kurtarılması, sadeleştirilmesi, geleceğinin sağlanması ve geliştirilmesiyle ilgili pek çok karar alınmıştır. Her yıl 26 Eylül’de Dil Bayramı’nın kutlanması, Birinci Dil Kurultayı’nın bu tarihte toplanmasından dolayıdır.

Türkçe, Türk milletinin geleceğinin güvencesi, millî birliğinin en önemli dayanağıdır. Türkçe bozuldukça, bunaldıkça millî birlik ve beraberlik zayıflamaya; devlet, millet içerisinde çatlamalar görülmeye başlamaktadır. Ne yazık ki bu durumu Türk milletinin düşmanları daha iyi kavramışlardır.

Coğrafyayı vatan, insanları millet yapan unsurların en başında dil gelir. Ayrıca dil, coğrafyanın ve milletin en önemli bekçisidir. Hem siyasî hem de kültür sınırımızın bekçisi de Türkçe’dir. Dolayısıyla Türkçe’nin kullanılması ve Türkçe öğretiminin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Bugün dil konusu, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu en büyük sıkıntılarından biridir. Türkçe, tarihindeki en büyük yozlaşma sürecini yaşamaktadır. Türkçe’nin içinde bulunduğu olumsuzluklardan hemen her kesimden vatandaşımız rahatsızdır. Rahatsızlıklar çeşitli biçimlerde dile getirilmekte, fakat feryatlar gök kubbede bir süre yankılanıp bir sonuca ulaşmadan yok olup gitmektedir. Türkçe ile ilgili problemler hâlâ bir yanardağ gibi önümüzde durmaktadır.

İnsanoğlunun tarih sahnesine çıktığı günden beri, belki de, eğitim imkânları ya da eğitime sağlanan imkânlar bugünkü kadar iyi olmamıştır. Herkese eğitim alma zorunluluğu, modern binalar, bu binaların içlerine yapılan plânlı-programlı derslikler; eğitimli ve iyi yetişmiş öğretmenler; iyi hazırlanmış ders müfredatları ve kitapları; eğitimin bir bakanlıktan idare ediliyor olması; iyi bir eğitim için bulunmaz fırsatlardır.

Bütün bu imkânlara rağmen “Türkçe öğretimi niçin içler acısıdır?” Bunun en önde gelen sebepleri, Türkçe’nin önemini ve gücünü fark edememiş olmaktır. Diğer bir sebep de ciddiyetsizliktir. Bununla birlikte İngilizce öğretimi, okul öncesi sınıflarına kadar indirilmiştir. Zekâ bakımından üstün nitelikli öğrenciler özel eğitim veren okullarda toplanmakta, bilim dallarından uzaklaştırılmakta ve vasıfsız duruma getirilmektedir. Pek çok üniversitemiz başarılı öğrencileri toplamakta, onları yıllarca yabancı dille meşgul etmektedir.

Yabancı dile verilen önem, Türkçe eğitimini gölgede bırakmaktadır. Yabancı dil öğretimi, abartılı bir biçimde gündemde tutulurken, Türkçe öğretimi sıradan bir iş gibi yapılmaktadır. Öğrenciler, Türkçe’nin temel eserlerini okumadan liseyi bitirmektedir.

Atatürk, “Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün devlet teşkilâtlarımızın dikkatli, alâkalı olmasını isteriz.” sözü ile Türkçeyi geliştirmek ve korumak için bütün devlet teşkilâtlarına vasiyette bulunmuştur.

Millî Eğitim Bakanlığı yabancı dille eğitim için harcadığı enerjinin binde birini Türkçe eğitimine harcamamıştır. Anadolu Liseleri, Yabancı Dil Hazırlık Okulları (neye hazırlıktır, hâlâ cevabı verilmemiştir), açmayı ve bunların sayısını çoğaltmayı, bütün zeki öğrencileri bu kurumlarda yabancı dil bataklığına saplayarak yok etmeyi bir görev bilmiştir. Bu yetmemiş, liseler dört yıla çıkarılmış, ağırlıklı olarak yabancı dil okutulmaya karar verilmiştir. Ancak Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda okuyup mezun olan öğrencilerin yaklaşık yüz bini, girdikleri iki imtihanda (LGS ve ÜSYS ) Türkçe sorularını okumaya vakitleri yetmediği için sıfır puan almışlardır.

Kültür Bakanlığı, Türk kültürünün unsurları arasında Türk dili yokmuş gibi davranmaktadır. Türk dili konusu için harcayacağı kaynakları, binlerce yıl önce yabancı medeniyetler tarafından yapılan tarihî eserlerin onarımına harcamaktadır.

Ticaret ve Sanayi Bakanlığı’na bağlı kuruluşların da diğerlerinden farkı yoktur. Türkçe’nin bir gereği yokmuş gibi Türkiye’de üretilen mallara çoğunlukla yabancı adlar verilmekte, bu bakanlık da bu isimleri onaylamaktadır.

Üniversiteler, bütün enerjisini yabancı dille eğitime ve yabancı dil öğretimine harcamaktadırlar. Sosyoloji, Antropoloji, Enformatik, Patoloji, ... bölümlerinde ise bilim yapılmaktadır.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı kuruluşlara ambulance ile gidilmekte, emergency veya poliklinikte ilk müdahale yapılmakta daha sonra ihtiyaca göre kardiyoloji, dermatoloji, pediatri, psikiyatri... bölümlerine gidilmektedir. Bu fakir milletin vergileriyle oluşturulmuş bölümler Türk milletine ne söylemektedir?

Belediyeler, cafe, showroom, ... gibi iş yerlerine ruhsat vermektedir.

Balık baştan kokmaktadır. Devlet kurumlarının, Atatürk’ün vasiyetini görmezden gelerek, Türkçe’ye sahip çıkmayışları karşısında Türkçe nasıl gelişecektir? Türkçe’ye kim sahip çıkacaktır?

Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki; varlığımızı, birliğimizi ve dirliğimizi borçlu olduğumuz Türkçe en kısa zamanda, Türkiye’nin değişmez millî politikası yapılmalıdır.

Ülkü Ocakları olarak Türkçe’nin güzel konuşulması, doğru kullanılması ve Türkçe’ye gereken önemin verilmesi konusunda var gücümüzle çalışacağız. Bu bağlamda sorumlu olan tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde olup, eksikliklerin giderilmesi, doğruların uygulanması ve bu konuda milli bilincin en üst seviyeye çıkarılması, öncelikli amaçlarımızdan olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle Türkçe'nin yaşatılması ve geliştirilmesine katkıda bulunan başta Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm Türkçe gönüllülerini saygı ve hürmetle anar, yüce milletimizin Türk Dil Bayramı’nı en içten duygularla kutlarız. Basın ve Halkla İlişkiler Masası

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi
Basın ve Hakla İlişkiler Masası



Can Verenler...