
YÜCE MİLLETİMİZİN
GÖZBEBEĞİ, TARİHE TAT VEREN, SAVAŞA LEZZET KATAN ŞANLI TÜRK SİLAHLI
KUVVETLERİ, ASKER MÜSVEDDESİ OLAN DALTONLAR'IN REZALETİNDEN MÜNEZZEHTİR...
KARA EYLÜL
ÇETESİ... DALTON KARDEŞLER...

ÜLKÜCÜ KATİLİ
Evren; -Vur emri verdim
12 Eylül'ün eli kanlı başkanı Kenan Evren, 1980'de
Milli Güvenlik Konseyi üyelerine suikast yapacak örgütün hapisteki
tüm üyelerinin öldürülmesi için emir verdiğini itiraf etti.

Eylül'lerde
Ölmedik;
Eylül'lerde Doğduk...
BU CELSENİN HÜKMÜ !..
Aşağıda resimdeki an Başbuğ, kürsüye gelmiş ellerini
açarak savcı Nurettin Soyer'i suçlayan dehşetli bir konuşma yapmıştı...
Mahkeme sözcüsü Vural Özenirler başta olmak üzere, bütün rütbeli zevat
titremeye başladılar sanki hakim ve mahkum yer değiştirmişti... Hele
savcı Soyer korkudan gözlükleri ters takmış, biz nasıl da onun bu
aciz ve sefil haline gülüşmüştük... Onlar da sonraki mahkemelerde
bizi arka sıralara attılar... Fakat son gülen yine biz olduk... Türk'ün
son Başbuğu yine mahkemeye son noktayı koymuştu...

12 Eylül Cuntasının, başta Alparslan Türkeş olmak
üzere ülkücülere kurduğu tuzak, ihtilalin üzerinden çok bir zaman
geçmeden ortaya çıktı. Aralarında Alparslan Türkeş ve teşkilat yöneticilerinin
bulunduğu 587 kişi hakkında, "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar"
davası adı altında davalar açılmıştı... Mamak Askerî Cezaevinin C
5 işkencehanelerinde yıllarca süren sorgular, mesnetsiz suçlamalar
ile bu dönem, ülkücü gençliğin unutamayacağı ve affedemeyeceği acı
bir dönem olacaktır. Savcı Nurettin Soyer tarihe utanç vesikası olarak
geçmiş olan iddianamesinde, başta Alparslan Türkeş olmak üzere pek
çok ülkücünün "146/1" , "149/1" gibi maddelerden
"idam"la tecziyesini talep etmekteydi. Savcı, Alparslan
Türkeş'in idamını istediği "iddianame"de suç delili olarak
şunları öne sürmekteydi.
"(Alparslan
Türkeş), İktidarı ele geçirmek için siyasî parti içinde yer alarak
genel başkanlığa kadaryükselmiş, bir yandan Anayasa ve yasalar çerçevesinde
tanıtma, propaganda, seçmen toplamakişlemlerini yürütürken, bir yandan
da, yönetimi ele geçirip yukarıda belirtilen düşünceleri yönünde birdevlet
düzeni getirmeyi amaçlamış, bu amaç uğruna kurduğu örgütlenmeyle Türkiye
ahalisini birbirialeyhine toplu kıyıma götürmüştür. Bunun için MHP,
MHP Gençlik Kolları, Ülkücü Dernekler, Ülkücü Meslek Teşekkülleri
ve bazı mahalle, okul ve yurtlarda vatandaşlar arasında merkeziyetçi,
yukarıdanaşağıya kademeleşmiş, otoriter, organize bir teşkilâtlanmaya
gitmiştir...
Toplu kıyım (!..) amacıyla; 1980 Temmuz ayı içerisinde
Yılma Durak ve Celal Adan ile konuşurken DİSK'in komünist hareketin
kaynağı olduğunu söylemiş), "konuşma bitip kalkarken elini yatay
birşekilde ot biçer gibi yaparak" DİSK Başkanı Kemal Türkler'in
yokedilmesini emretmiş miş...(!..)" Dünya Hukuk Tarihini yeniden
yazdıracak bir iddia gerçekten... Sanki sessiz film gibi bir şey....
Bu uyduruk mahkemeler Türkün son Başbuğu ve çelik iradeli ülkücüleri
yıldıramamış ve kutlu şafakların habercisi olmuştur...
Yusuf Ziya ARPACIK


İşaretli olan Yusuf Ziya Arpacık
20 Şubat 2002
NE İBRETTİR Kİ MHP İKTİDARINDA,,, AHMET NECDET SEZER'İN ARKADAŞI ENİS
TUNGA, ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELİĞİNE GETİRİLDİ... ENİS TUNGA İSİMLİ
MÜFTERİ, 12 EYLÜL DE MHP İDDİANAMESİNİ HAZIRLAYIP BAŞBUĞUN KELLESİNİ
İSTEYEN 6 SAVCIDAN BİRİDİR...
12 EYLÜL
zulmünde ;
Ankara'da Bekir Bağ,
Malatya'da Aydın Demirkol
ve Mehmet Kazgan, isimli
ülküdaşlarımız, sorgulardaki ağır işkencelerden dolayı şehit düştüler.
Hüseyin Kurumahmutoğlu isimli
ülküdaşımız da Mamak zindanlarında gördüğü işkenceden dolayı şehit
düşmüştür...

MAMAK, MAMAK DEDİKLERİ ...
"Mamak, yalnızca soğuk, çıplak acı hatıralar
yumağı, bir tutuk ve ceza evinin adı değil, yarın dünya işkence tarihi
yazıldığı zaman dünya birincisi olmasa bile ikinciliği kesin olan,
insanı eriten, insanı haysiyetsiz kılmak için yaratılmış çilehanenin
adıdır"...