
Yaşatmak İçin Can Veren Bir Kahraman
HİKMET TEKİN
1976 senesinin sonbahar aylarıydı... İstanbul'a gelirken
Cezayir Baysal isimli Bingöl'lü arkadaşım, Hikmet Tekin'e bir mektup
yollamıştı. Bu vesile ile tanışmış ve köklü bir kardeşlik oluşturmuştuk.
Bazen Beyazıt semtinde ki "küllük" isimli kafeterya'ya birlikte
gider saatlerce sohbet ederdik.
1977 yılının başlarında, İstanbul'da ki Atatürk Öğrenci
Sitesi müdürü rahmetli Oktay Aras idari binada bir odayı bize tahsis
etmişti. Yanımızda ki odada ise Hikmet Tekin kalıyor aynı zamanda
yurdumuzun ikinci müdürlüğünü yapıyordu. Bizde yurtta spor faaliyetlerini
yürütürdük. On bloktan oluşan AÖS ağır bir çatışma ortamının sinyallerini
veriyordu. Onuncu blokta Polis , dokuzuncu blokta ise kızlar kalmakta
idi. Bir, iki, üç ve sekizinci blok bizde diğer dört blok ise komünistlerde
idi. Yurt kapısının girişinde ufak tefek çatışmalar oluyor fakat topyekün
bir kavgaya dönüşmüyordu. Beyazıt bölgesine giden Sabah 8;15 otübüsü
bizde, 8;30 ise karşı gurupta idi.
Nihayet o kutsal gün gelmiş "yurt ya bizim ya
hiç kimsenin" sloganı her tarafı kaplamıştı. İki tarafta bu güne
hazırlanmış ve kozların paylaşılacağı muhteşem an gelip çatmıştı.
Üç gün üç gece devam eden ve ağır silahların kullanıldığı bu çatışmanın
orta yerinde Hikmet Tekin ve başkan konumunda ki bir kaç kişiyi, açtığımız
bir güvenlik koridorundan lojmanların olduğu arka tarafa geçirmek
istediğimizde hepsi buna karşı çıkmıştı. Hikmet Tekin kavga gürültüyü
sevmeyen ama inadına cesur ve yiğit bir ülkücüydü. Bize ;
-Siz burada ateş yağmuru altında iken ben nasıl bırakıp
giderim, binlerce can verdiğimiz bu yüce vatan toprağına bir de Hikmet
Tekin verseniz ne çıkar.
-Aman abi ağzından yel alsın diye söze atıldı "Ringo
Metin". Metin de Bingöllü idi ve o da birkaç ay sonra vurularak
şehit olacaktı.
Üçüncü günün sonunda karşı taraftan ateş kesilmişti,
neden sonra dört bloğunda boşaltıldığı ve yurdun tamamında ülkücülerden
başka kimse olmadığını farkettik. Kale artık bizimdi ve nazlı bayrağımız
dalgalanmaya başladı.
Biz o dönemlerde hapishane ye düştük. Seçimlerde
Hikmet Tekin Bingöl'den Belediye Başkan adayı idi ve biz sonuçları
radyolardan merakla takip ediyorduk. Hikmet Tekin Bingöl belediye
başkanı seçilmiş ama sevincimiz fazla uzun sürmemişti. Kalleş pusu
onu 13.08.1979 günü yolda yakalıyor ve ailesi ile birlikte şehit ediliyordu...
Yusuf Ziya ARPACIK

Şehit Hikmet Tekin Ankara’da
tahsil hayatını tamamlamıştır. Kendisi birçok defa bölücü hainler
tarafından saldırıya uğramıştır. İlk sialhlı saldırıda evleri otomatik
silahlarla taranmış yara almamıştır ancak kahpelerin yaptığı ikinci
saldırıda ağır şekilde yaralanmış önce Bingöl Devlet Hastanesine daha
sonrada Elazığ Devlet Hastanesine kaldırılmıştır.
Derhal ameliyata alınmış ancak
ameliyat sırasında verilecek olan kanın yanlış kan! yani başka bir
grup kan olduğu anlaşılınca bizzat Başbuğumuz rahmetli Alparslan Türkeş
tarafından özel ambulans uçakla Ankara’ya, Ankara Tıp Fakültesi Hastanesine
kaldırılmıştır. Bu saldırıdan ancak bir böbreğini kaybederek kurtulmuştur.
Buna rağmen taburcu olduktan
sonra raporlu olmasına rağmen tekrar Bingöl'deki görevine başlamıştır.
Kendisi defalarca koruma ve silah ruhsatı istemesine rağmen bu imkan
devrin idarecileri tarafından kendisinden esirgenmiştir. Bir Ramazan
günü Bingöl’ün Genç ilçesinde ikamet eden ablası Esma Hanım ve Ömer
Bey’in evine iftar yemeğine gitmişlerdir.
12 Ağustos 1979 günü gece Bingöl’e
dönerken Türk Milleti’ni Sovyetler birliğinin peyki haline getirmek
isteyen Sovyet uşağı Marksist bölücülerin kahpece kurdukları pusuya
düşürülmüş bu saldırıda annesi Hümriye Tekin, kardeşi İngilizce öğretmeni
olan Ahmet Tekin ve Kendisi şehit edilmiştir. Saldırıda yeğenleri
Selma, Mithat ve Niyazi yara olmadan kurtulabilmişlerdir.
12 Ağustos 1979 şerefli mazimizde
unutamaycağımız acı bir gündür. Bu hain saldırı Bingöl’de duyulduğu
an mevcut iktidarın idarecileri tarafından derhal sokağa çıkma yasağı
ilan edilerek şehitlerimizin cenazeleri kaçırılmış ve gece yarısı
Yenibaşlar köyünde toprağa verilmiştir. Bingöl Halkının ve dava arkadaşlarının
27 yaşında iken Bingöl’de Belediye Başkanlığını kazanarak gönlünde
taht kuran bu büyük vatan evladına dava arkadaşlarının yapacağı son
göreve dahi müsaade edilmemiştir.
Olayın akabinde Rahmetli Başbuğumuz
Alparslan Türkeş, içerisinde Ülkücü Hareketin Yüz Akı Şehit Gün Sazak
Bey’in de bulunduğu bir heyetle beraber Bingöl’e gitmiş ve şehitleri
Rahmet ve Dualarla anmıştır. Bizlerde Doğu Anadolu’nun vefakar, yiğit,
mertlik timsali olan ağabeyimiz Hikmet Tekin ve bütün Ülkücü Şehitlerimizin
manevi huzurunda saygıyla eğiliyoruz. Ruhları şad olsun. Ne mutlu
mezar taşlarında vatanı, dini ve milleti için şehit oldu diye yazılanlara.
Allaha emanet olunuz.
Mahmut Bahadır Oğuz