Unutmak Tükenmektir !
KISIR DÖNGÜ

Şenol UĞURLU
Onlarca yıllık mücadele, binlerce cenaze töreni,on binlerce görüş günü, dokuz tane idam sehpası, mağdur aileler, yetim balalar, gencecik dullar. Ne adına ? Bu ülkenin ufkundaki karanlıklar dağılsın güneşli güzel günler gelsin diye. Tam geldi dediğimiz güneşli günler tekrar karanlık gecelere bıraktı yerini. Üstelik ay ışığından da mahrum bırakılmak istenen gecelere. Kim suçlu, fatura kime çıkartılacak? Tabi ki bedel ödeyenler değil suçlusu. Yetim kalmış çocuklar, toprağa düşmüş canlar, idam sehpalarında körpecik boyunları kırılanlar değil suçlusu.

Bu mirasın üstüne oturan sen, ben, bizler yani hepimiz suçluyuz. Sorumluluğu başkalarına ihale ederek vicdan rahatlatma duruşları kimseye gerçek manada huzur getirmeyecektir. Yılların cefasını çekmiş bir hareketin bir seçim mağlubiyeti sonucunda bu şekilde darmadağın olmasına hiçbir ülkücü gönül razı olmamalıdır.Evet yöneticiler suçludur. Tabanın sesine kulak vermemiştir. İstenilen icraatları gerçekleştirememiştir. Yanlış ilişkiler içerisine girmişlerdir. İdeolojik mantıktan uzaklaşmış merkezi mantığa yaklaşmıştır.

Evet yöneticiler suçludur fakat ülkücüler suçsuz mu dur? Kendi yöneticilerini anlamayarak,onlar hakkındaki dedikoduları topluma pompalayarak, güven bunalımı oluşturarak, menfaatleri çatıştı diye birilerini ihanetle suçlayarak hiç mi suça ortak olmamışlardır. Önce güvenen sonra şüphe eden ülkücülere ne oldu da şimdi önce şüphe eder oldular.Dün canlarını birbirlerine güvenenler şimdilerde düşman olmak için neden bahane arar hale geldiler. 3 Kasım seçimlerinden sonra Genel Başkanımızın istifa ettiğini açıklaması ülkücüler arasında ikinci bir şokun yaşanmasına sebep olmuştur. Bu karar lider adına onurlu bir davranış olarak tarihe geçse de ülkücü hareket ve Türk siyaseti adına büyük bir kayıp olarak zarar hanesine yazılacaktır. Sorumluluğu tek başına yüklenme cesareti göstermek lider yakışacak bir tavır sergiler.

Fakat gerçek böyle mi dir. Sorumluluktan kurtulmak isteyen bazı aklı evveller bu açıklamaya balıklama dalmışlar ve sözünde durması gerektiğini, kamu oyunda taktir topladığını, onurlu bir davranış olduğunu üstüne basa basa tekrarlayarak bulanık suda balık avlama gayretine düşmüşlerdir. Bir kısım uyanık da genel başkan kalsın diğerleri gitsin teraneleriyle liderin altını boşaltma gayreti gütmektedirler. Bunlar boş işlerdir beyler. Bunlarla uğraşacağınıza, basit hesaplar içerisine gireceğinize her fırsatta dile getirdiğiniz ve uğrunda mücadele ettiğinizi reklam malzemesi yaptığınız ülkücü hareketi bugün geldiği konumdan ileriye nasıl götürebilirizin hesabına bakın. Yakışanı ve doğru olanı budur. Ülkücülük sizin küçük hesaplarınızın içerisine sığmayacak kadar şerefli ve büyüktür. Yazıhane köşelerinde kulisler yaparak ona buna çamur atmakla harekete zarar verdiğinizin farkında değilseniz gaflettesiniz. Farkında ve bilerek yapıyorsanız ihanet kavramı tam size göre biçilmiş elbise olarak üstünüze oturmaktadır. Özeleştiri ile dedikodu arasındaki fark tarafınızca malum değilse Türkçe sözlük ihtiyacınızı karşılamayı vazife addederiz. Küçük insanların hesabı da küçük olur.

Ülkücüler hiçbir zaman küçük düşünmemişlerdir. Dün kımızı plakalı araçlarda gezerken üçüncü kat kompleksi olmayanlar sivil araçlara döndüklerinde birden bire üçüncü kat kompleksi yaşamaya başlamışlardır. Demek ki kırmızı plaka insanların komplekslerine de iyi geliyor. Bakanlığınız döneminde yapamadığınız icraatlara damı engel üçüncü kattı diye sormazlar mı adama. 3 Kasım sonuçlarının elebaşlarından biri değimlisiniz ki bugün şikayetçi konumu resmediyorsunuz beyefendi. Geçin bu hamsi uydurmaları artık. Üstelik gemiyi de terk etmiş biri konumundayken hala gemiyle ilgili fikir yürütme hakkını nereden buluyorsunuz. Siz ve sizin gibiler yanlış konumlandırıldıkları için bu gün konuşa biliyorsunuz. Yoksa selam verecek kimseyi bulamazdınız çevrenizde. Size yapılan bu hak etmediğiniz iyiliğin karşılığı magazin basınına malzeme olsa gerek.

Artık bu tartışmalarla zaman kaybetmemeli önümüze bakmalıyız. Kendi içerimizden bizi yolumuzdan geri bırakmaya çalışacak zevat olsa da liderin peşinde güneşli günlere harekete geçmeliyiz. Her son yeni bir başlangıcın habercisidir. Bu başlangıç ülkücü hareketin tek başına iktidarını müjdelemelidir. Bunu başarmak elimizde. Dik duruşlarımızla önümüze çıkacak her türlü engeli yenebiliriz. Bu günlere gelirken bir çok badireleri atatmış bir hareketin mensupları olduğumuzu unutmayalım yeter. Haydi yeni akınlara hep birlikte güçlü bir şekilde çıkalım. İnanmak başarmanın yarısıdır. Çalışmak bizden taktir Allah’tandır.



Can Verenler...