23 Ekim 2007
Sezer YOZGAT
ATEŞ VATANA DÜŞMÜŞTÜR
Tarihler 21 Ekimi gösterirken Türkiye bir başka uyanmıştı.
12. Cumhurbaşkanlığı ve bazı anayasa maddeleri hakkında önüne sunulan
referandumda evet hayırı oylayacaktı. Televizyonlarını açanlar ise
acı haberle karşılaştı. 21’nci Jandarma Sınır Tugay Komutanlığı emrinde
görevli bulunan Hakkari Dağlıca’da konuşlu sınıra sıfır bölgedeki
Piyade Taburuna saldırı düzenlenmişti. İlk yapılan ise tabura tek
gidiş yolu üzerindeki köprüyü havaya uçurmakla başlamışlardı. Kuzey
Iraktan sınırı aşarak geçen 150 civarında terörist pusu kurmuş, vatan
evlatlarına barut kusuyorlardı. Roketlerin gümbürtüsü, keleşlerin
çatırtısı bir yanda ağır makinalılar havan desteğiyle saldırıyorlardı.
Vatan evlatları son mermilerine kadar çatışıyorlardı.
Boşalan şarjörlere bir yandan Mehmetler mermi basıyordu. Son mermiye
kadar kurşun yakıyorlardı. Kahpeler çok planlı gelmişlerdi. İnlerinde
besiden çıkan bu çakal sürüsü vurdu Mehmedimi…
12 vatan evladı şehit düşmüş, 16 sı yaralanmış daha
acısı kayıptı… Genel Kurmay açıklamasında 8 askerle bağlantı kurulamadığını
açıklıyordu.
Yüreğim yanıyordu yüreğim…
Patlayacak volkan gibiydim…
Soluğu Cebeci Askeri Şehitliğinde aldım. İçimden
bir his onlara gitmek istiyordu. Dışarıda yağmur yağıyordu. Cebeci
Askeri Şehitliğinin kapısından girdiğimde her yer albayraklarla donatılmıştı.
Şehitlikteki his bambaşkaydı. Her mezarın başında Al Sancak nazlı
nazlı dalgalanıyordu. Kimi Yozgatlı, kimi Niğdeli, Anteplisi, Tokatlısı,
Çorumlusu, Nevşehirlisi hep bir aradaydı. Orgeneralinden erine kadar.
Son taraflara doğru gezerken birden Alim Yarbayımın mezarı çekti dikkatimi.
O şehit olduğunda ben tam tamına 138 günlük askerdim. Mardin Nusaybin
İlçe Jandarma Komutanlığında vatani görevimizi yapıyorduk. Alim Yarbayın
cenazesinde Kocatepe Camiinde kılınmış evladı cenaze aracının ardında
Türk bayrağı taşıyordu. Evlatları ve değerli eşi hanımefendi pkk yı
sevindirmeyeceğiz diyerek ağlamamışlardı. Çelik gibi bir yüreğe sahipti
o hanımefendi. Alim Yarbayımı yıllar öncesinde bir televizyon programında
izlemiştim. Ben diyordu Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Alim YILMAZ. Diyarbakır
Jandarma Özel Harekat Gurup Komutanıyım. Bu arslanlarımla bu dağlarda
vatan için mücadele veriyoruz diyordu. Atsız Atanın Kahramanlık şiirini
en güzel onun ağzından dinlemiştim;
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir
Onun için ölmek bir atılış değildir
Atıldıktan sonra bir daha geri dönmemektir…
Biz o dönem yaşamıştık. Şırnakta bir üsteğmenle yanındaki
timin ağır zaiyat verdiğini, biz o dönem şehit vermiştik Nusaybinde
İmam Tan’ı..
Ve biz o dönem yaşamıştık… Bingöldeki 12 kelleyi,
Dargeçitte ki 7 kelleyi…
Hemen Alim Yarbayımın mezarının birkaç sıra ardında
3 mezar yan yana daha toprağının yaşı gitmemiş, daha üzerinden haftalar
geçmemiş mezarlar vardı. Mezarların arasında dolaşıyordu iki şehit
yavrusu. Bir şehit anası evladının mezarını seviyordu. Mezar taşını
seviyordu yağmurun altında sarılıyordu mezar taşına. Bir evlat evindeki
oyuncaklarını getirmiş babasının mezar taşına sermişti.
Ateş düştüğü yeri yakıyordu. İlk haber Yozgatın Buzacıoğlu
köyüne ulaştı. Yozgat İl Jandarma Komutanlığından J.Binbaşı Ali YİĞİT
verebilmişti aileye acılı haberi. Buzacıoğlu köyüne ateş düşmüştü.
Eker Ailesi ve bütün köylü bütün Yozgatlının yüreğine ateş düşmüştü.
Yozgat halkı ayaktaydı. Yozgat Lise caddesi ve meydan şehidin duyulmasıyla
birlikte sel olmuş akmıştı. On iki askerden Lokman Eker’in öğretmeni
anlatıyor. “Sınıfın en saf, en temiz, en iyi niyetli öğrencisiydi.
Efendili ve sakinliğiyle hep gözde bir öğrenciydi. Aynı sınıfta 38
kişinin arasında beklide en dikkat çeken tek öğrenciydi. Askere gittiğini
duyduğumda yaşlanmışım öğrencim kocaman adam olmuş askere gitmiş diye
düşündüğüm Lokman, bugün gerçekten yaşlandırdı beni. Bugün beklide
ilk defa üzdü beni diyor… Şehidin annesi Cemaynur Eker haykırıyor
“Beni de götürün beni de vursunlar diyor.. O gözü yaşlı ananın orada
yüreği yanıyor. Bizim ekranlar başında gözlerimizden yaşlar akıyor.
Öfkemiz bileniyor. Buzacıoğlu ilk defa böyle bir gün geçiriyor. Lokman
Eker ve arkadaşlarının köyde askere gitmeden duvarlara yazdıkları
kalıyor ardından. O köyün aynı acısını 1991’de Başpınar Köyü yaşamıştı,
1998 de Çöplüçifliği köyü yaşamıştı ve daha 100’lerce köy yaşamıştı
aynı acıyı Yozgatta… 2003 Aralığında Nusaybinde mayına basarak 6 askeriyle
beraber şehit düşen Bektaşlılı Halim Assubayın köyü gibi.
Gaziantepin Şahinbey ilçesinde Şehit Mehmet Cücük’ün
baba ocağına ateş düşüyor. Arkada anası, bacısı, babası ve bir de
gözü yaşlı nişanlı kalıyor. Askerliğini bitirip gelecek düğün kuracaktı.
Ne hayalleri vardı Mehmedin.. Geride son çekindiği fotoğraf kalıyor..
Babası haykırıyor 4 tane daha oğlum var vatan sağolsun gerekirse onlarda
gider diyor.
Bursada Samet Saraçın baba ocağına ateş düşüyor.
Ya bir yanda evladını 15 yıldır göremeyen hasret bir ana. Evladını
kavuşmuşken bağrına taş basıyor. Ne yapsın o acılı ananın yüreği…
Karsın Sarıkamış ilçesinde Tarık Emetin baba ocağına
ateş düşüyor. Köyü baştan başa al bayrağa boyanmış duruyor.
Uşakta Asteğmen Mehmet Bozkuşun baba ocağına ateş
düşüyor. Üniversiteyi bitirmiş mesleğini eline almış önündeki engeli
halledip vatan borcunu ödemeye gitmiş Mehmet.. Mehmetlere yol gösteriyor.
Gelince hayata dört elle sarılacak ama olmuyor… Olmuyor…
Uzman Çavuş Mustafa Uysal’ın evine ateş düşüyor.
Acılı haber eşine veriliyor. Arkada iki yavru kalıyor.
Orduda Zekeriya Yatının baba ocağına ateş düşüyor.
Geride gözü yaşlı ana, bacı gardaş bir yanda nişanlı kalıyor.
Ateş düştü Yavuz Öztürkün baba ocağına
Ateş düştü İrfan Beyazın baba ocağına..
Ateş düştü Vedat Kutlucanın baba ocağına…
Ateş düştü Abdurrahman Doğanın baba ocağına…
Ateş düştü Selçuk Gürdalın baba ocağına…
Ateş düştü Soner Özübek’in baba ocağına…
Ve bugün o mehmedler kanlarını akıttıkları vatan
toprağına yattılar.
Ateş bütün Türk milletinin yüreğine düşmüştür. Ülkenin
dört bir yanı ayakta şu anda. Kızılay meydanı al beyazdı bugün. Eski
arkadaşlar, gönüldaşlar bayrağını alan gelmiş meydana. Arkadaşlar
orada karşılaştılar. Kalabalığın içinde yıllar öncesinde Ankara Ülkü
Ocakları Orta Öğretim teşkilatında beraber bulunduğumuz bir arkadaşımız
oradaydı. Beraber Ocak başkanlığı yaptığımız bir ağabeyimiz oradaydı.
Yıllar öncesinden tanıdığımız Ülkü Ocakları Genel Merkezi Bayanlar
Masa Başkanlığı yapmış bir ablamız eşini çocuğunu almış gelmiş. Evladı
çocuk arabasında. Üzerine örtülmüş Türk Bayrağı. İşte o ananın evladı
vatan için neler yapmaz ki büyüyünce. Ankara Ülkü Ocaklarında bize
seminer veren bir başkanımızı gördüm. Evlenmiş çoluk çocuğa karışmış
4-5 yaşındaki oğlunu almış omzuna gelmiş meydana. Daha karşılaşmadığımız
nice arkadaşlarımız daha kimler oradaydı. Kızlar erkekler öğrenciler
okuldan koşup gelmiş liseliler. Kızılay meydanı kızlı erkekli haykırıyor
şehitler ölmez haykırışıyla.
1984 de Eruh ve Şemdinli de başlayan saldırılar
2007 nin Ekiminde hız kesmeden devam ediyor. 1984 doğan çocuklar bugün
23 yaşını doldurdu. Millet artık ayaktadır. Çözüm ne ise o yapılmalıdır.
Ve sen ey Başbakan, Ülkesinde 12 evladı can vermiş
yaralısı kayıbıyla ülke kan ağlıyor. İngiltereye konferans dinlemeye
giden, İsrail Başbakanıyla görüşmeye giden beyefendi. Bu memleket
evinde cenaze varken sen gezmeye git diye vermedi oyunu.
Şehit anasına ne yani askerlik yan gelip yatma yeri
değildir diyen Başbakan. Asker yan gelip yatmıyor can verip yatıyor.
Abd Dışişleri Bakanı Rice ile görüştüğünü beyan edip birkaç gün beklemeyi
yeğlediğini beyan eden zatı muhterem. Şehidime kelle diyen zatı muhterem.
Barzaniye Talabaniye kardeşim diyen sendin. Bu ülkede Kürt sorunu
var diyen sendin. Leyla Zanaları cezaevinden çıkartıp devletin televizyonunda
Kürtçe yayın yaptıran sendin. İşte senin çözüm anlayışın. Bir yanda
dün kapımızdan yal yiyen itoğlu it köpük kusuyor. Paçamıza dalıyor.
Babası hain olan Barzani de acımızda bize bakarak salyalarını akıtıyor.
Bunlar değimliydi düne kadar Türkiye Cumhuriyetinin pasaportuyla gezen.
Kuzey Iraka girilsin denildiğinde içerde 5000 se orada 500 diyen sen.
Bu çakal sürüsü Kuzey Iraktan gelip evlatlarımıza kıyıp geri geldiği
gibi inine kaçıp gidiyor. Çekil Mehmedin önünden… Gün hesap sorma
günüdür…
Bugün meydanlar haykırdı her bir şehidin adını burada
diyerek… Onlar buradalar. Bütün millet tek yürek oldu ayakta. Herkes
bu gün bir Mehmet.