ERMENİSTAN - YUNANİSTAN - İRAN ÜÇLÜSÜ TÜRKİYE'NİN PETROL
ÇIKARLARINI BALTALAMA PEŞİNDE
Bazı
ülkeler, Türkiye' nin sadece güvenliğini ve toprak bütünlüğünü değil,
ekonomik geleceği ve çıkarlarını da baltalamayı kendilerine şiar
edinmişlerdir. Bu ülkelerin başında, Yunanistan ve Suriye nin yanısıra,
İran ve Ermenistan gelmektedir.
Geleneksel, şoven Türk düşmanlığı güden Ermenistan'
a yakınlaşma çabasında olan İran, bu ülkeyle ilişkilerini geliştirerek,
hem bölgede nüfuz sahibi olmaya, hem de Hazar Denizi petrol boru hattının
Türkiye üzerinden geçmesi projesini baltalayıp, bu hattın Ermenistan-İran
üzerinden geçmesini sağlamaya sinsi sinsi çabalamaktadır. Bu arada,
Ermeni-İran ikilisinin, bu amaç doğrultusunda Türkmenistan gibi, Türki
Cumhuriyetleri de, Türkiye den kopararak, kendi yanlarına çekme gayreti
içinde oldukları da gözlemlenmektedir. Bu gibi Türk kökenli devletleri
de yanlarına alarak, amaçlarına daha kolay varacaklarını ummaktadırlar.
Bu doğrultuda, Ermenistan ve İran arasındaki resmi ziyaretler ve petrol,
enerji, ulaşım, sosyal güvenlik, ticaret, bankacılık gibi alanlarda
imzalanan işbirliği protokolleri son zamanlarda yoğunluk kazanmıştır.
Ermenistan ve İran ın, Türkiye ye aldıkları yıkıcı cepheye, özellikle
Türkmenleri yanlarına çekme uğraşı göze batmaktadır. Basın haberlerinde,
bu gerçekler ibretle izlenebilecek niteliktedir. Bu konuda birkaç
haberi aşağıda sıralayalım:
İran Başbakan Yardımcısı İsfahani, Erivan'ı 18 Temmuzdaki
ziyaretinde, İran, Ermenistan ve Türkmenistan la olduğu kadar, İran,
Ermenistan ve Yunanistan arasında üçlü bir işbirliğini yürekten desteklediklerini
söyledi.
Türkmenistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı
Boris Şihmuradov başkanlığındaki bir heyetin Erivan a, 15 Nisan da
yaptığı bir ziyarette, Büyük İpek Yolu nun yeniden canlandırılması
olanakları görüşüldü. Toplantıda, İran-Ermenistan-Türkmenistan kavşağında
birleşen, Doğu ve Batı uygarlıklarının ticari ve kültürel ilişkileriyle
ilgili tarihi olaylardan söz edildi. Toplantıda, İran Dışişleri Bakanı
Ali Ekber Velayeti de hazır bulundu. Ajanslar, toplantı sonunda, turizm,
bankacılık ve enerji de dahil, birçok konuda anlaşmalar yapılmasının
beklendiğini bildirdiler.
10 Eylül' de, Ermeni Dışişleri Bakanı Vahan Papazyan,
iki günlük bir çalışma ziyareti için Ermenistan a gelen İran Dışişleri
Bakan Yardımcısı Mahmud Vayezi yle görüştü. İki taraf, Ermeni-İran
ilişkilerinin yanısıra, Ermeni-Türkmenistan-İran arasındaki üçlü işbirliğini
de görüştüler. Taraflar ayrıca, inşası planlanan petrol boru hattı
ve Ermeni-İran yüksek voltajli elektrik hattı konularının yanısıra,
karşılıklı yatırımlar ve ticari ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi
görüşüldü.
Ermenistan, Türkmenistan ve İran Dışişleri Bakanları
2-4 Temmuz da Aşkabad da biraraya geldiler. Toplantı sonunda yapılan
ortak açıklamada, ticaret, ulaşım, bankacılık ve enerji sahalarında
bir dizi dokümanın imzalandığı bildirildi. Taraflar arasında işbirliğini
geliştirme olanaklarını araştırmak için ortak bir komisyon kuruldu.
Ermeni-Türkmen ikili işbirliğini ilgilendiren konuların yanısıra,
Kafkaslar, Orta Asya ve Yakın Doğu daki politik sorunlar da Ermeni
ve Türkmen Devlet Başkanlarınca görüşüldü.
Türk düşmanları, Türkiye'yi her yönden zayıflatıp
parçalamak planları çerçevesinde Türk kökenli devletleri kendi emellerine
alet etme çabası içine girmiş bulunuyorlar.
******************
YILANIN BAŞI ABD !
ABD, 300 bin Ermeni'nin oyunu kazanma uğruna, 65
milyon Türk ün güvenini kaybetmiştir. Ermeni olayı Türkiye de, sokaktaki
adamın Amerikaya duyduğu sempatiyi gölgelendirdiğine de şu günlerde
tanık oluyoruz.
Ermeni olayına önemsiz gözüyle bakanlar, Her yıl
24 Nisanda dünyada ve 4 yılda bir Amerikada seçimlerde bu konu gündeme
gelir birkaç ay Türkiye aleyhine propaganda yapılır ve sonra herşey
normale döner unutulur. diye düşünenlerin olduğunu görüyoruz. Ne
yazık ki böyle düşünenler, Türk insanının ONURUNU umursamayıp fazla
ciddiye almıyorlar. Politik varlıklarını Ermeni, Yunan, Sırp kökenli
seçmenlerinin oylarıyla sürdüren Amerikalı politikacılar, oy toplamanın
Türkiye nin dostluğundan daha önemli olduğunu düşünebilirler ancak,
ABD'ye ne kaybettirdiklerini de düşünmeleri gerekir. Mesele Türkiye
nin kaybedecekleri değil, süper devlet olduğu iddia edilen Amerika
nın, Türkiye üzerinden neleri kaybedeceğidir. ABD yi yönetenlerin
şu sıralarda Türkiye ye gösterdikleri sıcak ilginin nedenini araştıracak
olursak, bu müttefiğimizin Türkiye üzerinden çok şey beklediğini görürüz.
Anadolu asırlarca dünyanın zenginliklerini yağmalamak isteyenlerin
göz diktikleri topraklardır. Bu böyle gelmiş böyle gidiyor. Bu yüzden
Türk Devletinin toprakları parçalanmak isteniyor. Ermeni, Kürt ve
Yunanistan ın israrla gündeme getirdiği Pontus konusu da Türk Devletini
bölmek isteyenlerin sahneledikleri oyunların yalnızca bir bölümüdür.
Ne acıdır ki Türkiye nin dış tehlikelere karşı savaş verdiği bir
dönemde, dost ve müttefik bildiği ABD, Türk Devletini sırtından hançerledi.
Amerika da partilerin iktidar için aralarında acımasızca mücadele
etmeleri doğaldır. Amaçlarına ulaşmak için Türkiye de harcanır, başkaları
da, önemli olan iktidara gelmektir. İktidara gelecek olan parti, belki
ABDnin bölgedeki menfaatları için Türkiye ile dost olması gerektiğini
hatırlayacak ama, karşısında eski Türkiye yi bulmayacağını bilmelidir.
******************
ERMENİ UŞAĞI POLİTİKACILAR...
ABD'nin Virginia Eyalet Meclisi'nin, uydurma Ermeni
soykırımıyla ilgili bir karar tasarısını oybirliğiyle kabul etmesini
garipsemememiz gerekir.
ABD'nin Eyalet politikacıları, üç beş Ermeni ile
Yunanlı'nın oylarını almak, seçim kampanyalarına maddi destek sağlamak
için ABD'nin politikasına ters düşse bile Türkiye'yi rahatlıkla harcayabildiklerine
defalarca tanık olduk. Gerçeği söylemek gerekirse, bu Türkiye için
bir kayıp sayılmadığı gibi, dünya üzerinde hakimiyet kurma iddiasında
olan ABD demokrasisi için utanç verici bir gelişmedir. Ermeni ve Rum
lobilerinin ortak girişimleri sonucu kabul ettirilen bu tasarı yetmiyormuş
gibi, 25 Mart 2000 in Yunan bağımsızlık günü olarak Virginia'da
kutlanmasını öngören ikinci bir tasarı Delegeler Meclisi tarafından
benimsendi. Bu gelişmenin en ilginç yanı, Amerika'da, Türkiye'ye yönelik
Ermeni faaliyetlerini yöneten kişinin Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi
Başkanı Murad Topalyan'ın olmasıdır. Topalyan beş ayrı suçlama ile
1999'un Ekim ayı ortalarında tutuklanmıştır. Terörist olarak suçlanan
Topalyan, patlayıcı, makinalı tüfek ve seri numaraları silinmiş ateşli
silahlar bulundurmaktan yargılanacak. Hüküm giymesi halinde, 31 yıl
hapis cezasına çarptırılabilecek. Topalyan, 1980 Ekim ayında üç kişinin
yaralanmasıyla sonuçlanan New Yorkta, Birleşmiş Milletlerdeki Türk
misyona yönelik bir bombalama olayı ile silah ve patlayıcı çalan bir
çeteyi yönetmekle suçlanıyor.
Yıllarca ASALA terör örgütünün ABD'deki adamı olduğu
bilindiği halde bugüne kadar tutuklanmayan Topalyan'ın, Massachusetts
de bir Ermeniye ait çiftlikte ASALA örgütü militanlarına silah eğitimi
verdiği de bu arada ortaya çıktı. Bir kolejde yönetici olarak da çalışan
56 yaşındaki Ermeni eylemci, üç yıl süren bir soruşturmanın ardından,
ABD Ateşli Silahlar Bürosu ve Bedford Polisi tarafından tutuklandı.
Soruşturmanın başlamasına, Birleşmiş Milletlere bombalı saldırısı
değil, bürosunda çok miktarda patlayıcı bulunması gerekçe oldu. ABD
basını, Topalyan ın, ülkenin ileri gelen politikacılarıyla iyi ilişkiler
içerisinde olduğunu ve Başkan Clinton la kahveli bir toplantıda da
bulunduğunu yazdı. Polis'in değerlendirmesi, Topalyan ın, ABD'de görevli
Türk ve Azerbeycan misyonuna yönelik dikkat çekici faaliyetleriyle
bir tehlike oluşturduğu şeklindedir. Topalyan ın başkanı olduğu Amerika
Ermeni Ulusal Komitesi, aşırı milliyetçi TAŞNAK partisinin siyasi
bir kolu olarak ABD de faaliyet gösteriyor.
******************
ÇAKAL AMERİKALI
"Çakal Amerikalı deyimi, yalnızca ABD Temsilciler
Meclisi' nin Ermeni uşağı Başkanı Dennis Hastert ve benzerleri için
geçerlidir.
Hasterd'in, "konuşacak birşeyimiz yok diyerek
Washington' da bulunanTBMM heyetinin kendisiyle görüşme talebini terbiyesizce
reddetmesiyeteri kadar gergin olan, Türk-Amerikan ilişkilerine tuz-biber
ekmiştir. Gelinen bu noktada, TBMM heyet üyelerinin ilk uçağa atlayarak
Ankarayadönmeleri gerekirdi. Bu bir kapris değil, bir onur davranışı
olacaktı. Papaza kızıp orucu bozmak da, Türk-Amerikan ilişkilerini
kötüden beteregötürmekten başka bir işe yaramayacağıda bir gerçektir.
Bu iki olay, Türkiye-ABD ilişkilerini zaten hayli zedelemiştir. Türk
diplomatları son gelişmelerden sonra, tahammülü zor, serinkanlı birpolitika
izleme yolunu seçmiş olsalar bile ABD, Türkiye de haylisempatizanını
kaybettiği gibi, bu ülkede ona karşı olanlara da güçkazandırmıştır.
ABD; Ermeni benzeri ucuz iç politikasıyla, Türkiye
de, Ortadoğu da,Kafkaslar da ve hatta dünyanın daha başka köşelerinde
düşmanlarınınsayısını arttırmaktan başka birşey kazanmıyor. Yunan,
Ermeni, Sırp lobileri Amerikalı politikacılara belki üç beş oykazandıracaklar
ama çok şeyi de kaybettirecekler. AT şu sıralarda Türkiye, Balkanlar,
Ortadoğu ve Kafkaslara yönelik biryayılma politikası uyguluyor. ABDnin
de bu bölgelerde gözü olduğubiliniyor. Bu bölgelerdeki ülkeler, ABD
ile AT arasında bir tercihtebulunurken, seçimlerini gelişmelere göre
yapacaklar. ABD bu güne kadar ektiğini biçmek istiyorsa, bu gerçeği
gözardı edemez. ABD yi yönetenlerin seçimlerden sonra hiçbirşey olmamış
gibi kaldıklarıyerden devam edeceklerini de biliyoruz. Ama bakalım
bu aradakaybettiklerini tekrar kazanabilecekler mi?