Fahrettin KIRZIOĞLU
KURTULUŞUNUN BEŞİNCİ HAFTASINDA ERZURUM’U
ANLATAN BİR MEKTUB
“Teşkilat-ı Mahsusa” Müfreze Kumandanlarından Erzurum
Ilıca Bucağı Ebülhindi (Yeni adı: Alaybeyi ) köylü Köseoğlu Cafer
( ERÇIKAN ) Bey’in, İstanbul’daki üç kardeşine Erzurum’dan yazdığı
mektup:
Erzurum, 19 Nisan 34 ( 1918 )
Dersaadet’de İttihad ve Terakki Merkez-i Umumisi’nden
Kahraman Efendi vasıtasiyle, Erzurumlu Cafer Beğ’in Biraderi Mustafa’ya
verilecektir.
…
Büyük Kardeşim Tayfur Beğ’e, Necib ve Mustafa Beğler’e.
İzzetlü Kardeşlerim,
Aileniz ve kerimeniz Ulviye, kedersiz, bihamdullah,
sıhhatdedirler. Fevkalade istirahatleri temin edilmişdir. Kaaimvalideniz,
el-an sağdır. Diğer Akrabalarınız da sıhhatde olup; Hacı-Necib Beğ
vefat ve Ziya Beğ’in Mahdumu, katledilmişdir. Diğer katledilenler
umumen altıbin kadardır. Erzurum içerüsünde, ancak yüzeli kadar katledilmiş;
ve diğer katledilen(ler) muhacereten ve gerekse amele suretiyle Erzurum’da
bulunan Türk ve Kürtler’dir. Bunlar sarfolunmuşlardır. Erzurum’un
bir çok tarafları yıkılmış ve bazı mahalleler de yanmışdır. Adam bulunmayan
köyler düzlenmişdir. Bunlar yapılmış şeyler. Ancak, yapılmayan bir
şey varsa, Erzurum’un mahzenlerine saklanıp çıkmayanların namussuzca
lekelenmesidir.
Köylüler silaha sarılarak müdafa( ya çalışmış )
ve düşmandan kendilerini kurtarmışlardır. Silahına sarılan iki köylünün
karşısında binlerce Ermeni kaçmışdır. Karyelerden: Tazegül’den otuz
kadar katledilmiştir. ( Aşkale – Kandilli Bucağı’na bağlı ) Tazegül,
( Bucak merkezi ) Ilıca , ( Erzurum Merkez Bucağı’nın ) Tuzcu ve (
Ilıca’ya bağlı ) Norşen’in ( Yeni Adı:Kumluyazı) erkekleri kaçmış;
buralardaki on yaşındaki çocuklarla kadınlar bile katledilmişlerdir.
Ovacık,( Ilıca’ya bağlı yerlerden ) Haydariboğazı
( Yeni Adı: Dereboğaz ), Serçeme- Deresi merdlikle müdafaa ederek
kendilerini kurtarmışladır. ( Aşkale Kandilli Bucağı Köyü Merdiven
) Nerdüban’dan kırk kişi(yi) katletmek üzere Ermeniler toplamışlar.
Bunların içerisinden Davud’la Biraderi, kendilerini ve bütün köy aile
ve namuslarını kurtarmışlardır. Bihamdullah, benim de o köylüler meyanında
bulunmaklığım mefharetimi mucibdir.
Bu kadar zulüm yapmak için, tedricen ve ahalinin
sadasını çıkarmıyarakdan yapılmış ve en çoğu son günde icra edilmişdir.
Fakat şurası şayan-ı muteleadır ki, Ermeniler, kendi dostlarını yani
her zaman Ermeniler’e dostluk besleyen ahlaksız adamları öldürmüşlerdir.
Bu meyanda; Ilıca’da Tütüncü Efendi’nin ( 1915 ilk baharındaki Tehcir’de
Hükümetten gizleyip) mahzeninde sakladığı Ermeniler, kendisini çoluk
– çocuğuyla (birlikte), iyilik yapacağız diye; Aşkale’de Mahmud Efendi’nin
sakladığı Ermeniler, keza kendisi ve ailesini; Bizim (Ebülhindi) köylü
Sabit Beğ, tanıdığı ve misafir ettiği Tercanlı marabaları tarafından;
Osman Beğ’in mahdumu Rıza Beğ, konuştuğu ahbabları Ermeniler tarafından,
bütün ailesiyle feci bir suretde katledilmişledir. Esas vukuat, Ermeni
dostlarına yapılmışdır.
( Erzurum’un Dervişağa Mahallesindeki Yukarı – Pasin
/ Hasankale’nin eski: Ezirmik / yeni adıyla “Ovaköy”ünden gelme) Ezirmikli
Osman Ağa’nın evinde, altıyüz kadar İslam’ı doldurarak yakmışlar.
( Buranın ) karşısında Mürsel Beğ’in hanesindeki sekizyüz adama, ateş
vermişler ve bir kısmı yanmış, vurulmuş ve bir kısmı taşlarla müdafaada
bulunarak kendilerini kurtarmışlardır. Kendisini müdafaa eden merdlere
ölüm olmadığını bu vukuat gösteriyor. Birtakım lekelerin ( yani korkakların
) yüzünden çocuklara varınca çokca yara ile katledilmişlerdir.
Tırabuzon civarında, az bir mikdar katil vuku’bulmuşdur.
Bayburt’da, altıyüz kişi kadar kesilmiş ve bunlara sebeb olup ahalinin
müdafaa teşebbüsüne mani olan Belediye Reisi Kaleardılı Hafız ve diğer
hain Ermeni dostları bunlarla beraber katledilmişlerdir.
Erzurum’da, Hakkı Paşa ve Hacı Nazım, bunlar da katledilmişlerdir
ki, bu hainler Ermeniler’e dost imişler. Hasankale’de, altıyüz kadar
İslam katledilmiş ve Aşkale’den sonra Erzurum’a kadar ( yollarda )
büyük küçük( çocuk ) bir çok cenazelere tesadüf edilmişdir. Yol üzerindeki
köyler, feci’ane katle uğramışdır. Erzurum’un, el-an, yanmış hanelerinden
cenazeler çıkmakdadır.
Sarıkamış’da ve Kars’dan Revan’a kadar ( ki ) mahallerde,
katliam devam etmişdir. Bunların hulasası, Ermeni dostları bu vukuatda
sarfedilmişler ( yani harcanmışlar). Ve Ermeniler, bize bir esas bırakmışlardır
ki, bunlar, umum Türkler’e çocuklar(ımıza) a bir hatıradır: Ermeni’ye
dost olmamak, Evvel ve sonra, Ermeniler’e dost olan İslamlar’a lanet
etmeyi öğretmişdir.
Kafkas ( Azerbaycan ) Türkleri, Türklük ve Müslümanlık
uğurunda, ( 1915 de Kars ve Batum İllerinde, Oltu - Şenkaya – Olur
ve Artvin’de yaptıkları gibi, 1916 ‘da Rusların işgaline uğrayan:
Erzurum ve Tırabzon Vilayetleri’mizde) esaretde kalan Türkler’e birçok
mu’avenetle iane ve himayede bulunmuşlardır. ( Rus istilasındaki )
her Kaza ve Vilayetde, Türklük için hayatını feda ( eden ) birer,
beşer Türkler, Türk Müslümanları ( Azerbaycanlılar ) gelmişler. Ve
bunlar meyanında Erzurum’da Kafkas ( doğrusu,” Bakü İslam” ) Cemiyet-i
Hayriyyesi Mümessili bulunan ve Kafkas Türkleri’nin verdikleri i’aneleri,
gazyağıları, unları ve hatta zürra’a çift kotanları ( pullukları )
tevzi’ine memur edilen, yirmiiki yaşında genç ve dilber simalı ( Genceli
aydınlardan D. ) Saidof ( Seydiof), Erzurum’a büyük hizmetlerde bulunmuş.
Ve ( 7 Kasım 1917 günü başlayan Bolşevik İhtilali üzerine Rus Ordusundan
erlerin çoğu silahlarını ve askeri malzemeyi bırakıp çekilirken, Kasım
- Aralık 1917’de, Erzurum’daki Ermeniler gibi Türk) ahaliyi (de )
silahlandırmak için yaptığı teşebbüsler, Hakkı Paşa gibi namussuz
ve diğer rüfekaları tarafından men’edilmiş. Ve, diğer bir takım namussuzlar
da ( Erzurum mahallelerinde Türkler arasında gizlice toplanılarak)
yapıulan müşavereleri ( ertesi sabah erkenden, hemen Ermeniler’e )
ihbar ederek, muvaffakiyete sed çekilmiş. Ve Erzurum’dan kat’iyyen
ayrılmayarak ( Hakkı Paşa ) son zamanda ( 10 Mart 1918 günlerinde
) Hacı Sabri ve diğer ( Ermeni dostu ) arkadaşlarıyla semt-i meçhule
gitmiş ve el-an cenazeleri bulunamamışdır.
Batum, tarihden bir gün evvel ( 14 Nisan 1918 de
) zabtedilmişdir. Ardahan ( 3 Nisan 1918 ), Oltu ( 25 Mart 1918 ),
Sarıkamış ( 5 Nisan 1918 ) bizdedir. Gönderdiğim adamlar vasıtasıyla
Kars, Ardahan ve havalisinden, Erzurum için tohumluk ve hayvanat mübaya’a
ediyorum. Bihamdullah, Kars havalisinden gelen tohumları ekmekteyiz
ve öküzleri koşmaktayız.; artık müjdeler…
Oltu ve Sarıkamış’da ordunun, dör-beş aylık her
nevi erzakı mevcuddur. Erzurum’daki ahalinin yüzde altmışının, her
nevi erzakı vardır. Yüzde yirmisi mümkün mertebe idareli ve yirmisi
de ( hiç ) yiyeceği bulunmayanlardır. Hayvanatı Ruslar ve kısmen Ermeniler
almış olduğundan, koşum hayvanatı noksandır. Vesait-i nakliye Orduda
istihdam edildiğinden, ekin noksan ekilecekdir. Bihamdullah, yolların
ve şömendöferlerin muntazam bulunması, felakete meydan vermiyecektir.
Tırabuzon’dan, Ordu ve Erzurum Vilayeti içün tütün
mübaya’ası bize verilmiş ve adam gönderilmişdir. Burada her çeşid
büyük mıkyasda iş ve ticaret yapmak ( imkanı ) mevcuddur…
19 Nisan Sene 334 ( 1918 ) .Biraderiniz Cafer. *
* Bu mektub, bir çok belgeler ile birlikte, merhum Cafer ERÇIKAN’ın
evinde 1946’da kopye edilmişdir.