Türkiye ; nin ve Ülkücü Hareket ; in geleceğine
dair;
Ülkücü hareketin şu an ki durumunu özellikle MHP yi eleştirme fırtınası
almış başını gidiyor. Zaman zaman bizim de içinde bulunduğumuz bu
tenkitler elbette haklıdır ama şu da aşikardır ki bize yakışan sadece
eleştirmek, kınamak değil bilakis alternatif sunmak bu yönde numune
teşkil etmektir. Tarih ispat etmiştir ki;sıkıntılar söverek, kahrederek
değil, ancak şaha kalkmış bir iman, sonsuz bir gayretle mücadele
ederek bertaraf edilebilir...
Evvela tespit edelim ki;iktidar gelene kadar yükseliş içinde bulunan
hareketimiz manevi temeller üzerine oturmuştur. Bu teşkilat, kendisini
oluşturan fertlerinin dava için yapabilecekleri en büyük fedakarlık
olan; can dan geçme; adına beş bin kez imtihanını hakkıyla vermiştir.
Siyaset sahnesindeki vitrinimiz olan partimizde bu birikime göre
şekillenmiştir. İktidara geldikten sonraki bu çözülüşün sebebini
partide veya hareketin dışında aramak büyük yanlıştır.
Dertte derman da ruhumuzda maneviyatımızdadır. Sıkıntının varlığını
daha da önemlisi sebebini idrak ten sonra nasıl tedavi edileceğini
düşünmeliyiz.Evvela temiz bir sayfa açmalı bu güne kadar yapılan
hataları dövünmek için değil ibret almak için zihnimize nakşetmeliyiz.
Ülkücü hareketin de ülkemizin de sıkıntıları aynı membadan geliyor;
başta "samimiyetsizlik". Durumdan şikayetçi olup sağa
sola saldırmak hatta küfretmek yerine düzeltmek için kolları sıvamak
bunu yaparken de önce samimiyetimizi muhakeme etmek gerekir.
Bütün bu merhaleler aşıldıktan sonra girişilecek hamlede kısa vadeli
neticeler verecek tedbirler yerine ilime ve sanata yatırım yapılmalı.
Düşünürken ve hedef tespit ederken satıhta takılmamalı, derinlemesine
düşünmeli, perspektifimizi muhafaza etmeliyiz.Ufkumuz Turan kadar
geniş olmalı Edebiyat, mimari, musiki, tezhip velhasıl bütün güzel
sanatlarda kendi kültürümüze tarihimize dönük eserler verilmeli
yeni hamleler yapılmalı. Bu surette gençliğimizi modernizm adı altında
kendi öz benliğinden, kültürünün eserlerinden kopuk ve mazisine
düşman olmaktan kurtararak yeni dirilişlerin temel kaynağı olan
ruh u, maneviyatı beslemeliyiz.
İkinci merhale ise teknoloji üçüncü merhale ise sanayii alanın
da yapılan hamledir. Sıralamada maneviyatın, kültür ve sanat faaliyetlerinin
birinci sırada olması tesadüf değildir, sebepsiz, gayesiz, idealsiz
teknik ve sanayiinin fayda değil zarar getireceği konusunda hemfikir
olduğumuza eminim Toprak ve güç kaybeden milletler kültürel dinamiklerinden
aldıkları kuvvetle medeniyetlerini ayakta tutarlar ve tekrar dünya
tarihinde zirveye oynayabilirler ama bu kültürel değerlerini kaybeden
bir milletin çöküşünü kimse engelleyemez. Selçuklu devletinin yıkılışından
sonra yani cihan devleti Osmanlı;nın doğuşunun arifesinde Anadolu
erenlerinin misyonunu hatırlayalım. Türk devletlerini baki kılan
müşahhas değil mücerret dinamikleridir bunu hiç unutmayalım ki bu
Millet gözle görülür çok fetretler hatta çöküşler yaşamıştır ama
hiç bir zaman dipteki manevi dinamiklerinden bu kadar kopuk olmamıştır.
Velhasıl sıkıntı büyük, yük ağır ama hedef çok yüce, inleyip ah
vah etmeyi bırakıp bizzat kendi nefsimizde ki samimiyet mahkemesiyle
başlayalım ;
Ne dersiniz? Nemrutları vız gelir, Gül olur ateş bize,
Muhtaçtır doğmak için ay bize, güneş bize,
Daha yola çıkmadan demiş ki TÜRKEŞ bize:
YOLUMUZ UZUN,ÇETİN,MEŞAKKATLİ OLACAK,
KERVANA TEREDDÜTSÜZ İNANAN KATILACAK !!!