TERÖR
ÖRGÜTLERİ
1971 den Günümüze Terörist Hareketler
THKP/C Kökenli Örgütler
Latin Amerika ideolojisi ile birlikte MDD (Milli
Demokratik Devrim) stratejisi doğrultusunda şehir gerillacığını ön
plana çıkaran örgütlerdir.
MDD stratejisini benimseyen örgütler, halk savaşı
vermek zorunluluğunda olduklarını, halk savaşının politikleşmiş bir
askeri savaş olduğunu, silahlı mücadelenin her dönemde yapılması gerektiğini,
profesyonel devrimcinin asıl görevinin fiili olarak savaşmak olduğunu,
eylem kılavuzunun "bilimsel sosyalizm" (komünizmin diğer
bir ifadesi) olduğunu ve ilk aşamanın MDD, ikinci aşamanın sosyalizm
olduğunu, MDD'nin işçi-köylü ittifakı üzerinde kırlardan şehirlere
ayaklanma rotasını izleyen bir halk savaşı ile tahakkuk edeceğini,
Türkiye'deki üretici güçlerin gelişme seviyesinden dolayı, birinci
dönemde; şehirler temel, kırlar yardımcı, ikinci dönemde; kırlar temel,
şehirler yardımcı olacak şekilde halk hareketleri rotası izleneceğini
belirtmektedirler.
DEV-GENÇ örgütü mensuplarından Mahir Çayan, Ertuğrul
Kürkçü, Münir Ramazan Aktolga, Yusuf Küpeli, 1971 Ocak ayında bir
bildiri yayınlayarak bundan böyle Türkiye'de devrimci hareketin Marksist-Leninist
bir partiye bağlı olarak yürütülmesi gerektiğini belirtmişler ve kurdukları
örgüte de Türkiye Halk Kurtuluş Partisi (THKP) adını vermişlerdir.
1972 yılı itibariyle örgütün üst düzey militanlarının
ele geçirilmesi ve Mahir Çayan ve arkadaşlarının silahlı çatışmalarda
ölmesi sonucu 1975 yılına kadar hareketsiz bir devre geçirilmiştir.
1975 yılı Kasım ayında, Devrimci Gençlik adı altındaki
kuruluşların birleşmesiyle tekrar Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu
(DEV-GENÇ) örgütü kurulmuştur.
Bu yeni dönemde de DEV-GENÇ'in Mahir Çayan'ın yolunda
olduğu açıklanmıştır. Bu dönemde DEV-GENÇ örgütünün, Ankara Yüksek
Öğrenim Derneği (AYÖD), İstanbul Yüksek Öğrenim Derneği (İYÖD) ve
Erzurum Yüksek Öğrenim Derneği (EYÖD) dernekleri tarafından oluşturulduğu
görülmektedir. Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu (DGDF), THKP/C
miraslı diğer örgütler tarafından da desteklenmiş ve ülke düzeyinde
bulunan aynı amaçlı 70 civarındaki öğrenci kuruluşunu içine almıştır.
DGDF çalışmalarını 1978 yılına kadar sürdürmüş, Haziran
1978'de çıkan görüş ayrılıkları nedeniyle feshedilerek iki gruba ayrılmış,
Ankara grubu DEVRİMCİ YOL, İstanbul grubu da DEVRİMCİ SOL adını almıştır.
Hem THKP/C-DEV-YOL hem THKP/C-DEV-SOL bünyesinde gençlik kesimini
kapsayan bir DEV-GENÇ bölümü de hayatiyetini sürdürmüştür.
Dev-Yol terör örgütü, 12 Eylül 1980 sonrası, kadrolarının
tamamına yakınının cezaevine girmesi sebebiyle aktivitesini kaybederek
1986 yılına kadar hareketsiz bir dönem geçirmiştir. 1986 yılından
itibaren yüksek öğrenim gençliği içinde Devrimci Gençlik adı altında
örgütlenerek taban oluşturma çalışmalarını hızlandırmış ve DEV-YOL
örgütünü yeniden gündeme getirme gayreti içerisine girmiştir.
1991 yılında, cezaevinden çıkan örgütün üst düzey
mensuplarının başlatmış olduğu tartışma süreci neticesinde DEVRİMCİ
YOL örgütü mensupları kendi arasında bölünerek;
Devrimci Gençlik
Devrimci Yol Taraftarları (Yıldız Yumruk Grubu) Devrimci Hareket
4.Yol - Nasuh Mitap Taraftarları
şeklinde yeni oluşumları meydana getirmiştir.
Son yılların en faal yıkıcı sol örgütlerinden olan
DEV-SOL, 1990 yılı başından itibaren yeniden organizasyon sürecine
girmesiyle, taban oluşturma, motive etme ve taraftar kazanma çalışmalarında
belli bir mesafe katetmesine rağmen, örgütün gerek şehir merkezlerinde
ve gerekse kırsal alanda yürüttüğü silahlı faaliyetlere, güvenlik
güçlerince gerçekleştirilen başarılı operasyonlarda her seferinde
darbe vurulmuştur.
DEV-SOL örgütü, 1990-92 döneminde Lübnan Bekaa'da
bulunan eğitim kampında pratik ve teorik eğitimlerini tamamlayan mensuplarının
bir bölümünü şehirlerde, bir bölümünü ise kırsal alanda istihdam etmiştir.
Şehir örgütlenmelerine güvenlik güçlerince yapılan etkili operasyonlar
neticesinde deşifre olan ve aranır duruma düşen mensuplarını korumak
üzere onları kırsal kesimde görevlendirmeye başlamıştır.
Örgütün yediği darbelerin, örgüt lideri Dursun Karataş'ın
merkeziyetçi tavrından ve tek liderliğinden kaynaklandığından hareketle
örgütte bir bölünme ortaya çıkmış, Dursun Karataş 13 Eylül 1992 tarihinde
Almanya'da Bedri Yağan, İbrahim Bingöl ve Aslan Şener Yıldırım tarafından
sorgulanmış, örgütün kasa, arşiv ve ilişkilerine el konulmuştur.
Darbe hareketi belirli bir süre örgütten gizlenmiş
ise de örgüt içersinde "ÖNDERLİK (DAYICILAR) ve DARBECİLER"
olarak iki grup ortaya çıkmıştır.
6 Mart 1993 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen
operasyonda Darbeci grubun lideri Bedri Yağan'ın ölü olarak ele geçirilmesiyle
örgüte Önderlik (Dayıcılar) grubu hakim olmuştur. Örgüt, 30 Mart 1994
tarihinde yurt dışında gerçekleştirdiği 1.Kongresinde ismini Devrimci
Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi (DHKP/C) olarak değiştirmiştir.
Örgütün cephe örgütlenmesi, kırsal alanda ve şehirlerde
her türlü silahlı eylemi gerçekleştiren Silahlı Propaganda Birlikleri
(SPB)'dir.
İdari, siyasi ve propagandif faaliyetler yürüten
parti örgütlenmesi ise, Bölge, İl, İlçe Komiteleri ve Mahalli Alan
örgütlenmeleri şeklinde teşekkül etmiştir.
Örgüt kamuoyu oluşturmak, propaganda yapmak ve her
kesime sesini duyurmak amacıyla yasal olmayan kuruluşlarla da faaliyet
göstermektedir. Bu kuruluşlardan başlıcaları;
Türkiye Öğrenci ve Gençlik Dernekleri Federasyonu
(TÖDEF)
Demokratik Lise Mücadele Komiteleri (DLMK)
Devrimci Halk Güçleri (DHG)
Halk Meclisleri
Haklar ve Özgürlükler Platformu (HÖP) dur.
TERÖR ÖRGÜTLERİ
DHKP/C
12 Eylül 1980 tarihinden sonra 1990 yılına kadar
kırsal alan faaliyetlerine ara veren Marksist-Leninist örgütler, bu
tarihten sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da KADEK'nın etkinliğinin
çok olması yüzünden, daha önceden alt yapısının bulunduğu Karadeniz
kırsal alanını tercih etmiştir. 1980 öncesi Dev-Yol örgütünün Ordu-Fatsa
ilçesinde oluşturduğu yapılanma ve altyapı, diğer sol örgütlere de
Karadeniz'de potansiyel kurtarılmış bölgeler fikrini vermektedir.
Sivas, Tokat, Ordu ve Giresun illerinin dağlık ve
ormanlık alanları, başta DHKP/C olmak üzere, KADEK ve TKP/ML-TİKKO
terör örgütlerinin Karadeniz kırsal alanına açılma bölgeleridir. Bölgenin
sarp dağları ve sık ormanları terörle mücadeleyi olumsuz etkileyecek
bir faktördür.
1990
yılından sonra, aranır duruma düşen ve cezaevlerinden firar eden örgüt
mensuplarının da görevlendirildiği Tunceli kırsal alanına kayan DHKP/C,
KADEK ve TİKKO burada, ağır hayat şartları ve yapılan operasyonlarla
fazla barınma imkanı bulamamıştır.
Daha kolay lojistik destek bulacağı Sivas-Tokat-Ordu
kırsal alanını seçen örgüt, 1996 yılı Aralık ayında KADEK ile arasında
imzalanan protokol gereği, Karadeniz bölgesine açılmayı düşünen KADEK'ya,
bölgeyi tanıtacak ve karşılığında KADEK'dan silah alacaktır. Ancak,
örgütlerin üst düzeyinde varılan bu anlaşmaya örgüt elemanları sıcak
bakmamış ve uzun ömürlü olmamıştır.
1997 yılı içerisinde Adana ve Osmaniye'de güvenlik
güçlerince yapılan operasyonlar sonucunda DHKP/C örgütünün Akdeniz
kırsalına yönelik hazırlıklarına büyük darbeler vurulmuştur.
1998 yılı Kasım ayında örgütün Ege Bölgesi kırsal
alanında yapılanmaya başlamış ancak Denizli kırsalında güvenlik güçlerince
yapılan operasyonlar sonucunda bölgedeki faaliyetleri sonuçsuz kalmıştır.
11 Eylül 2001 tarihinde ABD'ndeki terörist saldırılarla
ilgili olarak DHKC enformasyon bürosu tarafından saldırıyı destekler
mahiyette açıklama yapılarak; ABD'yi vuran gücün yıllardır sürdürülen
sömürgeci politikası olduğu, yıllardır yaptığı gizli ve askeri operasyonlarla
masum insanların katledildiği, bu saldırılarla ABD'nin yaptıklarının
bedelini ödediği belirtilmiştir.
Cezaevlerinin mevcut durumlarının iyileştirilerek
Avrupa standartları seviyesine getirilmesi ve Devlet otoritesinin
tesis edilmesi maksadıyla "F" tipi cezaevlerinin gündeme
gelmesiyle birlikte başta DHKP/C olmak üzere Aşırı Sol organizasyonlarca
protesto eylemleri gündeme gelmiş ve zaman zaman söz konusu protesto
eylemleri şiddet ile desteklenmiştir.
19-21 Aralık 2000 tarihinde devam eden açlık grevi
ve ölüm orucu eylemlerini bitirmek ve cezaevlerindeki örgüt baskını
bertaraf etmek maksadıyla güvenlik güçlerine "Hayata Dönüş Operasyonu"
gerçekleştirilmiştir.
Söz konusu operasyon sonrasında iletişim ve koordinasyon
sıkıntısı çeken DHKP/C terör örgütü, tabanını muhafaza etmek ve örgütteki
olası dağılmaları önlemek maksadıyla aşırı sol literatürde ilk defa
03 Ocak 2001 günü Şişli Emniyet Müdürlüğüne, ikinci olarak 10 Eylül
2001 günü İstanbul-Taksim'de yine güvenlik güçlerine yönelik olarak
intihar saldırısı eylemleri neticesi (2) polis memuru şehit , (15)
polis memuru yaralanmış olup, ayrıca Avusturyalı (1) turist hayatını
kaybetmiştir.