
Yaşatmak İçin Can Veren Bir Kahraman
MUSTAFA YARDIMCI

Erzurum Lisesi’nde okurken tanıdığım Mustafa Yardımcı,
Atatürk Eğitim Enstitüsü’nde okuyordu. Mustafa, tahsil için Doğubeyazıt'tan
Erzurum'a gelmişti. Biz de, yurt hayatının lezzetini Mustafa'nın yanında
çıkarırdık. Kendisi yaşından büyük bir davranış gösterir, insanlara
nasihat eder, Hak yolu hakikat yolundan bahseder, Kelimetullah'ı cihana
hâkim kılma ülküsünün kutlu sancağını her yerde dalgalandırırdı.
Erzurum Cumhuriyet Caddesi’nde yürürken, Tebrizkapı
semti civarında pusuya düşürülmüş ve baldırından bir kurşun yarası
almıştı. Kurşun riskli bir yerde olduğundan operasyonla alınamıyordu.
-7.65'lik mermi kilo almış 9'luk olmuş, diye takılırdık.
Gülerdi...
-Bizi mermi öldürmez, derdi Mustafa. Evet öldüremezdi,
amenna. 'Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar
diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.' Cenab-ı Hak bize böylece müjdelemişti
yüce kitabında. Sadece 3-5 ay sonra bedenine dolan elliye yakın kaleşnikov
mermisi bile onu öldüremedi. Sekiz ay sonra kabirden çıkardılar yarasından
kan sızıyordu. Mustafa, Rabbinin yüce katına çıkarken bile bizlere
son dersini veriyordu. Tatil için ailesinin yanına gittiği Doğubeyazıt'ta,
1977 nin soğuk bir Kasım ayında çarpraz ateşle silahlar alev kusmuş
ve Mustafa şehâdet şerbetini içmişti.
Şehitler kervanına bir altın halka daha eklenmişti.
Aylar sonra tekrar kabir açılıyor. Fakat o da ne!.. Mustafa'nın babası
hacı amca hariç, herkeste bir şaşkınlık, herkes panikliyor. Mustafa
sanki uykuda, yüzünde o meşhur tebessümü. Orada hazır bulunanlardan
daha canlı, daha diri...
Cenab-ı Hak'kın nasibiyle, katillerden biri, daha
sonra Samsun Cezaevi’nde arkadaşımız Sabit Efe’ye toslayacak ve 'zulüm
asla payidar olmaz' ilkesi bu sefer de Şehit Mustafa Yardımcı'nın
aziz hatırası için bir kere daha işleyecekti.
Mustafa sanki daha dün otogarda beni yolcu ederken
gülümseyerek el sallıyordu. Bana ısrarla birini görmemi tembihlemişti:
-Celal Taner... Edirnekapı Öğrenci Yurdu’nda kalıyor.
Onu gör ve benim çok selamımı söyle, demişti...
İstanbul'a geldiğimde Celal Taner'i aradım ama bulmak
mümkün olmadı. Yıllar sonra karşılaştığım Celal kardeşime bu mevzudan
bahsederek, şehidimizin selamını gecikmeli de olsa sahibine ulaştırmış
oldum.
Yusuf Ziya ARPACIK

Solbaşta o , sağbaşta Yusuf
Ziya Arpacık