DÜNDAR TAŞER
1925
yılında Gaziantep'te doğan Taşer, Türkmen bir aileye mensuptu. İlk
ve orta okulu bitirdikten sonra, Kuleli Askeri Lisesi ve daha sonra
da Kara Harp Okulu'ndan başaıyla mezun oldu.
Taşer, Silahlı Kuvvetler'in çeşitli kademelerinde
görev yaptıktan sonra 27 Mayıs 1960 darbesinde Alparslan Türkeş, Ahmet
er, İrfan Solmazer gibi isimlerle beraber yer aldı. O zamanki rütbesi
binbaşı idi. 13 Kasım 1960'da 13 arkadaşıyla beraber yurtdışına sürgüne
gönderildi. Bu süre içinde Kuzey Afrika ve Avrupa'nın çeşitli yerlerinde
görev yaptı. 14'lerin yurda dönmesi sağlanınca, hasretini çektiği
vatanına döndü.
1965'de Alparslan Türkeş, Ahmet Er, Muzaffer Özdağ'la
birlikte, CKMP'ye girdi. CKMP'de Türkeş'ten sonra "ikinci adam"
konumundaydı. CKMP'de ve daha sonraları MHP'de, vefatına kadar Genel
Başkan Yardımcılığı yaptı.
Türk-İslam Ülküsü'nün örnek bir şahsiyeti, yılmaz
bir savaşçısıydı. Milletinin derin ve saf kültürü ile mücehhez, insan
sevgisiyle dopdolu, asil davranışlarryla, efendiliği ve engin kültürüyle,
bilge bir dava adamıydı.
İslam'a, Türklüğe, Türk'ün teşkilatçılığına ve büyük
devlet kurma hassasiyetine hayran, keskin görüşlü, kıvrak zekalı büyük
bir Türk milliyetçisiydi. Geniş tarih bilgisi, milletine olan inanç
ve güveniyle meselelere fevkalade isabetli teşhisler koymuş, çözümü
yine milletinde bulmuştu. Müstesna şahsiyetiyle davasını yaşayan yılmaz
bir mücadele adamı olarak, Ülkücü Hareket'in şerefli mazisi ve mücadele
geleneğinde önde gelen isimlerden biri olarak hak ettiği yeri almıştır.
İlk gençlik yıllarından beri milliyetçi ruha ve aksiyona
sahiptir. 3 Mayıs 1944 Olayları'nda Türk milliyetiçilerine karşı düzenlenen
"Haçlı Seferi"nde Atsız ve arkadaşlarının tabtuluklarda,
hücrelerde işkencelerden geçirilip, zindanlara atıldığı tek parti
döneminin faşist diktatörlüğünde baskılara ve zulümlere karşı çıktığı
için Harp Okulu'nda okuyan bir çok genç Türkçü gibi, soruşturmaya
maruz kalan kişilerden biri olmuştur.
Taşer ismini, kamuoyu ilk defa 27 Mayıs Hareketi'yle
birlikte duydu. Hiç beyanat vermediği, kendini tanıtıcı faaliyet göstermediği
için hakkında bilinenler çok azdır. Onun hayat çizgisini takip edenler
ağırbaşlı, mütevazi, zamanında konuşan ve davanın en çok kendisine
ihtiyacı olan mevkilerinde yer alan sabırlı, metin ve cesur üslubııyla,
Bozkurtlar'ın Böğü Alp'ini hatırlar. Taşer'in ömrü "Taş yerinde
ağırdır" sözünün tefsiri gibidir.
27 Mayıs Darbesi'nden vefatına kadar fikir birliği,
kader birliği yaptığı Alparslan Türkeş'le birlikte olmuştur. Bu darbeye
katılmasının sebebi ise, ülkenin içinde bulunduğu bunalım ve kaçınılmaz
bir şekilde geliyorunı sinyalleri veren askeri bir darbede ülke yönetimini
CHP yanlısı İnönü taraftarı güçlere ve zihniyete yönetimi bırakmamaktı.
Türkeş'le beraber ihtilal komitesinin içinde yer alarak CHP yanlısı
güçlerin iktidar oyunlarını bir süre bozdular. Fakat daha sonnra İhtilal
komitesi içerisinde yer alan MBK üyeleri arasında komitacı oyunlar
başlayacaktı.
Komite içerisindeki 13 Kasım Darbesi'yle, sürgüne
gönderilen 14 kişinin içerisindeydi.
13 Kasım hadisesi onu çok üzdü. Bıı hadiseyi hayatı
boyunca hoş görmedi. Sürgün yıllarını Fas'ta geçirdi.
Taşer, iki yıl süren sürgün hayatından sonra yurda
dönüşlerin serbest bırakılmasıyla, 1963 yılında, çok sevdiği vatanına
ve toprağına kavuşacaktı. Onun gerçek değeri, yurda döndükten sonra
yer alacağı siyasi hayatta çok çabuk farkedilecekti.
1965 yılında Alparslan Türkeş, Muzaffer Özdağ, Ahmet
Er, Numan Esin, Rıfat Baykal gibi darbede yer alan, birlikte sürgüne
gittikleri arkadaşlarıyla, CKMP'de siyasi hayata girdi. CKMP'nin 30-31
Temmuz 1965 tarihlerinde yapılan kurultayında, partinin GİK üyeliğine
seçildi. 1967 Kurultayı'ndan sonra Genel Başkan Yardımcılığı görevine
getirildi. Partide Türkeş'ten sonra gelen ikinci isimdi. CKMP'nin
yeni döneminde fikri ve siyasi gelişiminde çok büyük hizmeti ve emeği
vardır. Gecesini gündüzüne katarak, partinin Anadolu'da kök salmasında,
Milliyetçi Hareket Bayrağı'nın bir uçtan bir uca dalgalanmasında daima
önde koşanlardandı.
Taşer 1965'de Gaziantep'den milletvekili adayı, 2
Haziran 1968 seçimlerinde senatör adayı, 1969 Genel Seçimleri'nde
İstanbul'dan milletvekili adayı oldu. İstanbul'daki adaylığında seçimi
çok az bir farkla kaybetti. AP iktidarının milli bakiye seçim sistemini
kaldırarak, yerine daha avantajlı çıkacağını düşündüğü nispi seçim
sistemini getirmesiyle, birçok MHP'li gibi milletvekili olamadı.
Taşer siyaseti bir gaye olarak değil, milletine ve
ülkesine hizmet yolunda bir araç olarak görürdü. Siyasette dürüstlüğiı,
erdemliliği şiar edinmiş gerçek bir dava adamıydı. Politik hayatta
Taşer, fazileti, inancı ve fedakarlığı, sevgiyi, tevazu ve ülkücülüğü
temsil etmiştir. Siyasi arenadaki dostları da, muarızları da onun
engin tarih, kültür, siyaset bilgisine ve zekasına hayrandılar. Onun
yapmış olduğıı tespitler ve değerlendirmeler bütün kesimler tarafından
dikkate alınırdı.
1970'ler Türkiye'sine baktığımızda onun yapmış olduğu
tahlillerin ve tespitlerin ne kadar doğru olduğunu bugün bile görüyoruz.
Meseleleri ele alırken kendine mahsus, sağlam ve rahat bir üsluba
sahipti. Milliyetçi Hareket'in sözcülüğünü yapan Milli Hareket ve
daha sonra yayına başlayacak olan Devlet Gazetesinde yazmış olduğu
başyazılar ve parti sözcüsiı olarak beyan ettiği ülke ve dünya meseleleriyle
ilgili görüşler, hareketin ideolojik çizgisine de yön verirdi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Dündar Taşer, 13 Haziran
1972 gecesi bir trafik kazası sonucunda ebedi aleme göç etti. Geri
manevra yapan ekmek kamyonunun arkasından çarpmasıyla ağır bir şekilde
yaralanan Taşer, kaldırıldığı Numune Hastanesi'nde bütün çabalara
rağmen kurtarılamamıştır. Acı haber kısa zamanda bütün Türkiye'ye
yayılmıştı. Milliyetçi-Ülkücü Hareket derinden sarsılmıştı. Bu beklenmedik
ölüm haberi Ülicücü camiayı şok etmişti.
Cenazesi 15 Haziran 1972 Perşembe günü Hacı Bayram
Camii'nde kaldırıldı. Binlerce ülkücünün, partilinin, Türkiye'nin
dört bir yanından akın akın gelen dava arkadaşlarının, ülküdüşlarının
katılımıyla tekbir sesleri arasında, Karşıyaka Mezarlığı'ndaki ebedî
istirahatgahına defnedildi. Taşer'in cenaze töreninde herkes tarifsiz
bir keder içindeydi. Son yolcuğuna uğurlayanlar, büyük ve kutsal bir
vazifenin şuuru içindeydiler. Çünkü O, büyük ülkücü miicahid ömrünü
bu bayrak, bu millet, bu vatan için harcamıştı.
Ezan susmasın, bayrak inmesin kavgasının lider ve
sembol isimlerindendi. Cenaze töreni başlamadan evvel tabutu musalla
taşına konduğunda Ülkücü Gençler, yani O'nun, ülkemin ve milletimin
geleceği dediği "Alperenler Ordusu" Türkmen Ağası'na karşı
son vazifelerini sırayla nöbet tutarak yerine getirmeye çalışıyorlardı.
Ülkücü Gençlik kendilerine kimlik, teşkilat ve aksiyon kazandıran
bıı büyük dava adamının Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya Hacı
Bayram Camii'ne gelerek son görevlerini ona karşı yerine getirdiler.
Cenaze törenine hükümetten muhalefete kadar, birçok
siyasi partinin lider ve üst düzey yöneticileri, çeşitli sivil toplum
kuruluşlarının temsilcileri olmak üzeren on binden fazla vatandaş
topluluğu katılmıştır.

Dündar Taşer, yüreklerde