T-72,80
ve BMP-3 Tankları "udar" kodu ile, 19-20 Ocak 1990
gece yarısı Bakü sokaklarına büyük bir gürültü ile girerken,
herşeyden habersiz masum Azerbaycan Türk'leri uykularından fırlayıp,
Rus Silahlı kuvvetlerine karşı, sopalarla baltalarla karşı koydular.
Ruslar 35 bin kişilik ağır zırhlılarla donatılmış "alfa"
birlikleri ve "DTK-a" diye isimlendirilen, tahribat
eğitimli askerlerle hücuma geçmişti. Ve tarihin en büyük facialarından
biri yaşandı Bakü Azatlık Meydanın da... İki gün süren, kadın,
çocuk ve yaşlıların çoğunlukta olduğu bir katliam ile uygulanan
soykırımını, dünya ülkeleri film gibi seyrederken, bugün Azerbaycan'ın
başında olan hain Aliyev Rus generali olmasına rağmen kılını
kıpırdatmadan seyirciler kervanına katıldı... Adeta Dünya dilini
yutmuştu...
Cihan pehlivanlığına soyunan ABD, el altından Rusya'ya
yol veriyor, karşılığında Irak operasyonu için tasdik
ve tasvip sözü alıyordu. Yaralı bir kedi için helikopter
kaldıran Avrupa ülkeleri, Bakü de tanklar altında yüzlerce
sivil Türk can verirken, Rusları cesaretlendiren bir siyaset
sergiliyordu. Fakat 20 Yanvar günü verilen canların herbiri
Hürriyet bayrağının yükselmesine kaide oldular. Azerbaycan
da hep bir ağızdan çıkan tek bir ses vardı, "vatan
sağolsun"...
Bir
saat içerisinde 170 Türk hayatını kaybederken, binden fazla
kardeşimiz de ağır yaralar almıştı. Abşeron "kan denizi" oldu
ama Rus'lar da bu denizde boğulup giderken, Azerbaycan
bu kanlı Yanvar hadisesinden sonra, hürriyetini ilan edecekti... Bedeli çok ağır bir mahiyette ödenen bir nazlı Hürriyet...
"Benim sınırlarım, Azerimin hürriyet, hürriyet diye
haykırdığı Hazar kıyılarında başlar, ta Viyana da biter"
diyerek feryat edenlerin arzusu kısmen yerine gelmiş, "Turan
ülkesinin" bir sınır taşı daha yerine oturmuştur.
Aziz şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi şükranla yadederken,
dünyayı büyütenlere küçük bir misal verelim.
Yanvar
kırgınından bir-iki yıl sonra Dağlık Karabağ Ağdere bölgesinde
silah arkadaşlarım, Azerbaycan Milli Kahramanları topçu
yüzbaşı Vahit ve Hakani daha önce tahrip edilmiş yanda
resmi olan Rus tankını bana gösterdiler. BMP-3 ve T-80
tankları elektronik donanıma sahip olduğundan, bunları
ancak Rus personel kullanabiliyordu.
Zaten Ermeni cephesi gibi duran karşı güç, tamamı ile
Rus Silahlı Kuvvetleri idi. "Zulüm asla payidar olmaz"
ilkesini bu sefer Azerbaycan'lı kardeşlerim hayata geçirmiş
ve ünlü Çaldıran döğüşlerinde bir tank birliğini personeli
ve techizatı ile birlikte tahrip etmişlerdi... İşte onlar
"20 Yanvar Hadisesinin" kanlı zırhlıları idi...
Yeni adaletlerin şanlı müjdesi gibi yatan yukarıda ki
tank, "zulm ile abad olanın ahiri berbat olur",
atasözünün flaması gibi durmakta...
Bu
gün sabah Azerbaycanda sovet qoşunlarının Bakıya yeridilmesi
üzünden dinc ahali arasında çoxsaylı telafatla neticelenen
qanlı hadiselerin illiyi qeyd olunur.
1990-ci
il yanvarın 19-dan 20-ne keçen gece o vaxtki SSRİ rehberliyinin
gösterişile Azerbaycanda kommunist rejimini saxlamaq ve
milli azadlıq harekatını boğmaq maqsadıyla Bakıya 35 minlik
ordu yeridilmişdi. SSRİ Müdafìe Nazirliyi, DİN ve DTK-nin
hazırlayıb hayata keçirdiyi bu vahşi ameliyyatın kodlaşdırılmış
adı "Udar" idi. Ameliyyatda esas rolu xüsusi
tayinatlı "ALFA" ve SSRİ DTK-nın "A"
taxribat qrupları oynayırdı...