Hemen ilerleyip Enver Paşa'nın mezarı başına geldik.. gördüğümüz
bakımsızlık ve pislik yığınları yüzünden yıpranan sinirlerimize
ve gözlerimize hücum eden gözyaşlarımıza aldırmamaya çalışarak
huşu içinde fatihalar ve dualar ikram eyledik aziz ruhuna..
Hemen
ayrılmadık mezarın başından. Bu büyük savaşçının mermerden yaptırılan
kabrinin üzerine keçeli kalemlerle ya da kazılarak yazılan tuhaf
sözleri ve sözüm ona sevgi sözcüklerini imkanlarımız ölçüsünde
sildik, mezarın etrafını elimizden geldiğince temizlemeye çalıştık....
Ve Enver Paşa'nın aziz ruhu şad olsun diye Turan Soylu Türk Yiğidinin
başucuna şanlı bayrağımızı asmayı da ihmal etmedik.. Bir başka
ilginç olay ise, Enver Paşa'nın mezarının bahçeye bakan kısmında
İsmi ve doğum ile ölüm tarihleri bulunduğu halde, E-5' e cepheli
ön tarafında bulunmamakta..Yani mezarlar adeta buraya saklanmış..
nedir bu korku, nedir bu kin anlamak mümkün değil...
Yine dar bir yoldan ilerleyip yeşil bir kümbet içerisinde bulunan
üç adet sandukanın yanıbaşına geldik.. Üzeri tamamı ile hat ile
bezeli bu mermer sandukaların kapakları bir kaç yerinden kırılmış,
belli ki levye ya da bir başka benzeri cizim ile sanduka kapakları
açılmaya çalışılmış.. Etraf bira şişeleri, şarap şişeleri, tiner
kutuları, bally paketleri ile dolu... ağaçların altlarına serilmiş
gazete ve mukavva kutular, evsizlerin burayı mekan tuttuklarının
en güzel göstergesi olsa gerek...
Üzüntü
ve şaşkınlıkla ağır aksak istemeye istemeye ve çaresizlik içinde
ayrıldık abide-i hürriyetten...
Şimdi ilgisiz ve geçmişinden kopuk yaşayan telefon efendisi sözüm
ona yetkililere soruyorum.
Enver Paşa Türkistan Türkleri tarafından adeta Türbe haline getirilen
ab-ı derya köyünde, ceviz ağacının altındaki ebedi istirahatgahında
şüphesiz burada olduğundan çok daha huzurlu idi..Bu kahraman vatan
evladının ruhuna ızdırap çektirmek için mi onca mücadele edip
buralara kadar getirdiniz?
Nazım
Hikmetin heykelini Şişli'ye dikmek için çaba sarfeden, Türk Büyüklerinin
isimlerini taşıyan sokaklara Ermenice yeni isimler veren, kırk
yıllık vali konağı caddesinin adını Üzeyir Garih caddesi yapacak
kadar Ermeni ve Yahudi hayranı olan Şişli Belediye Başkanı Mustafa
SARIGÜL, "hacı" ismini koyduğunuz köpeğinize gösterdiğiniz
ilginin bin de birini buradan neden esirgiyorsunuz acaba.. Şişli'
de bulunan Ermeni mezarlıklarına gösterdiğiniz ilgi ve alakayı
Enver Paşa gibi destan yazmış bir Türk yiğidinden esirgemenin
ideolojik taassuptan başka bir açıklaması olabilir mi?
Ve
dışı yeşil, içi kırmızı tatlı su mücahidii ALİ MÜFİT GÜRTUNA..
Her fırsata muhafazakarlıktan dem vuran, İstanbul'un tarihi ve
kültürel dokusunu korumakla övünen Ali Müfit GÜRTUNA...İstanbul
Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü'nün hemen bitişiğinde
olan bu rezaleti hiç mi görmediniz? Moskova dönüşü NAZIMIN MEZARINI
TÜRKİYE' YE GETİRECEĞİM beyanatları veriyordunuz... BENİ STALİN
YARATTI diyen POLONYA YAHUDİSİ' ne gösterdiğiniz ilgiyi neden
ENVER PAŞA' dan esirgiyorsunuz? Müslüman olan, Türk olan, Müslümandan
yana, Türkten yana olur.. Enver Paşa kurduğu meşhur TÜRKİSTAN
TABURU ile yıllarca Ruslara kan kusturdu... İddia ettiğiniz gibi
muhafazakarsanız, milliyetçiyseniz lütfen HİLALİN yanında saf
tutunuz, HAÇ' ın yanında değil... Ve lütfen rezalete bir an önce
son veriniz.. Zira geçmişini bilmeyenin, geleceği olmaz..
Son bir söz de İstanbul Emniyeti' ne...
Çağlayan
Karakoluna beşyüz metre, Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğüne sadece
bir kilometre mesafedeki bu parkta, hap satan, fuhuş yapan, çevreyi
rahatsız eden ucube yaratıkları görmüyor musunuz? Yoldan geçen
insanların dahi farkettiği çarpıklığı "polis gözüyle"
bakıp sizler fark edemiyor musunuz? Ellerinde bira ve şarap şişeleri
ile sadece mezardakileri değil çevreden geçen insanları da rahatsız
eden bu ucubeleri adalete teslim ediniz...
.......
Hülasa; geçmişini bilip, mazilerinden hız almayan milletler,
tarihin karanlıklarına gömülmeye mahkumdurlar.
Türküm diyen herkesi göreve çağırıyorum.. Türklük bilinci ve
şuuru ile el ele verip en yüksek perdeden haykıralım ve bu rezalete
bir an önce son verilmesi için mücadele edelim...