ASRIN BELASI...
UYUŞTURUCULAR
= SİGARA, ALKOL, KENDİ KENDİMİZE RASTGELE İÇTİĞİMİZ REÇETELİ
VE REÇETESİZ TÜM HAPLAR, AĞRI KESİCİLER, BAZI ŞURUPLAR, ÇEŞİTLİ
İLACLAR DAHİL,TÜMÜ ALIŞKANLIK YAPAN İLLETLERDİR..
- ALKOL
VE SİGARA DA KESİNLİKLE UYUŞTURUCULAR GRUBUNDANDIR. VE EN TEHLİKELİ
OLANLARIDIR.ZİRA ÜLKEMİZDE ULAŞILMASI EN KOLAY OLAN BU KALLEŞ
İKİLİDİR.
UYUŞTURUCU TUZAĞI
Uyuşturucuya alıştırma yöntemleri
Uyuşturucu kültürünün sebepleri:
Madde kullanımının
nedenleri?
Arkadaş çok önemliEğlence YerleriUluslararası Boyut
Uyuşturucuya Alıştırma Yöntemleri
Unutmayın , eroin bağımlılığının ilk adımı arkadaş kıyağı ile atılır
.
Eğer arkadaşınız, gerçektende arkadaş değil de bir "ayakçı"
ise birkaç hafta sonu devam eden bu kıyakçılığı " bombalama"
denilen ikinci aşama izler. Bu aşamada bir gün ziyaretinize gelen
ayakçı, kıyağını yaptıktan sonra giderken, nasılsa yanındaki yüklüce
miktarda eroini almayı unutuverir. Bir eroinmanın malını asla unutmayacağını
bilmediğiniz için kuşkulanmazsınız. Birkaç gün gelip almasını beklersiniz.
Gelmez. Bir gün, "yahu şundan bir kere çeksek ne olur sanki?"
dersiniz. Sonra bunun gerisi gelir. Mal bittiğinde bombalanmışınız
demektir. Artık bir eroin bağımlısı olarak, her yerde kıyakçınızı,
daha doğrusu ayakçınızı arar ve kolaylıkla bulursunuz.
Özellikle genç yaştaki insanlar arasında, guruptan bir yada birkaç
kişinin uyuşturucu kullanması, diğerlerinin de en azından bir kez
denemesi için yeterli bir neden. Gençler, birbirlerine sigara ikram
eder gibi yada hastalığını iyileştirmek amacıyla ilaç verir gibi
uyuşturucu sağlayabiliyorlar. Gençler, arasındaki sohbetin dışında
kalmasını istemedikleri arkadaşlarını da kendileri gibi uyuşturucu
kullanmaya zorlayabilirler. Kullanmaya itiraz eden arkadaşlarını
dışlıyor yada "arabesk" türü tanımlamalarla, kendilerince
aşağılama yolu seçiyorlar .
Okul önleri de artık satıcılar için vazgeçilmez mekanlardan. İstanbul'da
bulunan pek çok okulun kapısında, özellikle çıkış saatlerinde uyuşturucu
satıcılarına rastlanıyor. Okul yönetimi nemi yapıyor? Hayır onların
okulunda uyuşturucu kullanan öğrenci yok ki. Neden böyle bir konuyu
düşünsünler?
Esrar bağımlıları, kullandıkları malın içine eroin
karıştırılarak bu uyuşturucuya da alıştırılabilirler. Eroin krizleriyle
birlikte de bağımlılık başlar.
Uyuşturucu Kültürünün Sebepleri
Toplumu ayakta tutan , ona yücelme ve yasama gücünü kazandıran,
manevi, ahlaki ve hamasi değerlerini çürüterek, sömürgeci devletlerin
uydusu halin getiren bir soğuk harp uygulamasıdır. Dış güçlerin
ve içerdeki ajanlarının ve bunlarla işbirliği yapan mafya üçlüsünün
organize çalışmaları. Her zaman mafyanın ağına takılmaya hazır
"sokaktaki başı boş insanlar ve çocuklar" Unutulmaması
gereken bir önemli husus da : Beyaz zehir alışkanlığının gelişmesinde,
içinde türlü uyuşturucular taşıyan ve son yıllarda karaborsaya
da tekel çizgisinde hükmeden ithal sigaraların ve kolalı mamullerin
keza, çikletlerinde payı zannedildiğinden çok fazla.
Madde Kullanımının Nedenleri
Bilgisizlik : Tehlikeden habersiz ve bu sebeple konuyu hafife
almak.
Özenti: Özenti sergilemede en önemli payın medyaya ait olduğu
rahatlıkla söylenebilir.
Bira-bahane: Diskotek ve diğer kafabulma-eğlenme yerleri. Bunlar
beyaz ölüm değirmeninin çarkları ve tuzaklarıdır. Giren büyük
ihtimalle öğütülür. Gurup baskıları: kötü arkadaş.
Merak: Denerim, bırakırım kafası. Fakat bir veya iki deneme genci
belki de dönüşü olmayan yola sokmaya yeterli gelmektedir.
Moda: Çevreye uyma havası... Bozuk çevre ve hasta toplum. Bilindiği
gibi hastalıklarda insandan insana kolaylıkla geçebilir. Gençlerde
tehlike sevgisi , cinsel bozukluklar, kendini aşma, ispatlama
içgüdüsü veya gayreti. Genetik yapının maddeye yatkınlığı. Gençlerdeki
manevi boşluk, inanç zaafı. Bozuk aile ve hasta toplumdan kaynaklanan
güvensizlik duygusu. Gelecek karşısındaki kaygılar strese, sıkıntıya
ve yalnızlığa itiyor. Aile yapısındaki bozukluklar, geçimsizlikler.
Ahlaki manevi zaaflar. Yine ailelerdeki ekonomik bozukluklar çoklukla
normaliteyi bozar. Bilhassa yokluktakini bunalıma ve intihara,
varlıktakini şımarıklığa, taşkınlığa, tahribe yöneltir. Eğitimdeki
zafiyet, yetersizlik ve yanlışlıklar. Maddeci felsefeye dayalı
eğitimler insanları bencilliğe (egoizme) , şahsi çıkarcılığa iten
temeldeki sebeplerdir.
Arkadaş çok önemli
Çocuklar ve gençler aileden ve okuldan , zamanla arkadaş
çevresinden etkilenirler. Arkadaş çevresinde kabul edilmek için
gençler, ekseriya çevresinin baskısına dayanamaz aşağılık duygusu
ile uyuşturucu kullanır. Sanıldığının aksine , uyuşturucu ile
ilk temas , sokak başında bilinmeyen satıcı vasıtası ile değil
, bilakis arkadaş çevresiyle olmaktadır.
Eğlence Yerleri
HAZIRLANMAKTADIR.
Uluslararası Boyut
HAZIRLANMAKTADIR.
ÇOCUKLARIMIZI
KORUYALIM
Ülkemizde
genç yaş grubu arasında giderek artan uyuşturucu maddelerin genelde
aileden biri tarafından verildiği belirlendi.15-17 yaşları arasındaki
gençlerin yüzde 5.7'si esrarı, yüzde 8.9'u uçucuları, yüzde 13.5'i
eroini, yüzde 10.6'sı kokaini kendisine ailesinden birinin verdiğini
söylüyor.Gençlerin yüzde 5'i ise maddeye ulaşmayı çok kolay olarak
görüyor.Uzmanlar, anne- babaların bilgili olması gerektiğini vurguluyorlar.
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi AMATEM (Gençler arasında
sigara alkol ve madde kullanım yaygınlığı ile özelliklerinin değerlendirilmesi)
anketi gençlerimizin durumunu ortaya çıkardı.Doç. Dr. Duran Çakmak
,Doç. Dr. Kültekin Ögel , Dr. Defne Tamar ve Dr. Cüneyt Evren tarafından
yapılan araştırmada, 15-17 yaş arası gençlerin sigara, alkol ve
madde kullanımına bakıldı. Doç. Kültegin Ögel, sonuçların beklediklerinden
yüksek çıktığını söyledi.Yaptıkları çalışmanın üç aşamalı bir çalışmanın
son ayağı olduğunu söyledi. Ögel, gençler üzerinde 15 ilde yaptıkları
araştırmada, madde bağımlısı olanların okul hayatlarının başarısız
olduğuna dikkat çekti.Bu gençlerin ailelerinde madde kulanımında
da fazla olduğunu vurgulayan Doç. Ögel, ''Özellikle alkol kulanımı
fazla.Bu maddeyi genelde tanıdıkları kişilerden alıyorlar'' diye
konuştu.Madde kullanımının ülkemizde giderek arttığını da belirten
Kültegin, ''Ancak hiçbir eğitim fakültesinde alkol-madde kullanımı
konusunda ders yok.Rehberlik öğrenimi alanlar bile bu dersi almıyor''
dedi. Doç. Ögel ayrıca,anne-babaların bu konuda bilgili olmaları
gerektiğini söyledi. Çalışmanın basında yer almasının ardından eleştirilere
maruz kaldıklarını söyleyen Kültegin Ögel, Diyarbakır ve Van'da
kullanım oranının düşük çıkmasının nedeninin buralarda kulanımın
yetişkinlerde yaygın olmasından kaynaklandığını belirtti. Sanatçıların
esrar, kokain içtiklerinde toplanmasını da eleştiren Ögel,''Gencin
idolü esrar içiyor.2 gram esrar için değer mi? Bu sadece narkotiğin
reklamı.Bu 'gençlere al kullan' demek oluyor.Kâr-zarar ilişkisini
düşünürsek zarardayız'' diye yapılan hatayı anlattı.
UYUŞTURUCUNUN ETKİLERİ
• Fiziki Etkileri
• Sosyal ve Maddi Etkileri FİZİKİ ETKİLERİ
Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde : Sigaradan itibaren bütün uyuşturucuların
en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir.
Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez
hale getirir. Kişiyi dengeden , normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar.
Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda
beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik,
erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama,
saçmalama, akıl dışı davranışlar) halüsinasyon (vehim , hayal görme
, işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları. En kısa ifade ile:
Akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar .
Sindirim Sisteminde: Bulantı, kusma, karın ağrıları,
kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit,
ülser vs.
Karaciğer ve Böbreklerde: Bu zehirlerin organizmadan
atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup , karaciğer ve
böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma
,sertleşme (siroz)...
Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar,
ağır böbrek hastalıkları
Gözlerde: Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz
bebeği büyümesi, küçülmesi, göz adele felci bilinen sonuçlar ve
tezahürlerdir.
Solunum Sisteminde: nefes darlığı , öksürük , boğulma hissi, bu
yolla kalp sıkışmaları , solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.
Kan organlarında: Kan ,insan hayatının en önemli organı olup,
uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri,
kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu
arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.
Zehirlenme: Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler
ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse
"Müzmin Zehirlenme" adını alır. SOSYAL ve MADDİ ETKİLERİ
Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması,
akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür.
Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular,
insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan
ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından
da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı
yaşayan bir ölü haline getirir. (Hip Kültür) Bu sebeple, uyuşturucuların
, bağımlıya, aile hayatına , doğacak çocuklara, iş hayatına, aile
ve ülke ekonomisine , ferdi ne toplumsal ahlaka (namus, iffet,
şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.
İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat,
gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır.
İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturucu ve uyuşturucu
salgınlarının itici gücü olan uyuşturucu kültürü (hip kültür) dür.
Cemiyetleri inkıraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatın
temeldeki sebebidir. Bunlar. Ayrıca AİDS, frengi, verem, kanser,
kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en
büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır.
Terör Örgütlerinin Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı Bağlantısı
UYUŞTURUCU ve PKK
Terör Örgütü PKK
Terör Örgütü PKK'nın Uyuşturucu Kaçakçılığı Bağlantısı
Terör Örgütü PKK'nın Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı Faaliyetleri
Terör Örgütü PKK'nın Avrupa'da Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı
Terör Örgütü PKK'nın Uyuşturucu Madde Kaçakçılığında Dış
Bağlantıları
Sonuç
Burada yayınlanan
bilgiler, KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı'nın "UYUŞTURUCU
KAÇAKÇISI TERÖR ÖRGÜTÜ PKK" adlı yayınından alınmıştır.
Terör örgütü PKK'nın, 1984 yılından beri geçen 16 yıllık sürede
yöre halkı-na yönelik uyguladığı vahşetle maskesi düşmüş ve gerçek
kimliği ortaya çıkmıştır.
Son yıllarda terör örgütü PKK, güvenlik güçlerimizin
1990 yılından itibaren 'Terörle Mücadelenin Yol ve Yöntemlerini"
profesyonelce kullanmasıyla birlik-te Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde
tamamen etkisiz hale getirilmiş ve örgüt adeta bir çıkmazın içerisine
girmiştir.
Halkın desteğini alamayan örgüt içine düştüğü çaresizliğini
aşmak için, yıl-lardır Marksist-Leninist bir örgüt olduğunu söylediği
halde daha sonra din maskesini kullanmaya başlamış, yine çaresizliğinin
bir göstergesi olan intihar saldı-rılarını gerçekleştirmiş, bölgedeki
sıkışmışlığını aşmak için Karadeniz'e açılma girişimlerinde bulunmuş,
bütün bu yeni taktiklere rağmen umduğunu bulamayan örgüt yaşadığı
iç isyanlarla bir çözülme sürecinin içerisine girmiştir. Örgüt şimdilerde
ise, Kuzey Irak'ta yakalanan Şemdin Sakık'tan sonra Abdullah Öcalan'ın
da Kenya'nın başkenti Nairobi'de yakalanmasıyla bitme noktasına getirilmiştir.
Bugüne kadar örgüte eylem kararlarını bizzat verip uygulattıran
ve verdiği sayısız katliam emirleriyle 30.000 kişinin katili olan
Abdullah Öcalan Türk mahkemeleri önünde hesap vermiş ve idama mahkum
edilmiştir. Terör örgütü PKK'nın faaliyetlerini sürdürebilmesi ve
varlığını devam ettire-bilmesi ekonomik anlamda güçlü olmasına bağlıdır.
Özellikle örgütün kadrolarının genişlemesi ve faaliyetlerinin değişik
alanlara yayılması onların daha fazla gelire ihtiyaç duymalarına
sebep olmuştur.
Bu çerçevede, gerekli finansın sağlanabilmesi için, başvurulan metotlar
her örgüt için benzerlik göstermektedir. Fakat bazı örgütler ise
sadece kendilerine özgü şekillerde gelir temin etme yoluna gitmektedirler.
Bir terör örgütünün bu yollardan hangileri ile finans temin ettiği,
örgütün ideolojisine ve çapına göre değişkenlik göstermesine karşın
hemen hemen tüm terör örgütlerinin finans ih-tiyacını karşılamada
uyuşturucu kaçakçılığı en önemli gelir kaynaklarından biridir.
Ülkemizde de, bölge halkına yaptığı insanlık dışı
katliamlarla tanıdığımız terör örgütü PKK, yüksek miktarlarda paraların
temin edildiği ve örgüt için çok cazip ve kaçınılmaz olan uyuşturucu
kaçakçılığı faaliyetlerinde bulunmaktadır. Hatta bugün terör örgütü
PKK'nın, Ortadoğu ve Avrupa bağlantılı uyuşturucu ticaretinde ve bu
ticaretin tüketicisi bir çok Avrupalı gencin ölümünde çok önemli bir
role sahip olduğunu söylemek mümkündür.
Bu çerçevede "Uyuşturucu Kaçakçısı Terör Örgütü
PKK" isimli bu çalışma ile, terör örgütü PKK'nın dünü ve bu günkü
son durumu, örgütün niçin uyuşturucu kaçakçılığına yöneldiği, uyuşturucu
kaçakçılığı çerçevesindeki faaliyetlerinin neler olduğu ve bağlantılı
olduğu ülkeler deşifre edilmeye çalışılmıştır.
Belge ve somut bilgilere dayalı bu çalışmadan arzulanan seviyede
faydalanılmasını temenni ederim.
NASIL KURTULUNUR
Çocuğunuzun Uyuşturucu Madde Kullandığını
Nasıl Anlarsınız? Bizlere düşen görevler, Aileye
Düşen Görevler Devlete Düşen Görevler Medyaya
düşen Görevler
Çocuğunuzun Uyuşturucu
Madde Kullandığını Nasıl Anlarsınız?
Uyuşturucuların kullanılması davranış değişikliklerinde
ve bünyedeki emarelerde kendini gösterebilir. Bununla beraber bu
işaretler kesin delil sayılmazlar. Uyuşturucunun kullanılmasında
kesin delil olan bünye emaresi enjeksiyonda (bilhassa eroinde) görülür.
Daha çok kol ve bacak damarları boyunca olmak üzere, bağımlının
bütün vücudunda iğne izleri vardır. Bunlar sivrisineğin soktuğu
yerlere benzer ve muhtemelen iltihaplıdır. Tabi iğne ile tedavi
gören hastaların vücudunda da iğne izlerinin bulunduğu unutulmamalıdır.
Kullanılan uyuşturucunun cinsine ve kullanma şekline
göre değişen aletler, zehir in alınışı ve çeşidi hakkında fikir verir.
Vücuttaki emarelerin çokluğu bağımlılık ihtimalinin işareti ise de,
uyuşturucu kullanılmasının kesin delilleri olarak kabul edilmemelidir,
fakat uyanık olunmalı, olaylar dikkatle izlenmeli ve değerlendirirmelidir.
Bunlar mesela , el titremesi, ter boşanması, uykusuzluk, huzursuzluk,
sükunet ile sinirlilik hallerinin birbirini takip etmesi gibi işaretlerdir.
Davranış değişiklikleri de uyuşturucu bağımlılığın işareti sayılır.
Gençlerde rastlanan ve göze çarpan bu ve benzeri
haller, ergenlikle ilgili çok normal sebeplerde olabilir. Örneğin
ergenlikte:
Okul başarılarındaki nişler ve yükselişler, Aile
münasebetlerinden ayrı kalma, uzaklaşma, Ruh halinde değişiklikler,
İlgi alanlarının sık sık değişmesi söz konusu olabikmektedir.
Bunlar tehlike işaretleridir
:
Daha önce bizlerle olmaktan zevk alan , programlar yapan kızımız
veya oğlumuz, bizden uzak durmaya başlamışsa , ilgi ve istekleri
sıklıkla değişiyorsa , maymun iştahlı olmuşsa , daha önce eğitim
konusunda verdiği kararı değiştirmişse , kararsızlıklar yaşıyorsa...
Ruhsal yönden içine kapandığını , aşırı sinirli olduğunu, alınganlaştığını
, sonra tekrar normale döndüğünü farkediyorsak.
Başarı oranı tamamen ve her derste düşmüş ise , arkadaşlarını
çok sık değiştiriyorsa , eski arkadaşlarına sırt çeviriyor ve
çevreyle ilişkilerden kaçıyor , işini yada okulunu bırakmak istiyorsa.
Hiçbir şeye ilgi duymuyor ve herkezden uzak kalıyorsa
, geleceğe dönük hiçbir adım atmıyorsa.
Ani ve çabuk duygu değişimleri varsa , yemek yeme
düzeninde bozukluk oluyorsa.
Yalan söylüyor ve evden ufak tefek şeyler kayboluyorsa.
Elbisesinde , yatağında ufak yanıklar ve yırtıklar oluşmuşsa , farklı
yerlere gittiğine dair ipuçları varsa.
Tuvalette uzun süre kalıp , oradan rahatlamış olarak
çıkıyorsa.
Odasında, üstünde pudraya benzer şeyler varsa bunlar bize bir
problemin olduğunu düşündürmelidir. Ama bütün bunları, tek başına
anne yada baba olarak halletmeye kalkışmamak, mutlaka bir uzmandan
yardım almak gerekir.
Aileye Düşen Görevler
Uyuşturuculardan korunmada en büyük vazife aileye düşmektedir.
Aile toplumun temel çekirdeğidir. En başta anne ve baba , çocuklara
örnek olmalıdır. Çocuklar , her türlü sıkıntılarını ve problemlerini
öncelikle anne ve babalarına açabilmelidirler. Problemlerin ilk
defa aile büyüklerince değerlendirilmeleri şarttır.
Bu konuda gençlerimizin dikkat edecekleri noktalara gelince;
Gerek sevgiyi ve mutluluğu muhakkak ki kendi yuvalarında aramalıdırlar.Yüce
dinimizin öğretileri çocuğa aktarılmalıdır. Kötü arkadaş guruplarından
uzak durmaları gerekir. Böyle kişiler davranışlarından , hareket
ve sözlerinden anlaşılır. Boş zamanları en iyi şekilde (okumak
, sporve diğer faydalı faaliyetlerde bulunmak gibi meşguliyetlerle)
değerlendirmelidirler.
Yine gençlik dönemi ; halk arasında söylendiği şekliyle "delikanlılık"
devresidir. Bu yaşlarda kişilik icabı, gelecek için her an problem
oluşturabilecek hareketlere girilebilir, kararlarda isteksizlik
olabilir. Gençler bu hususu daima göz önünde tutmalı büyüklerin
uyarılarını dikkate almalıdırlar.
Son olarak gençlerimizi uyuşturucunun içine çeken
alt kültürden bahsetmek istiyorum. İçki uyuşturucu, kumar, şans oyunları,
sapıklıklar, fuhuş evden kaçma gibi faaliyetlerin tümünü besleyen,
ortaya çıkaran ortama "Uyuşturucu Kültürü" adını veriyoruz.
Zararlı alışkanlıkların temelinde bu vardır ve bunu önlemek uyuşturucu
kültürüyle mücadeleye bağlıdır.
Bu kültürün filizlendiği birahane, pub, diskotek, kahvehane, kumarhane,
meyhane ve benzeri yerlerden uzak durmalıdır.
Bira ve "alkolsüz" denilen bira , alkolizm
ve uyuşturucu batağının başlangıç basamağıdır.
Yine milli manevi değerlerimiz , yüzyıllardan
beri nesilden nesile intikal eden geleneklerimiz uyuşturucu kültürünün
panzehiridir. Bu değerlere sarılmak zorundayız.
Devlete Düşen Görevler
(maalasef devletimiz istiklal savaşının sembolü
türbanla uğraşmaktan dolayı, eroinle
uğraşmaya vakit bulamıyor.)
Uyuşturucularla Mücadele Bakanlığı yanında, önemli sorumluluklar
taşıyan Milli Eğitim, Sağlık, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları
başta olmak üzere, bünyesinde eğitim üniteleri ve eğitilmesi gereken
genç kitleler bulunduran diğer bakanlıklar ve diğer devlet kuruluşları
bu konuda görev ve sorumluluk taşımalı, buna sahip çıkmalı ve bu
büyük organizasyonda yerini almalıdır.
Milli eğitimde en azından
şunlar yapılmalıdır:
Orta ve Liselere haftada 1-2 saatlik zorunlu
ders getirilmeli ve bu çalışmalar yasal çizgide ciddiyetle sürdürülmelidir.
Genç öğrencilerle birlikte aileleri de eğitim kapsamına alınmalı.
Ailenin ,medyanın da ciddi katkıları sağlanarak , maddi ve manevi
kültür değerleriyle güçlenmesi mutlaka sağlanmalıdır.
Yönetici ve eğiticilerin kötü örnek olması , özenti oluşturması
kesinlikle önlenmelidir.
Okul Yeşilay kolları seçkin öğrencilerle her okulda
mutlaka kurulmalı , bunların başına gönüllü ve yetenekli bir rehber
öğretmen tayin edilerek , bu öğretmenler uzmanlaştırılmalıdır.
Uzmanlık çizgisine ulaşan rehber öğretmenler , hem öğrencileri aynı
zamanda ailelerini eğitmelidir. Bu çalışmalar eğitim yılı boyunca
ciddi bir şekilde sürdürülmelidir. Okullar bu konuda eğitim malzemeleri
ve gerekli doküman bakımından yeterli bir zenginliğe ulaştırılmalıdır.
Doküman yönünden Milli Eğitime , Sağlık Bakanlığı, Medya (bilhassa
eğitsel filmlerin hazırlanması bakımından) yardımcı olmalı. Yeşilay’ın
maddi destekle bilhassa yazılı ve görsel dokümanlarla bu hizmete
gerektiği ölçüde katılması sağlanmalıdır.
Özel sektör (kurumlar) ve yöneticileri bahis konusu
hizmet ve görevlere aynen sahip çıkmalıdırlar.
Bütün halk kuruluşları ve vatandaşlar her biri bu
mücadelede görev almalı ve üzerine düşenleri yerine getirmelidir.
Bu arada istisnai bir durum olarak bir Anayasa görevi yapan Yeşilay’a:
a) Mali , teknik ve teşkilatlanma yönünde gerekli
ve yeterli yardımlar yapılmalıdır.
b) Yıllardır büyük emekle gençlerimiz için bu maksatla çıkarılan Yeşilay
dergisine ve dokümanlarına
Devlet kütüphanelerinin ve bütün resmi ve özel okulların , keza kurumların
abone olmaları
sağlanmalıdır.
Bitabii bu hizmetlerin yerine getirilmesi , bütün ülkeyi içine
alacak güçlü bir organizasyonun oluşturulması ve gerekli yasa
ve mevzuatın çıkarılması , münhasıran uyuşturucularla mücadele
görevini üstlenecek olan Bakanlıkça yapılmalıdır.
Medya'ya düşen görevler (
KİRALIK MEDYA DEĞİL TABİ)
En güçlü ve yaygın eğitim kurumu olduğu halde bu çizgide hiç
bir görev üstlenmeyen , hatta büyük bölümü ile, bilhassa temeldeki
konu olan ve her türlü zararlı alışkanlıklara ve bunların salgın
haline gelmesinde en büyük etken kabul edilen uyuşturucu kültürü
çizgisinde büyük bir sorumsuzluk sergileyen medya, mutlaka disipline
edilmeli. Bu güçlü kurum bütün birimleri ile yararlı bir çizgiye
getirilmelidir ve medyanın bu sorumluluklarını ve hayati önem
taşıyan görevlerini kabullenip yerine getirmedikçe diğer hiçbir
tedbirin ülkeyi ve toplumu selamet kıyısına götüremeyeceği kesinlikle
bilinmelidir. Bu ülke, bu toplum ve bu devlet hepimizindir. Bir
yerde hırs ve kazançlara sınır tanımak zorundayız.