YALANLARIN
, YILANLARIN DANSI
Dümenden Hesaplaşma
Gazeteci
Cüneyt Arcayürek son kitabında, DYP'lilerin tutanaklarına dayanarak,
Evren ile Demirel'in "12 Eylül hesaplaşmalarını" yayınladı.
Kitaba ilk tepki Evren'den geldi: "Böyle bir şey yok. Görüşmede
yalnızdık"
12 Eylül lideri ve 7'nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren,
Gazeteci Cüneyt Arcayürek'in "Demokrasi Dönemecinde Üç Adam"
başlıklı kitabında yer alan "Demirel ile hesaplaşma" bölümüne
tepki gösterdi. Kitapta DYP'lilerin de bulunduğu bir görüşmede, Demirel'in
Kenan Evren'e 12 Eylül uygulamalarıyla ilgili olarak hesap sorduğu
belirtiliyor ve DYP'lilerin zabıt tuttuğu belirtiliyor. Evren ise
"Ortada zabıt yoktur. Sayın Demirel ile baş başa görüştük. İkimiz
de not tutmadık" diyor.
VUR EMRİ...
"Herhalde Sayın Demirel aklında kalanları söyledi"
diyen Evren, "hesaplaşma" konusunda SABAH'ın sorularını
şöyle yanıtladı:
* Sayın Demirel size "Sıkıyönetim başarılı olamadı"
demiş. Sizin de bunu teyit ettiğiniz söyleniyor.
EVREN: MGK toplantısında veya sıkıyönetim koordinasyon
toplantılarından birindeydi. Zannediyorum MGK toplantılarındaydı.
Sıkıyönetim ilan etmişiz, fakat sıkıyönetim komutanları birçok konuda
yetkisizlikten şikayetçi. Böyle devam ettiği sürece sıkıyönetimden
bir netice alamayız. Kaldıralım daha iyi dedim. Yetkisiz bir komutan
ne yapabilir ki?
* Sayın Demirel "Size yetki verdim. Vur emri
verdim" demiş...
EVREN: Hayır öyle bir emir verilmedi. Bir kere "vur
emri" kanuni bir emirdir. Vur vemrine ilişkin kanunu 12 Eylül'den
sonra biz çıkardık. 19 Eylül'de 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu'nda
19 maddede değişiklik yaptık. Bu değişikliklerden biri de "Vur
emri" idi. Ondan sonra yetmedi tekrar yaptık. Yani yanlış yazılmış.
Ben Cumhurbaşkanıyken Arcayürek bir kitap çıkarmıştı: Ku-De-Ta. Onu
çağırdım. "Bu kitabı neden yazdın? Yarısına kadar okudum sonra
bıraktım" dedim. "Ne demek istiyorsunuz bu Ku-De-Ta kitabıyla"
dedim. "Efendim bizim emeklilikte bir maaşımız, düzgün bir gelirimiz
yok.
Bu kitaplarla mali durumumuzu biraz daha düzeltiriz"
dedi. Mahkemeye vermeyi düşündüm. Sonra düşündüm. Ben bunu mahkemeye
verirsem basında çıkacak. Kitabı eğer 300 bin satacaksa 1 milyon satacak.
Onun için vermedim. Zabıt yok ortada. Ne zabıtı? Ne Demirel tuttu,
ne ben tuttum. Odamızda da başka kimse yoktu.
* Sayın Demirel size "Anarşistleri bir kenara
bırakıp siyasilerin üstüne geldiniz" dedi mi?
EVREN: Bunlar hilafı hakikat. Vaktiyle verilen bilgileri
şimdi kitap haline sokuyor. Siyasetçilerin üstüne gitmedik. Siyasetçilerin
içinden suç işleyenler varsa onların üzerine gidildi. Partiler kapatıldı.
Bir sene süreyle partiler siyasetten men edildi. Ama bir sene sonra
partileri kapattık. Onun da sebebini size söyleyeyim. O partileri
niye kapattık? Danışma Meclisi kuruluyor. Danışma Meclisi üyelerinin
o partilerle bir ilişkileri olmasın, tarafsız olarak karar verilebilsinler
diye partileri feshettik.
"HESAPLAŞMA DEĞİL"
* Büyük Türkiye Partisi'ni niye kapattınız?
EVREN: Eski Adalet Partililer kütle halinde o partiye
girmeye başladılar. Bunlar gelirlerse bizden hınç almaya kalkarlar
diye kapattık. O kararı da yine komutanlarla toplandığımızda aldık.
* Sayın Demirel, Cumhurbaşkanına Meclis'i feshetme
yetkisi istedi mi?
EVREN: ANAP'ın hezimete uğradığı yerel seçimlerden
sonra bir başka toplantıda konuşuyorduk. 1988'deydi galiba. Sayın
Demirel, "Keşke Anayasaya Cumhurbaşkanlarının Meclis'i feshetme
yetkisini koysaydınız" dedi. Hakikaten düşündük ama suiistimale
uğrar diye bunu doğru bulmadık dedim.
* Sayın Demirel'le yaptığınız bu görüşme bir "hesaplaşma"
havasında mı geçmişti?
EVREN: Hesaplaşma, demek doğru değil. Bir toplantıda
1 saat içinde yaptığımız bir konuşma. Karşılıklı konuştuk. Hesap sorar
gibi olur mu öyle şey. Karşılıklı olarak o söyledi, ben söyledim.
Bu konuyu alevlendirmek istemiyorum. Çünkü o zaman kitap bir misli
fazla satar.
İşte kitabın tartışılan bölümü
GAZETECİ Cüneyt Arcayürek'in Bilgi Yayınevi'nden çıkan 'Cüneyt Arcayürek
Anlatıyor: Büyüklere Masallar, Küçüklere Gerçekler' serisinin ilk
cildi 'Demokrasi Dönemecinde Üç Adam'da Demirel ile Evren arasında
geçen 12 Eylül tartışması ayrıntılarıyla yer alıyor.
12 Eylül'ün lideri Kenan Evren, Anayasa ile birlikte
kendini cumhurbaşkanı seçtirir. 12 Eylül mağduru Süleyman Demirel
ise 1987'deki referandumun ardından siyasi haklarına kavuşmuş, milletvekili
seçilmiş ve her yerde 12 Eylül askeri darbesini eleştirmektedir. Kenan
Evren bu eleştirileri 1988 yılı ilkbaharında Trabzon'da yaptığı bir
konuşmada yanıtlamaya kalkar ve tartışma alevlenir. Demirel 13 Mayıs
1988 günü Çankaya Köşkü'ne çıkar. Köşk'te tarihi bir tartışma, 12
Eylül hesaplaşması yaşanır. İşte kitaptaki hesaplaşma diyaloğunun
bir bölümü:
Evren: Yunan albaylarına benzetilmemizden incindik.
12 Eylül'ü tarihe bırakalım.
Demİrel: Tarih daha doğruyu yazmadı. Silahlı Kuvvetler'e
sıkıyönetimde verilen, bekleme değil, olayı ortadan kaldırma görevidir.
'Sıkıyönetim başarılı olamadı!..' Bu söz sizindir.
Evren: Benimdir. Hatta 'kaldıralım' dedim.
Demİrel: Sıkıyönetimle anarşi arttı. 'Yetki yoktu'
diyorsunuz. Bütün taleplerinizi yerine getirdim.
Evren: Hayır, istediğimiz kanunlar çıkmadı.
Demİrel: Size 'Şu adamları vurun!' diye kararname
bile verdik. Mevcut kanun ve yetkilere ne ekleyerek anarşiyi durdurdunuz?
Evren: Çok kanun çıkardık.
Demİrel: Anarşistleri bir kenara bıraktınız, siyaset
ve siyasetçilerin üstüne geldiniz. Niye kapattınız Adalet Partisi'ni?
Evren: Danışma Meclisi'nden karar çıktı.
Demİrel: Büyük Türkiye Partisi'ni niye kapattınız?
Evren: İktidar olur, intikam alırsınız diye...
Demİrel: Niye Fransız Anayasası'nın 16. maddesi gibi
bir maddeyi Anayasa'ya koymadınız?
Evren: Meclis'in feshedilmesi partili cumhurbaşkanları
tarafından suiistimal edilir diye koymadık.