HANGİ ANTRANİK ?
Haluk SELVİ
GİRİŞ
Her milletin kahramanları vardır. Kahramanlar mensup oldukları milletin
karakterinin ifadesi şeklinde belirirler, çünkü fertleri kahramanlaştıran
milletlerdir ve kahramanlar da milletlerin beklentileridir. Ermeni
milleti kendi geleceğini başka milletlerin güçsüzleşmesi ve yok olmasında
görmüştür. Bu durum hem Kafkasya’daki hem de Doğu Anadolu’daki tarihi
olaylarla ispatlanmıştır.
Son yıllarda Ermeni diasporasında ve Ermenistan
Cumhuriyeti’nde Antranik tutkusu görülmektedir. Antranik adına kitaplar
ve makaleler yayınlanmakta [1], onun adını taşıyan internet siteleri
açılmaktadır [2]. Bu çalışmalarda Antranik, Ermenilerin Garibaldi’si,
Robin Hood’u, Washington’u olarak nitelendirilerek Ermeni tarihinin
dört önemli unsurundan birisi olarak değerlendirilmektedir [3].
Antranik hakkında yapılan bu diaspora çalışmaları
dışında Ermenistan Cumhuriyeti’nin çalışmaları da 2000 yılında yoğunlaşmıştır.
Hükümet Paris’te bulunan Antranik’in mezarının Erivan’a taşınmasına
karar vermiş [4], Antranik’in mezarı da özel bir delegasyon tarafından
15 Şubat 2000 tarihinde Erivan’a getirilmişti. Yeniden defin merasiminde
Katolik II. Garegin şöyle konuşmuştur:
“Antranik ölümünden sonra bile diktatörlerin yüreğine
korku salmıştır. Mezarın Paris’ten Erivan’a nakli Ermeniler için şan
ve şereftir.” [5]
Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan, Eçmiyadzin
Kilisesi’ndeki bu törende, naklin Ermenistan için büyük bir olay olduğunu,
Antranik’in hayalinin gerçekleştiğini belirtmiştir. 1999 yılında Antranik
için gümüş hatıra paraları, kartpostallar bastırıldığı gibi [6] Erivan’a
da bir heykeli dikilmiştir [7].
Dünyadaki birçok Ermeninin kalbinde yaşayan, şiirlere
ve marşlara konu olan bu Ermeni millî kahramanı General Antranik Paşa
(!) kimdir? Bu ünvanları nasıl elde etmiştir? Antaranik’in hayatı
incelendiğinde, faaliyetlerinin Ermeni Meselesi ile büyük bir benzerlik
gösterdiği anlaşılacaktır. Çünkü Ermenilerin geleceğini ilgilendiren
en önemli olaylarda bir şekilde Antranik adına rastlanılmaktadır.
Şimdi Antranik’in faaliyetlerinde Ermeni milletinin ve Ermeni İhtilal
Hareketinin karakterini görmeye çalışalım.
ANTRANİK’İN İLK SİYASİ FAALİYETLERİ
Antranik, 1865 yılında Şebinkarahisar’da doğdu. Burada 1885 yılında
kurulan ihtilâl hareketine ilk katılanlardan birisi olan Antranik,
1890’ların sonunda babası ile tartışan bir Türk’ü öldürmüş ve İstanbul’a
kaçmıştı. İstanbul’da Hınçaklarla tanıştı ve bir Türk polis şefinin
öldürülmesi işini üzerine aldı, bu cinayeti işledikten sonra Batum’a
kaçtı [8]. Bu tarihler Ermeni İhtilal fikirlerinin ortaya çıktığı
tarihlerdi. İlk Ermeni İhtilâl partisi 1885’te Van’da kurulan Armenegan
Partisi idi ve Ermeni milletinin özgürlüğünü sağlamak için şiddetten
yaralanmak, kendilerini savunmaları amacıyla Ermeni köylülerini silahlandırmak
gerektiğine inanıyorlardı. Antranik’in ilk girdiği Hınçak Partisi
ise, Ermeni İhtilâlini Avrupa diplomasisini harekete geçirecek ve
Ermeni sorununun siyasal çözümünü gerçekleştirecek bir araç olarak
görüyordu. Buna rağmen 1887-1897 yılları arasındaki on yılın örgütlenme
problemleri, ciddi teşkilatlanmayı engelledi. Bireyler ve küçük ihtilâlci
gruplar arasında tam bir ideolojik birlik sağlanamadı [9].
1894’te Hınçakların tertip ettiği I. Sasun İsyanı,
Osmanlı askeri güçleri tarafından bastırılmış fakat hükümetin bu bölgede
çeşitli askeri tertipler almalarını gerektirmiştir. Bu isyanın tertipleyicisi
Serop adında bir çete reisi idi. Hükümet bu bölgeye yeni askeri birlikler
sevk etmiş İran ve Rus sınırını geçen silahlı Ermeni çetelerinin bu
girişlerini önlemek istemiştir [10]. Aslında Ermeni çetelerinin Sasun
bölgesinde yoğunlaşmasını temin etmek kararı, Taşnakların I. Dünya
Kongresinde alınmıştı. Bu toplantıda Sasun halkının silahlandırılması,
Kilikya ve Dersim’i de içerisine alan ihtilâl organizasyonu çalışmalarının
genişletilmesi kararı da alınmıştı. Bu kararlar doğrultusunda Antranik
ve kırk silahlı adamı 16 Mayıs 1895’te Sarıkamış’tan Osmanlı sınırlarına
girerek Sasun’a geçti [11]. Burada Serop’un çetesine katıldı, ilk
silahı ile burada tanıştı [12].
1897 yılından itibaren Taşnaklar Van ve Anadolu’daki
çalışmalarını yoğunlaştırdılar. 1899 yılında Serop öldürülünce çeteler
arasındaki yerini Antranik aldı. Onu çetelerin gözünde yücelten Serop’un
intikamını alması oldu [13]. Bölgenin Taşnak Komitesi Başkanı Hrayr’dı.
Hrayr’a göre fedai savaşı faydasızdı ve boşu boşuna enerji ve çaba
sarf etmekti, onun hedefi uzun vadede bir halk ayaklanması gerçekleştirmekti.
Antranik ise, onun tam aksini düşünüyordu. O’na göre köylüler silahlandırılmalı
ve mücadele edilmeliydi. Bu arada Osmanlı Hükümeti ile birlikte çalışan
birçok Ermeni öldürüldü ve teşkilata katılmayanlar tehdit edildi [14].
ÇETE REİSİ ANTRANİK
Antranik’i Ermeni halkı arasında meşhur eden olay, Arak Manastırı’na
çekilmesidir. Antranik 3 Kasım 1901’de adamlarıyla ve halktan da bazı
kişilerle Sasun yakınlarında dağlık bir bölgede bulunan Arak Manastırı’na
çekildi. Manastırda yetim çocuklar, öğretmenler ve diğer çalışanlar
vardı. Ermeniler, yetimleri buradan almak için teşebbüste bulundularsa
da Antranik bu talebi reddetti. Dört tabur Osmanlı askeri kaleyi kuşattı
[15]. Ermeni kaynaklarına göre kaleyi kuşatan 8.000 Türk askeri idi
[16]. 22 Kasım’da iki Osmanlı elçisi kaleye gönderildi. Antranik taleplerini
şu şekilde dile getirdi:
1- Siyasi suçlular serbest bırakılmalı,
2- Kürtlere dağıtılan silahlar toplatılmalı ve suçlular cezalandırılmalı,
3- Ermenilerden alınan köyler ve topraklar iade edilmeli [17].
Antranik bu taleplerin yerine getirilmeyeceğinden
emindi, fakat esas amacı Avrupa’nın dikkatini bu bölgeye çekerek gerekli
reformların yapılmasını temin etmekti. Gerçekten de Van’da bulunan
Rus Konsolosu hemen Muş’a gelerek olayı yakından takibe başlamıştı.
Bu sebeple Osmanlı askeri manastıra müdahalede bulunamadı. Bitlis
Valisi Hüsnü Bey ve Muş Komutanı Ferik Mehmed Ali Paşa 22 Kasım 1901’de
İstanbul’a gönderdikleri raporda, Antranik’in eşkiyasıyla birlikte
iki yıldır bu bölgede birçok müslümanı katlettiği, Sasun Ermeni köylerine
girerek Ermenilere çeşitli işkenceler yaptığı, böylece avane topladığı
ve ovada sıkıştırıldığı için dağda bulunan manastıra çekildiği, bu
kadar ele girmiş iken yakalanmazlarsa Ermenilerin cüretlerinin daha
da artacağı, fikirleri pek bozuk olan Muş Ermenilerinin bir yabancı
görür görmez türlü türlü yalanlarla hükümet aleyhine konuştukları,
Rus konsolosunun Muş’ta beklediği bildiriliyordu [18]. Osmanlı askerinin
müdahale edememesinden yararlanan Antranik bir gece adamları ile birlikte
manastırdan kaçmayı başarmıştır. Bu olayın Ermeniler arasında dilden
dile dolaşması sonucu Antranik şöhret bulmuştur. Bu olaydan kendisini
sorumlu tutan Ferik Mehmet Ali Paşa ( Hüsrev Gerede’nin babası) Erzurum’da
vefat etmiştir [19]. Yine bu tarihlerde Rusların bölgeye müdahalesini
isteyen Muş Ermenileri bunu kolaylaştırmak ve Rusların sempatisini
kazanmak için Rus konsolosuna müracaat ederek Ortodoksluğa geçeceklerini
bildirmişlerdir [20]. Osmanlı Hükümeti, Antranik ile birlikte Ermeni
köylerini dolaşan Rus konsolosuna onun bir katil olduğunu, Ermeni
köylerini dolaşarak para, erzak ve elbise topladığını, vermeyenlerin
katledildiğini bildirmiş ise de bu teşebbüsten bir netice alamamıştı
[21]. Ruslar Antranik’in bu bölgedeki çalışmalarını yakından takip
etmiş, ona silah ve mühimmat yardımında bulunmuşlardır [22].
1902 baharında Taşnaksütyun Komitesi Sasun bölgesinde
yeniden yapılanmaya gitti. Çetelerin bütün çalışmaları durduruldu
ve 1902-1903 yılı propaganda ve yeniden oluşumla geçirildi; Sasun
bölgesine silah ve insan yığınağı yapıldı [23]. Antranik bu sırada
Muş civarında Alvarınç isimli bir Ermeni köyünde saklı bulunuyordu.
Konsoloslar Muş’a gelmişler bir olayın çıkmasını bekliyorlardı. Bu
sebeple Osmanlı Devleti askerî bir müdahaleden çekiniyor, jandarma
kuvvetleriyle olayı çözmeye çalışıyorlardı [24]. Antranik’e göre,
başlatılacak isyan çok geniş bir bölgeyi, Van, Bitlis ve Muş’u içerisine
almalıydı. Fakat bu teklif uygun bulunmadı ve Taşnak merkezinin isteği
üzerine isyan yalnızca Sasun bölgesine münhasır kaldı. Ermeni çetesinin
sayısı 1.000 kadardı. Osmanlı birliklerinin sayısı 10.000 civarındaydı.
1904 yılı Nisan ayında başlayan isyanın askeri idarecisi Antranik
idi ve Osmanlı kuvvetleri isyanı şiddetle bastırdı. Ermenilerin bu
isyanda kayıpları en fazla 700 kişi idi. Fakat yabancı temsilcilere
bu rakam kasıtlı bir şekilde 7.000 olarak verildi. Antranik de bu
gerçeği ifade etmektedir [25]. İsyandan sonra Antranik ve çetesi Muş
civarındaki dağlara çekildiler. Çeteler bu isyan sırasında bütün Ermeni
köylerini boşaltarak, sakinlerini Muş ovasına gönderdiler. Avrupa
Devletleri’nin Osmanlı Devleti üzerine baskısını çeken bu çalışmalara
Muş Merkez Komitesi son verme kararı aldı ve fedailerin Ahlat yoluyla
Kafkasya’ya gitmeleri istendi. Antranik Van yoluyla Ahtamar adasından
Kafkasya’ya geçti [26].
Sasun İsyanı Antranik’e şunu gösterdi: Ermeni ihtilal
çalışmaları boşunadır, halk için bir ihtilalin istediği şeyler çok
ağırdır, Ermeni İhtilal hareketi yabancı bir gücün desteği olmadan
ilerleyemez [27]
BULGARİSTAN’DAKİ FAALİYETLERİ
Antranik 1906 yılında Bulgaristan’a gitti. Bulgaristan’ın ve buradaki
komitelerin Ermeni çeteleri için özel bir yeri vardı. 1895-96 yılında
10.000 Ermeni göçmen Bulgar Kralı Ferdinand tarafından Bulgaristan’ın
farklı bölgelerine yerleştirilmişti. 1870’li yıllar boyunca İstanbul’daki
Ermeni Patriği Kırımyan Hairik, Bulgar Prensliği’nin bağımsızlığına
destek verdi. Yüzyılın başında Ermeni ihtilâlcileri Makedonya’daki
Bulgar çetelerinden nasıl bomba yapıldığını öğrendiler [28]. Van vilayetindeki
Ermeniler Bulgaristan’ın takip ettiği yolu takip ederek Bulgar komiteleri
gibi teşkilatlandılar [29]. Antranik’in Bulgaristan’daki görevi, buradaki
Ermenileri teşkilatlandırmak ve Taşnaksütyun’un burada kuracağı askeri
talim okulunun alt yapısını oluşturmaktı. Amerika Merkez Komitesi’nin
gönderdiği paralarla okul 1906 yılında kuruldu. Okula Bulgar Kralı
da destek verdi. Fakat okul 1907 yılında maddi imkansızlıklardan dolayı
kapatıldı [30].
Avrupa’ya geçmiş bulunan Antranik, Taşnaksütyun’un
22 Şubat – 4 Mayıs 1907 tarihleri arasında Viyana’da toplanan Dördüncü
Dünya Kongresi’ne katıldı. Kongrede çok aşırı fikirler ileri sürerek
Jön Türklerle kesinlikle uzlaşılamayacağını, esas hedefin sosyalizm
değil, Ermeni milletinin anavatanının kurtarılması olduğunu ileri
sürdü [31]. Antranik, bu kongre sonunda Çete Temsilcisi (Demonstrative
– Terrorist Body) seçildi [32].
1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanına da çok soğuk
bakan Antranik, Ermeni milletvekillerini “ellişer altına satılan insanlar”
olarak değerlendirmiş ve İttihat ve Terakki Partisi liderlerini daha
bu tarihte eleştirmeye başlamıştır [33].
1912 yılında Balkan Harbi’nin çıkması Ermenilere
bekledikleri fırsatı verdi. Ermeniler, Balkanlarda Osmanlı Devleti’nin
mağlubiyetini kendi çıkarlarına uygun gördüklerinden Bulgarlara destek
verdiler. Taşnaksütyun gazeteleriyle, Ermeni askerlerini Osmanlı ordusundan
firara teşvik ederken diğer taraftan çete reisi Antranik başına topladığı
300 kişilik intikam çetesiyle Edirne, Keşan, Malkara ve Tekirdağ’da
aciz İslâm kadın ve çocuklarını boğazlamakta, ihtiyarları ve çocukları
camilere doldurup diri diri yakmakta ve İslâm mabedlerini kiliseye
çevirmekte idi [34]. Ermeniler buradaki Osmanlı mağlubiyetini destanlaştırarak
her yere dağıttılar [35]. Antranik ve Bulgaristan’daki Ermeniler,
Bulgar Hükümeti tarafından madalyalarla ödüllendirildi, Bulgar Kralı
Ferdinand, Antranik’in Bulgar ordusunda görevli olarak maaşa bağlanmasını
istedi [36].
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SIRASINDAKİ FAALİYETLERİ
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’na girmek için hazırlıklara başlayıp
seferberlik ilan edince, içeride hazırlıklarını tamamlayan komiteler,
Kafkasya’daki gönüllü alaylarıyla Rus ordusunun öncü kuvvetleri olarak
harekete geçtiler [37]. Selmas ve havalisindeki Ermeniler Antranik
kumandasında Ruslarla birlikte savaştılar [38].
Rus ordusu gönüllü toplama hareketi Tiflis’teki
Ermeni Milli Bürosu’nun kararıyla 1914’ün son aylarında başladı. Taşnaksütyun
komitesi uzun zamandan beri çetecilik yapan kişileri askeri göreve
çağırdı. Antranik, Keri, Varta, Hamazsb, Armen Gero göreve çağrılan
çete reislerindendi [39]. Rus ordusunda görev alacak olan Ermeni gönüllü
birliğinin ilk gurubu Antranik idaresinde 1000 kişiden oluşuyordu.
Antranik’in birliği Kuzey İran’da Rus ordusuna 16 Kasım 1914’te katıldı.
Rus ordusunda yaklaşık 150.000 Ermeni vardı. Gönüllü çete birliklerinin
görevleri Rus düzenli birliklerine destek olmak ve bu bölgede onlara
rehberlik etmekti [40].
Amerika’da yayınlanan Asparez Gazetesi yazılarıyla
Ermenilerin niyetlerini ortaya koyuyordu: “... Ermeni gönüllüleri,
Antranik, Vartan ve arkadaşları, intikam için silahlarınızı kınından
çıkarınız, intikam, bila istisna intikam, merhamet gösteren her Ermeni
bundan sonra alçakdır, artık intikam kelimesiyle Ermenilik aynı olmalı”
[41].
Antranik’in bölüğü 1915 Nisan’ında Dilman’da Türk
kuvvetleri ile çarpıştı. Türkler Rusları burada durdurmak istemişlerdi.
Fakat başarılı olamadılar. Van’ın ele geçirilmesinden sonra Antranik
ve Dro Ahlat ve Bitlis’e doğru ilerlediler. Türklerden temizlenmiş
olan Van, Bitlis, Erzurum ve Trabzon’a Ermeniler getirilerek yerleştirildi
[42]. Antranik idaresindeki çeteler büyük bir gayretle Türkleri katlettiler
ve bölgeyi Türklerden temizlediler [43], bölgede yakmadık köy bırakmadılar,
onbinlerce insanı katlettiler [44]. Van kıtaları komutanı General
Nikolayev 1 Temmuz 1915’te Kafkas orduları Komutanı’na gönderdiği
telgrafta, Antranik idaresindeki Ermeni çetelerinin devamlı olarak
yağma hareketlerinde bulunduğundan, her türlü cinayeti işlemekten
zevk aldıklarından, bunların önüne geçmek için Van’da Divan-ı Harp
kurulduğundan ve artık çetelerin gönüllü olarak Rus ordusuna alınmasından
vazgeçilmesinden bahsediyordu [45].
1916 yılından itibaren Ruslar, Ermeni politikasını
değiştirmeye başladılar. Rus ordusunda bütün Ermeni birlikleri gibi
Antranik’in birliği de dağıtıldı. Bunlar düzenli Rus birlikleri içerisine
yerleştirildi. Grand Duke Nikolayev, Ermeni gönüllü birliklerinin
milli bir problem olarak ortaya çıkmasını istemiyordu. Ruslar Doğu
Anadolu’da bir Ermenistan kurmak fikrinde değillerdi. Onların isteği,
bu bölgeyi Rus toprağı haline getirmekti. Bu sebeple diğer bölgelerdeki
Kazakları Doğu Anadolu’ya getirerek yerleştirmek istiyorlardı [46].
Artık Rusların Ermenilerle işi bitmişti.
1917 yılında Rusya’daki dahili gelişmeler bu politikanın
değişmesine sebep oldu. İşgal edilmiş toprakların elde tutulabilmesi
için tekrar Ermenilere ihtiyaç duyulmuştu. Rus ihtilali başlamadan
önce 29 Mayıs 1917’de Antranik Tiflis’te Amerikan temsilcisi Willoughby
Smith ile görüştü. Smith, Antranik’e Rus ihtilalinin başarısı durumunda
Erzurum ve Bitlis’i nasıl elde tutacağını sordu. Antranik, Kıbrıs’tan
İskenderun’a çıkacak İngiliz birliklerinin doğuya ilerlemesini, müttefiklerin
Türkiye Ermenilerinden oluşan bir birlik kurmalarını teklif etti.
Türkler bu iki güç arasında ezileceklerdi. Smith, Antranik’in bu teklifini
Moskova’da bulunan Rus, Fransız ve İngiliz askeri ataşelerine anlattı.
Antranik’in bu planı tasdik edildi. Ruslar erzak ve elbiseleri vermeyi,
İngilizler ve Amerikalılar maddi destek vereceklerini ve askerlerin
ailelerine bakacaklarını taahhüt ettiler. Ayrıca Ruslar Antranik’e
madalyalar ve generallik rütbesi verdiler. Londra’da bulunan Bogos
Nubar da Antranik’e gönderdiği telgrafta, bütün güçleriyle Van, Bitlis
ve Erzurum’u savunması gerektiğini ve finansal desteği garanti ettiğini
söylüyordu. Rus hükümeti artık doğrudan Antranik’le görüşüyordu [47].
Bu durum Taşnak idarecilerini rahatsız ediyordu. Antranik’in yolu
yavaş yavaş Erivan’dan ayrılmaya başlıyordu.
İhtilalden sonra, 1918 Ocak sonuna kadar Nazarbekov’un
birlikleri Van ve Erzurum’dan Erivan’a kadar olan alanı işgal etmiş
durumdaydılar. Üç taburdan oluşan bu birliklerin üçüncüsünün başında
Antranik vardı ve bölükleri Erzurum-Hınıs-Van bölgesinde idi [48].
Rusya’da ihtilal olması ve Şark cephesinde Osmanlı
Devleti’nin avantajlı bir duruma geçmesi, Ermenileri endişelendirdi.
Onlar, işgal edilmiş olan bölgelerin kendilerinde kalacağından emindiler.
Fakat şimdi bu toprakların ve bütün hayallerin kaybolması söz konusu
idi. Bu sebeple sonuna kadar direnmek gerekiyordu. Düzenli Rus birlikleri
Erzincan, Erzurum ve Van bölgesinden çekilirken geride silahlı Ermeni
çeteleri bırakmışlardı. Bu zayıf birliklerin düzenli Türk birlikleri
karşısında müdafaa kabiliyetleri yoktu. Bu sebeple yapacakları tek
şey çekilirken insanların ve yerleşim yerlerinin imhası idi.
Antranik 2 Mart 1918’de Rus generali üniformasıyla
Erzurum’a geldi. Dördüncü rütbeden St. Vladimir ve İkinci rütbeden
St. George madalyaları taşıyordu. Albay Morel’in üzerinde bulunan
Erzurum Merkez Komutanlığını üzerine aldı. İlk olarak buradaki Rus
subaylar ile bir toplantı yaparak şehirde asayişi sağlayacağını, burada
bulunmalarının Rusya’nın menfaatine olduğunu söyledi, daha sonra sokaklara
astırdığı beyannamelerle halkın işine devam etmesini, kim olursa olsun
suçluların hemen cezalandırılacağını duyurdu. Ermeni birlikleri firar
etmek üzereydiler, Antranik bunları kılıçla, yumrukla cepheye göndermeye
uğraşıyordu. Erzincan’ı kurtaran Türk birlikleri Erzurum’a yaklaştıkça
Ermeniler katliamlarını artırdılar. Antranik sinirlenmişti. Ermeni
çetelerinin kaçmalarına mani olamıyordu. Köprüköy’e firarilerin imhası
için yerleştirdiği makinalı tüfek bile işe yaramamıştı. Antranik ve
Ermeni subaylar iki gün daha şehirde dayanarak mümkün olan tahripleri
yaptıktan sonra şehrin boşaltılmasına karar verdiler. “Hürriyet Mücahitleri”
Ermeni eşkiyası 11 Mart akşamı Erzurum’u terk etti [49]. Arkalarında
yanan, harap olmuş bir şehir, kadın, çocuk, ihtiyar 8.000 ölü bırakarak
kaçmışlardı. Şehirde bir tek ağaç bile bırakılmamıştı [50]. Antranik’in
katliamları Erzurum’a münhasır kalmadı. Çekiliş sırasında yol üzerindeki
bütün köy ve kasabalar yakılmıştı. Kınalı Karahaç Köyü ve çevresinde
7.060 Müslüman yakılarak katledilmişti [51]. Ilıca’da iki bin kişiyi
akla gelmeyecek şekillerde öldürmüşlerdi [52]. Sarıkamış’ın Karahamza
nahiyesinde 5337 Müslüman, Antranik’in emriyle katledilmiş, yüzlerce
hane yıkılmıştı [53].
ANTRANİK KAFKASYA’DA
Erzurum’un kısa bir süre içerisinde hiçbir savunma olmadan çetelerin
firarı yüzünden düşmesi, Antranik’in Rus ordusundan istifasına sebep
oldu, general elbisesini çıkararak çete reisi elbisesini giydi. General
Nazarbekov’a elçilerini göndererek, Gümrü’ye gelmek istediğini ve
Zengezur Bölgesi’nde Türklere karşı çarpışabileceğini bildirdi. Nazarbekov
bu planı uygun bularak Antranik’in Gümrü’ye gelmesini kabul etti.
10 Nisan 1918’de 400 seçilmiş Türkiye Ermenisi’nden oluşan “Özel Hareket
Birliği” (Special Striking Division) ni kurdu. Bu birliğin amacı Rus
sınırlarını korumak ve Türklerin Kafkasya’ya girmelerini önlemekti
[54]. Bu birlik ayrıca Kafkasya’dan Türkiye’ye yerleştirilmiş olan
Ermenilerin eski yerlerine yerleştirilmelerine de nezaret edecekti
[55].
Bu tarihlerde Kafkasya’da siyasi bir boşluk vardı.
Türk birlikleri hızla bu bölgeye ilerliyorlardı. Özellikle Bakü’deki
petrol kuyularının Türklerin eline geçmemesi gerektiğine inanan İngilizler
bölgede kendilerine bağlı olabilecek askeri güç aradılar. Bağımsız
büyük Ermenistan’ın kurulmasını ancak büyük bir devletin desteğinde
gören Antranik, onlar için gayet uygun bir kişi idi. Savaş boyunca
da müttefikler için çalışmıştı [56].
4 Haziran 1918’de Türklerle Ermeniler arasında Batum
Anlaşmasının imzalanması İngilizlerin Kafkasya’daki bu politikalarına
aykırı idi. Fakat Antranik’in bu antlaşmayı kabul etmeyerek Erivan’dan
farklı bir yol takip etmesi İngilizlerin işine geldi. Antranik’e göre;
Ermenistan toprakları Erzurum, Van, Muş ve Bitlis bölgelerini de içerisine
almalıydı. Fakat Batum Antlaşmasına göre, bütün bu bölgeler Türklerin
idaresinde kalıyordu [57]. Bu anlaşma ile Kafkasya Ermenileri ile
Türkiye Ermenileri arasında önemli problemler ortaya çıktı. Kafkasya
Ermenileri, Antranik ve çetesinin kendileri için sürekli problem çıkardığından
ve huzuru bozduğundan şikayet ediyorlardı [58]. Ermenistan Cumhuriyeti’nin
bu şartlar altında varlığını ve kuvvetlerini dağıtmayı reddeden Antranik,
Doğu Anadolu’daki katliamlarına Culfa [59], Nahçivan [60], ve Zengezur
bölgesinde de devam etti.
IX. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa, 1 Aralık 1918’de
Kars’tan Harbiye Nezareti’ne gönderdiği telgrafta, Batum Anlaşmasının
imzalanmasına kadar geri çekilen Ermenilerin kadın, çocuk ayrımı yapmadan
Müslümanları katlederek, cesetlerinin uzuvlarını keserlerle parçaladıklarını,
anlaşmanın imzasından sonra Müslümanları imha politikası gereği özellikle
Antranik’in binlerce çete mensubuyla Gence, Erivan, Ordubat ve İran’da
katliama devam ettiklerini, Ermenilere gösterilen her türlü hoşgörü
ve yardıma karşılık, yapacakları yeni mezalimlere zemin hazırlamak
ve cinayetlerini örtmek için katliamlara son vermek üzere Antranik’in
Osmanlı ordusunca yakalanmasının zulüm olarak gösterildiği, Şahtahtı,
Zengezur, Nahcivan, Iğdır, Serdarabad ve havalisindeki yüzlerce köyde,
Ermenilerin binlerce Müslümanı şehit ettikleri Antranik çetesinin
yakıp yıktıklarını anlatmaktaydı [61].
Antranik’in Nahcivan’daki cinayetleri hakkında Ermeni
komisyonu ile Erivan’daki Kolordu Kumandanı Nazarbekov da Türklere
uyarıda bulunuyorlardı [62]. Fakat yukarıda da görüldüğü gibi, Antranik’i
Nahcivan bölgesine çağıran Nazarbekov’du ve Antranik kuvvetlerini
Erivan’ın güvenliği için bir garanti olarak bu bölgede tutuyordu.
Zengezur, Erivan’ın son müdafaa kalesi idi.
1918 yılının ilk yarısında Karabağ bölgesi hayati
bir öneme sahipti. Mayıs ayında Azerbaycan, bağımsızlık deklarasyonunu
takiben bu bölgeyi ve Zengezur şehrini Osmanlı ordusunun yardımıyla
kendi idaresi altına almaya çalıştı. Fakat Osmanlı-Azeri güçleri Bakü
üzerine yoğunlaşırken Türkiye Ermenisi Antranik ve çetesi Temmuz ayında
Zengezur’a girdi; bir çok Müslümanı katletti ve Zengezur’un merkezini
Ermenistan’ın kontrolü altına soktu [63]. Antranik’in bu bölgedeki
çalışmaları Türklerin petrol merkezine girişini önledi. Böylece Antranik,
müttefiklere çok önemli katkıda bulunmuş oluyordu.
Antranik büyük devletlerin bu bölgedeki politikalarına
yardımcı olurken, kendi ideallerini de gerçekleştirmeye çalışıyordu.
O’na göre Türkler, Ermenilerin ebedi düşmanı idiler ve kesinlikle
imha edilmeliydiler. Zengezur bölgesinde onun gelmesiyle katliamlar
hızlanmış, bölgede toplam 10.068 kişi öldürülmüş, 115 köy yerle bir
edilmişti. Erivan bölgesindeki Müslüman delegeler Azerbaycan Başbakanına
gönderdikleri telgrafta, “Antranik birliği ile Erivan bölgesine hareket
etti. Yanında Türkiye’den gelen Ermeniler de var. Hedefleri bölgedeki
Müslümanların imhası ve göçürülmesidir” diyorlardı [64].
Antranik bu bölgede Yaycı, Arza, Kerim-Kulu, Culfa,
Ordubad’ın bir çok kasabalarını, Cemaldu, Kırna, Beneniyar kentlerini
işgal etmiş, evleri, mescidleri, okulları ve tahıl ambarlarını yakıp
küle çevirmiştir. Esas karargahını Nahcivan şehrinden on iki kilometre
uzaklıktaki Küznüt’te kuran Antranik 4 Eylül 1918’de Nehrem’e saldırmış,
fakat Nehremlilerin karşı koymasından dolayı bir şey yapamayarak geri
çekilmiştir [65].
Antranik’in idaresinde 3 ile 5 bin arasında tahmin
edilen düzensiz birlikler vardı. Ayrıca Türkiye’den ve Rusya’dan göç
etmiş binlerce Ermeni göçmen de onunla birlikte Zengezur’a gelmişti.
Batum Anlaşmasının imzalanmasından sonra, ilk olarak Kuzey İran’da
bulunan İngiliz birliği ile irtibata geçmeyi denedi. Fakat Hoy yakınlarında
Türklere mağlup olarak geri döndü [66].Antranik Zengezur bölgesinseki
Müslüman köylerine üç büyük saldırı düzenlemiş, bu saldırılar sonunda
binden fazla Müslüman hayatını kaybetmiş ve hayatta kalanlar Nahçıvan
ve Gence’ye kaçmışlardır [67].Antranik’in Zengezur bölgesinde yaptığı
katliamlar, Halil Paşa tarafından Erivan nezdinde şiddetle protesto
edildi. Erivan hükümeti çeteler üzerinde hakimiyeti olmadığını, düzenli
birliklerin bu bölgeden çekilmiş olduğunu bildirerek sorumluluğu üzerinden
attı.
Bu arada Karabağ’daki Ermeni liderleri Antranik’ten
askeri yardım istediler. Antranik 1918 Ekim sonuna kadar birliklerini
Karabağ-Zengezur sınırına yığdı. Fakat o, bu bölgedeki Ermeni askeri
liderlerine güvenmiyordu. Bu sebeple yazılı garanti istedi. Karabağ
Ermenileri, Müslümanları bu birliklerle tehdit edip buradan çekilmelerini
temin etmek istemişlerdi, bu nedenle Antranik’e yazılı bir teminat
veremediler. Antranik kuvvetleri 29 Kasım 1918’de Karabağ’a girmek
için harekete geçtiler. Antranik, Şuşa’nın ana kapısı Abdallara girmeyi
başardı ve Şuşa’ya ulaştı [68].
Aslında Antranik’in Karabağ bölgesine çekilmesi
20 Temmuz 1918’de Nahcivan’da aldığı ağır mağlubiyetten dolayı idi.
Antranik, Karabağ bölgesindeki Ermenileri Türklere karşı teşkilatlandırmaya
başlamıştı. Amacı Ermenileri topluca Türklerin üzerine saldırtmak
Karabağ’daki Türk nüfusunu azaltmak ve bölgenin tümüyle Ermenilerin
kontrolüne girmesini sağlamaktı. Şuşa’ya giren Antranik, burada bulunan
bütün Türkleri öldürmeye başladı. Karabağ Mıntıkası Komutanı Yarbay
İsmail Hakkı Bey, Nuri Paşa’ya gönderdiği raporla Ermenilerin saldırısını
önleyecek bir birliğin hemen Karabağ bölgesine gönderilmesini istedi.
Buradaki Türk köylerinde öldürülen insanların görünüşü insanı dehşete
düşürüyordu. Nuri Paşa, Albay Cemil Cahit Bey’i I. Azerbaycan Tümeni
Komutanı olarak Karabağ hareketi için görevlendirdi. Ermenilere karşı
harekat 7 Ekim’de başladı. Antranik muharebeye cesaret edemeyerek
Şuşa’nın güneyindeki Goriş’e çekildi. Bu hareketle Şuşakale’de Antranik
tarafından kuşatılmış olan 20.000 Türk katliamdan kurtarılmıştır [69].
Antranik Nahçivan’dan çekilirken arkasında binlerce ölü, yakılmış
köyler ve yıkılmış evler bıraktı [70]
Bölgedeki bütün Türklerin katledilmesini çetelerine
emreden Ermeni kahramanının (!) bu davranışına Türk askerinin verdiği
karşılık bize tarihimizdeki kahramanlarımızı ve karakterlerini göstermektedir:
Albay Cemil Cahit Bey Şuşa’yı ele geçirdikten sonra Türk ileri gelenleriyle
bir toplantı yaparak onlara şöyle hitap etti: “İyiliğinizi düşünerek
söylediğim sözlerimi kabul ediniz ve emrime uyunuz. Ermenilere şimdi
itaat teklif edeceğim. Kabul etmedikleri takdirde bir orduya itaatsizliğin
cezası neyse onlara vereceğim. İtaat ederlerse hayat, namus ve malları
güvencem altında olacağından, hiçbir ferdin ufak bir hareketine müsaade
etmeyeceğim” [71].
Ermeni ve Avrupalı yazarlara göre, Antranik’in Karabağ’dan
çekilmesi, Mondros Mütarekesi’nin imzalanması ve İngiliz General Thomson’un
Antranik’e gönderdiği çekilme emrinden dolayıdır [72]. Ve böylece
Karabağ’ın Ermenistan’a bağlanması tarihi fırsatı kaçırılmıştır. General
Thomson Antranik’e gönderdiği yazıda; “Almanlar yenildi, bu yüzden
askeri operasyonlar durduruldu, Paris Barış Konferansı Ermenistan’ın
durumunu da içerisine alan bütün konuları görüşecek” diyordu. İngilizler
Azerbaycan liderleri ile görüşerek Zengezur ve Karabağ’ı Azerbaycan’a
bağlamak kararı verdiler. Onlara göre, Azeriler ve Gürcüler Bolşeviklere
karşı güçlendirilmeliydi. İngilizlerin bu kararı Antranik’in ve Ermenilerin
hiç hoşuna gitmedi, bu kararı kabul etmeyeceklerini açıkladılar. İngilizler
Goris’teki Antranik’e 1919 baharında bir delege göndererek onu bu
bölgeden ayrılmaya ikna ettiler. Antranik’in Erivan ile de arası pek
iyi değildi. Bu sebeple bu bölgede kalamazdı, arkadaşlarının çoğu
bu bölgeden ayrılmıştı [73]. Kendisi de elindeki kuvvetleri dağıtarak
15 Mayıs 1919’da Batum’dan hareketle Paris’e geçti.
SONUÇ
Antranik, müttefiklere savaş boyunca yaptığı yardımlardan dolayı Fransız
Cumhurbaşkanı Poincare tarafından Legion de Honour madalyasıyla ödüllendirildi
[74]. Antranik 1919 yılı boyunca Londra, Paris ve Newyork’ta dolaşarak
Türk topraklarında Büyük Ermenistan’ın kurulması için destek aradı.
Kendi yaptıklarını Türklerin üzerine atarak, Türklerin Ermenileri
katlettiği propagandasını yaptı [75].
1920 yılında Fransız işgali altındaki bölgelerde
kendi devletlerinin kurulmasını isteyen Ermeniler, Paris’te Antranik
ile bir toplantı yaptılar. Doğu Anadolu, Nahçivan ve Karabağ’da yaptıkları
yetmemiş gibi şimdi de Adana ve çevresine Antranik’in gönderilmesi
ve Ermenilerden silahlı teşkilat oluşturulması düşünülüyordu. Ermeniler
bu tekliflerini Suriye’deki Fransız Yüksek Komiseri General Gouraud’ya
ilettiler. Ayrıca Antranik de Gouraud ile görüşmek için Beyrut’a gitmişti.
Gouraud bu Ermeni teklifini kabul etmediği gibi Antranik’in bölgeye
girmesi için de vize vermedi [76].
Antranik 1927 yılında Amerika’da öldü, bu tarihe
kadar çiftçilikle uğraştı. Cenazesini Sovyetler Erivan’a kabul etmediler
ve Paris’e gömüldü. Ölürken cesedinin “vatan topraklarına” gömülmesini
istemişti. Vatan toprağı diye tarif edilen ve gelecek Ermeni nesillerine
hedef gösterilen şüphesiz ki Doğu Anadolu toprakları idi. Erivan’da
Antranik için yapılan törenlerde dile getirilen “mezarın nakli tarihi
bir hadisedir” sözleri de aslında onlara göre, Antranik’in vasiyetinin
yerine getirilmesi zamanının yaklaştığı şeklinde yorumlanabilir [77].
Antranik eğitim görmemiş bir çeteci olarak yetişmiş,
düzenli Türk birlikleri karşısında hiçbir zaman duramamıştı. Onun
muhatap kabul ettiği düzenli birlikler değil, masum ve savunmasız
halktı ve savaş kanunları kesinlikle yok etmek üzerine dayanıyordu.
Kendi adını taşıyan marşta da bu açık bir şekilde dile getirildi:
“Antranik kardeş, gidelim Türkiye’ye
Kıralım Türkleri olsun Ermenistan”
Antranik adlı şiirde Siamonto onu “belinde kılıcıyla
dağlarda süzülen kartal” olarak tarif eder [78].
Bu Ermeni komitecisinin mücadele yöntemi olarak
terörü benimsemesi tesadüfi değildi. Osmanlı Ermenileri ülke içerisinde
dağınık bir şekilde yaşıyorlardı ve hiçbir şehirde nüfus çoğunluğuna
sahip değillerdi. Avrupa Devletlerine ve Rusya’ya uygulatmak istedikleri
self determinasyon prensibinin Anadolu’da bu şartlar altında uygulanması
imkansızdı. Maddi imkanlardan yoksun bir Ermeni çetecisi olan Antranik,
emellerini gerçekleştirmek için farklı çözüm yollarını tercih etti:
Şiddet ve katliamlar yolu ile Müslümanları sindirmek, böylece Doğu
Anadolu ve Kafkasya’da Büyük Ermenistan’ın kurulmasını sağlamak. İkincisi,
büyük devletlerin bölgeye müdahalesini gerçekleştirecek iç karışıklıklar
çıkarmak.
Görüldüğü üzere, Antranik sahip olduğu kahramanlığa
ait bütün ünvanlarını Türklere karşı gösterdiği acımasızlıktan ve
katliamlardan, madalyalarını ise, ‘Büyük Devletlere’ Doğu Anadolu
ve Kafkasya’da yaptığı yardımlardan almıştır. Bu Ermeni’nin karakteri
diasporadaki Ermenilerin karakteri ile örtüşmektedir. Bugün diaspora
Ermenileri de aynı hedefe yönelik çalışmalarını sürdürmektedirler.
________________________________________
* Yrd.Doç.Dr. Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü
[1] Antranik’i efsaneleştirmeye çalışan iki çalışma şunlardır: Antranig
Chalabian, General Andranik and Armenian Revolutionary Movement, USA,
1988, 588 sayfa; Aram Bakshian,”Andranik of Armenia”, History Today,
April 1993, Vol.93, p.44-51.
[2] Ermenilerle ilgili birçok internet sayfasında Antranik’in özgeçmişi
verilmekle beraber onun adını taşıyan bir gençlik klübü kurulmuş ve
internet sayfası açılmıştır. ( İnternet service: http:// clubs.yahoo.com/club
/andranik youthclub. 24.05.2001. Bu servisin ilk sayfasında şunlar
kayıtlıdır: “Kahramanlar doğarlar, fakat ölmezler. Andranik dünyadaki
bütün Ermenilerin kalbinde yaşıyor. Ermeniler, birgün başka bir Andranik’in
gelerek büyük kahramanın silahını alacağına ve onun bitmemiş savaşını
devam ettireceğine, böylece Ermeniler için adaleti getireceğine inanıyorlar.”
[3] Ermenilere göre bu dört unsur şunlardır: Mesrob, Ermeni Kilisesi,
Ermeni İhtilal Çeteleri ve Antranik (Chalabian, Andranik, s.3).
[4] Bu taşınma işlemi için 70.000 doları bulmakta zorluk çeken hükümet,
Maliye Bakanı’ndan yardım istedi. (İnternet service: http://www.armeniadiaspora.com.
History 2000, 03.01.2001) Bu durum Ermeni Hükümeti’nin ne kadar zor
bir ekonomik durumda bulunduğunu, Türkiye’ye karşı kışkırtıcılığı
Erivan’a ekonomik yardımda bulunan Ermeni Diasporasının yaptığını
gösterir.
[5] İnternet service: http://www.armeniadiaspora.com. History 2000,
03.01.2001.
[6] İnternet service: http://www.janfedayi.com. 19.12.2000.
[7] Genceli Alirzayev , uluslar arası kuruluşlara müracaat ederek,
hamile kadınların karnına süngü sokan, adamları diri diri kuyulara
atıp üstüne taş döken, sırtına kaynar semaver bağlattıran, baş kesen,
kan içen Antranik bütün insanlığın düşmanıdır. Ona abide dikilmesi
yer kürenin bütün insanlarının tahkir olunması demektir diyordu (Cafer
Guli Mirzayev, “Nahçıvan Kandlarında Andranikin Törattiyi Vahşiliklar
ve Ona Karşı Mübarezenin Taşkili”,21.Yüzyıla Girerken Tarihe Dostça
Bakış: Türk-Ermeni İlişkileri,Ankara, 2000, s.128.
[8] Chalabian, Andranik, s.6
[9] Anaide Ter Minassian, Nationalism and Socialism in the Armeian
Revolationary Movement (1887-1912), Cambridge, 1984, s.9 ve 15.
[10] Başbakanlık Osmanlı Arşivi(B.O.A) Yıldız Mütenevvia Evrakı (Y.Mtv).
84/138.
[11] Ermeni Komitelerinin A’mal ve Harekât-ı İhtilâliyesi, Haz: Erdoğan
Cengiz, Ankara 1983, s.41-43.
[12] Antranik bu anı daha sonra şöyle anlatacaktır: “Sahip olduğum
silahların hiçbirisi, o eski silah kadar beni heyecanlandırmadı.”
( Chalabian, Andranik, s.12).
[13] Chalabian, Andranik, s.110.
[14] Hratch Dasnabedian, History of the Armenian Revolutionary Federation
Dashnaksution (1890-1924), Milan, 1989, s.67.
[15] B.O.A.Y.Mtv. 223/84.
[16] Chalabian, Andranik, s.125; Dasnabedian, History of ARF. S.67.
[17] Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, İstanbul, 1976,
s.522; Chalabian, Andranik, s.128-129.
[18] B.O.A. Y.Mtv. 87/67; Rus Generali Mayevsky’nin Doğu Anadolu Rapporu,
Terc: Mehmet Sadık, Haz: Hamit Pehlivanlı, Van, 1997, s.110-111.
[19] B.O.A.Y.Mtv. 225/18.
[20] B.O.A.Y.Mtv. 221/18.
[21] B.O.A.Y.Mtv. 223/37.
[22] Rus sınırını geçerken yakalanan bir Ermeninin üzerinde Rusların
özel olarak Antranik’e gönderdikleri bir kalpakla sigara kağıdı ve
iskambil kağıtları bulunmuştur (B.O.A.Y.Mtv. 227/106).
[23] Dasnabadian, History of ARF , s.68.
[24] B.O.A.Y.Mtv. 261/23.
[25] Chalabian, Andranik, s.146.
B.O.A.Y.Mtv. 285/146; Ahtamar adası ve buradaki Ermeni Kilisesi eskiden
beri Ermenilerin sığınağı olmuştu. Sasun İsyanı’nı tertipleyenler
bu adaya kaçmışlar ve Osmanlı askeri bu adaya müdahalede bulunamamıştı
(B.O.A.Y.Mtv. 298/20); Birinci Dünya Savaşı öncesinde de ada bir silah
deposu haline getirilmişti (B.O.A. Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi
(DH.ŞFR.) 88/85).
[27] Chalabian, Andranik, s.160.
[28] David Marshall Lang, The Armenians: A People in Exile, London,
1988, s.107.
[29] B.O.A.Y.Mtv. 77/21.
[30] Dasnabedian, History of the ARF, s.61.
[31] Bu tarihlerde Ermeni İhtilâl Hareketi bir çıkmaz içerisindeydi.
Milliyetçilik mi, sosyalizm mi, Bulgar örneği mi yoksa Rusya ve Osmanlı
Devletleri’nin demokratikleştirilmesi mi? Antranik için tek çıkış
yolu Türklerle sonuna kadar silahlı mücadele idi (Minissian, Nationalizm
and Sosialism, s.24).
[32] Dasnabedian, History of the ARF, s. 86.
[33] DJ. Kirakosyan, Zapadnaya Armenia Vyodı Pervoy Miravoy Vaynı
(Birinci Dünya Savaşı Yıllarında Batı Ermenistan), Erivan, 1971, s.
60.
[34] Ermeni Komitelerinin Âmâl ve Harekât-ı İhtilâliyesi, s. 80-81
[35]Lang, The Armenians, s. 107.
[36] Chalabian, Andranik, s.203-204.
[37] B.O.A.DH.ŞFR. 44/43
[38] Askeri Tarih Belgeleri Dergisi (ATBD), Sayı: 86, Belge No: 2050.
[39] B.O.A.DH.ŞFR. 45/156; Uras,Tarihte Ermeniler, s.592; Dasnabedian,
History of the A.R.F., s. 117.
[40] Richard G. Hovannisian, Armenia on the Road to Independence,
Los Angeles, 1967, s. 44.
[41] Ermeni Komitelerinin Amal ve Harekat-ı İhtilaliyesi, s. 277.
[42] Dasnabedian, History of the A.R.F., s. 117.
[43] W.E.D.Allen, Paul Muratoff, Caucasian Battlefields (1828-1921),
Cambridge, 1953, s. 301.
[44] Kafkasya’da ve Anadolu’da Ermeni Mezalimi, I, (1906-1918), Başbakanlık
Devlet Arşivleri Genel Müd. Ankara 1995, s. 273.
[45] Azmi Süslü, Ruslara Göre Ermenilerin Türklere Yaptığı Mezalim,
Ankara 1987, s. 27.
[46] Hovannisian, Armenia on the Road of Independence, s. 63.
[47] Chalabian, Antranik, s. 306; Hovannisian, Armenia on the Road
to Independence, s. 82.
[48] Hovannisian, Armenia on the Road to Independence, s. 114-115.
[49]Twerdo Khlebof, Notes of Superior Russian Officer on the Atroticios
of Erzurum, 1919.B.O.A.B.E.O.A.VRK.840/10.
[50] Halil Kemal Türközü, Osmanlı ve Sovyet Belgeleri-Ermeni Mezalimi,
Ankara, 1982, s. 78.
[51] B.O.A.Dahiliye Nezareti Kalem-i Mahsus Müdüriyeti Evrakı (DH.KMS.)
53-1/24.
[52] ATBD. Sayı: 83, Belge No: 1941.
[53]. Kafkaslarda ve Anadolu’da Ermeni Mezalimi, IV, Başbakanlık Devlet
Arşivleri Genel Müd., Ankara, 1998 s. 41-45.
[54] Chalabian, Andranik, s. 360 ve 371.
[55] İsmail Rain, Katliam-ı Ermeniyan Der Deveran-ı Selatin-i Al-i
Osman, Tahran 1351, s. 120.
[56] Akaby Nassibian, Britain and the Armenian Question (1915-1923),
Newyork, 1984, s. 97-98.
[57] Chalabian, Andranik, s. 409.
[58] 29 Kasım 1921’de Khorurdain Hayasten adlı gazetede Myasnikyan
isimli Ermeninin yazdığı makalede, “Dasnaklar askerlerine halkı soymayı,
Türklerden nefret etmeyi, vahşilikle birleşen fedayi ruhunu canlandırmayı
aşıladılar.” diyordu. Diğer bir Ermeni tarihçi A. Lalayan “Karşı ihtilal
Daşnaksütyun ve Emperyalist Savaş 1914-1918” isimli çalışmasında,
“Gönüllü hareketin karakteristik özelliği, kana susamış fedayiler
(Antranik, Hamazsp, Dro vd.) tarafından idare edilen Daşnak müfrezeleri
Türk ve Azeri kadın, çocuk, yaşlı ve hasta halkı öldürmekte gösterdiği
cesarettir” diyordu. (Internet Service: http://www.Karabagh.org. “Staggering
Facts”, 03.04.2001.
[59] Birinci Dünya Harbi Kafkas Cephesi, 3. Ordu Harekatı, C. II,
Birinci Kitap, Genel Kurmay Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1993, s.
533-537.
[60] Ali Yusifov, “Nahcivan Şehrinde Ermeni Mezalimi”, 21. Yüzyıla
Girerken Tarihe Dostça Bir bakış: Türk-Ermeni İlişkileri, Ankara,
2000, s. 131-135; Cafer Guli Mirzayev, “Nahcivan Kendlerinde Andranik’in
Türeddiği Vahşilikler ve Ona Karşı Mübarezenin Teşkili”, a.g.e., s.
128.
[61] Arşiv Belgelerine Göre Kafkaslar’da ve Anadolu’da Ermeni Mezalimi,
I, 1906-1918, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müd., Ankara 1995,
s. 310.
[62] ATBD, Sayı: 81, Belge No: 1883; Kazım Karabekir, Erzincan ve
Erzurum’un Kurtuluşu Sarıkamış, Kars ve Ötesi, Erzurum 1990, s. 483.
[63] Nassibian, Britain And The Armenian Question, s. 156; Chistopher
J. Walker, Armenia and Karabagh, The Struggle for Unity, London, 1991,
s. 90.
[64] İnternet Service. http://www.Karabagh.org. “Staggering Fact”,
03.04.2001.
[65] Mirzayev, “Nahcıvan Kandlarında Andranik’in Töreddiği Vahşilikler...”,
s. 126.
[66] Birinci Dünya Harbi Türk Harbi Kafkas Cephesi, 3. Ordu Harekatı,
C. II, 2. Kitap, Genelkurmay Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1993, s.
537.
[67] A. Ender Gökdemir, Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti, Ankara, 1989,
s.59.
[68] Richard G. Hovannisian, The Republic of Armenia, I, London, 1971,
s. 86-89.
[69] Nasır Yüceer, “Son Osmanlı Zaferi (Azerbaycan’ın Bağımsızlığını
Kazanması)”, Osmanlı, C. II, Yeni Türkiye Yayınları, s. 647.
[70] İbrahim Ethem Atnur, Muhtariyet Arifesinde Nahçıvan, Nahçıvan,1999,
s.49.
[71] Yüceer,“Son Osmanlı Zaferi”, s. 648.
[72] Long, The Armenians, s. 113; Hovanisian, The Republic of Armenia,
I, s. 89; Nassibian, Britain and The Armenian Qestion, s. 156.
[73] Christopher J. Walker, Armenia and Karabagh, The Struggle For
Unity, London, 1991, s. 95.
[74] H. Pasdermadjian, Histoire de L’ Armenie, Paris, 1949, s. 465.;
Lang, The Armenians, s. 114.
[75] Hovanisian, The Republic of Armenia, II, London, 1982, s. 390.
[76] Chalabian, Andranik, s. 510-525.
[77] Bugün Ermenistan’ın nüfusu iki buçuk milyon civarındadır. Diasporada
altı milyon civarında Ermeni yaşamaktadır. Bu mezar nakli sırasında
da görüldüğü gibi, Erivan Hükümeti büyük bir ekonomik kriz içerisindedir
ve Ermenistan’da yaşayan Ermeniler büyük bir sefaletle karşı karşıyadırlar.
Bu bize bugünkü Ermenistan’ın Doğu Anadolu’dan toprak talep edecek
durumda olmadığını gösterir. Fakat tarihi olayların gösterdiği diaspora
gerçeği de ortada durmaktadır. Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan
bu Ermeniler, Ermenistan Cumhuriyeti’ne ekonomik destekte bulunarak
adeta bunun karşılığını istemektedirler. Bu karşılık, Türk düşmanlığı
ve Türkiye’den toprak talebidir. Diaspora Ermenileri dün Antranik’e
verdikleri maddi desteği bugün PKK v.b. çete gruplarına yapmaktadır.
Diaspora dün olduğu gibi bugün de Avrupa’nın ve Amerika’nın desteğine
güvenmektedir.
[78] D. Marshal Lang, Armenia: Cradle of Civilization, London 1970,
s. 283.
Kaynak: