Unutmak Tükenmektir !

Netekim Kenan'dan
İnciler

Bildiri 13

Çıplak Ressam

İhale Peşinde

Satlık Kılıç Var

Ben Kaşar Kenan

Golü Atardım

Gitti Emel..Geldi

Netekim Bir Ev

Enver Ören Dost

Demirel Post

Apo İçin Ne Dedi?

Kıbrısı Verelim

"NamazKılmam, Oruç Tutmam, Hacca Gitmem, Zekat Vermem"

Bir Sağ, Bir Sol

Netekim PKK

APO: EVREN ASKERİ BİR DEHADIR

"KÜRTÇE BİLMEMİZ LAZIM"

12 Eylül 2007

ÇANAKKALE ÜLKÜ OCAKLARI
    Yıldız İsmet TABAKLAR

EYLÜLLERDE ÖLMEDİK

Bir leyli kadir de düşendin Allah için toprağa
Şu matemli kalbimden, o ülkücü şehide…
Saldırtmadım sağ iken o mübarek mabedine
Uzanan el kırılır bu kutsal dine
Yemin ettik ülküdaş, yolun yolumuz olsun
İmansız alçaklardan zafer kimin haddine ?
Bakma gözlerimize gözden değildir o yaş
Neden ağlayayım sen ölmedin ki ülküdaş !
Övmeyeceğim seni çünkü özgü az sana
Sanki bayrağım gibi boyandın bir al kana
“Düğün gecesi” demiş bu ölüme Mevlana
Bir leyli kadirde kavuştun sen Allah’ına
Omuzlarda gitse de al bayrakta ki naaş
Sana öldü diyemem sen ölmedin ki ülküdaş !
Seninle din yolunda olmuştuk yoldaş
Sen bizi geçtin ama biz yetişiriz ülküdaş !
Ne tez geldi yiğidin genç yaşta sana hazan
Şehide su ısıttı aklaştı kazan
Senin başucunda taş, bizim gözümüzde yaş
Sen borcunu ödedin, sıra bizde ülküdaş
Şimdi senin dinini bu emin eller bekler
Atom atsalar bile Yaradanı kim terk eder ?
Ama ne var ki böyle ürüyecek köpekler
Sen Şehit oldun yiğidim,onlar geberecekler…
Türk İslam senin başındaki taç
Kalplerde yaşıyorsun,ölmedin ki ülküdaş !


EYLÜLLERDE DOĞDUK

Tarih 12 Eylül 1980… Kenan Evren ülke yönetimine el koyduklarını açıklıyordu kimine göre… Binlerce insanın ölüm fermanıydı bu bize göre…Adalet,huzur,barış ve refah gelecekti bu tarihten sonra ülkeye kimine göre…Beş bin ülkü fidanının cellatlığına soyunmuştu çok bilmiş paşa bize göre…tarih ve paşa binlerin,milyonların hatta koca bir milletin gönlüne su serpilmişti kimine göre…Binlerce ana,baba,bacınının ve binlerce ocağın bağrına düşen ateşti ve bir yangın yeri belki mahşerdi tarih bize göre…


Eylül çiçekleri

Kara eylül,karası kara,kara eylül nettim sana da aldın beş binimi de bana kara eylül ?

Unutmadığım, unutamayacağım, yaşadığım ve yaşanacak nice asra asla unutturmayacağım kara eylül nettim ben sana ?

Aldın kahpeyi başa taç yaptın sen,üstüne iki de kadeh attın sen ,adam sandığım beş para etmez sen, Kızıl elmada sülalene söveyim ben…!
(şiir: Yıldız İsmet Tabaklar)

“Ülkümüz göklerde dalgalanan sancak , Allah’ın önünde eğiliriz biz ancak” diyor ve gelinliğini soruyordu yalnız Allah’ın adaletine iman eden ülkü fidanları Halil Esendağ, Selçuk Duracık…!Adaletsiz ellerin kırdığı kalemden nasibini İzmir’de yağmurlu bir akşamda almaktı isteyi,yarattığı kuluna şah damarından yakındı Allah şüphesiz ve Halil’in muradı gerçek oluyor haziran ayının yıldızları elle tutulacak kadar yakın ve göz kamaştırıcı olduğu bir gecesinde çiseleyen yağmur eşliğinde Hakka kavuşuyordu Halil ve Selçuk…!Hiç endişe duymuş yahut korku kaplamışımıydı yüreklerini bilinmez ama ülküdaşları tek yürek olmuş o gün sabahtan akşama kadar Halil ve Selçuk için Kur an-ı Kerim okumuşlar,hangi vakitte uğurlanacaklarını bilmediklerinden her yarım saatte bir hücre camından sala okumuşlardı… Ve işte iki ülkü fidanı birinin başında takkesi geride kalan üç,beş eşya ile ana baba ve birde gözü gönlü yaşlı nişanlı…Ve bir eşarp kim bilir kaç gece koklayıp göz yaşı döktü nişanlısı için bilinmez…

İnfaz sırasında orada bulunan gardiyan anlatıyor ; “ Önce Selçuk infaz edildi ardından Halil ikisi de ölüme değil, cennete gidiyor gibiydiler.Sehpalar arka arkaya çekilen sehpaların ardından her iki sininde cansız bedeni kıbleye doğru dönmüştü kendiliğinde ve Halil’in takkesi evet düşmemişti can çekişirken.Bana hiç evliya gördün mü diye soranlara evet Halil ile Selçuk’u gördüm diyeceğim” Doğruydu şüphesiz dediği gardiyanın ve gözü yaşlı anacığı anlatıyordu gördüğü rüyayı; ” Hali’ in düğünü vardı cennette peygamber kıyıyordu nikahını ”

"ZULME KARŞI YALIN YÜREK , SEHPALARA YÜRÜDÜK GÜLEREK"

12 eylül kara eylül, beş binimi adlın da murada mı erdin ?
Beş binimi aldın da huzura mı erdin ?
Ey karanın karası eylül beş binimi aldın da adalet mi verdin ?
Canımdan can adlında rahata mı erdin ?
Ben sana hesap sormazmıyım ?
Kızıl Elmada sülalene sövmezmiyim ?

(şiir : Yıldız İsmet Tabaklar)

Ülkümün mahzun yüzü … Ali Bülent Okran … Sıkı yönetim mahkemelerinde yargılanan,adaletsizliğin içinde mum ile adalet arayan ülkü fidanları, suçları büyük kimine göre,suçları affedilmez Resulün kelamına nasip almamış imansızlara göre,” Vatan sevgisi imandan “ ve ülkümün fidanları bükülmez imanları ile güç alıyor Resulün kelamından… günlük sakal tıraşının mecburi olduğu o zulüm günlerinde on günlük sakalı gül yüzünde Ali Bülent Okran’ın,ve mecbur rütbesiz erlere komutanım diye hitap etmek,psikolojik bir baskıdır bu nefsine boyun eyen adama belki lakin o nefisten değil yalnız Allah’a kul olduğundan yüzbaşıya “hey asker ağa bir baksana “ diyor üç adımlık hücresinde zulüm padişahlarının kurduğu düzeni yine onların başına geçiriyordu…ve o gün işte,acımızın tavana vurduğu lakin Allah’ın takdirini bildiğimizden yine yalnız Allah’a baş ve boyun eğdiğimiz gün…13 ağustos 1982…Üç kez kurdular gönlümün ve de ülkümün mahzun yüzüne sehpayı.İlk yürüdüğünde yıkılmıştı sehpa düzene isyan edercesine,ikinci kez yürümüştü davamın Yusuf yüzlüsü ve ikinci kez yıkılmıştı kahpe düzenin kurduğu sehpa Allah’ın takdiri ve bir dersti bu alınması gereken belki beton duvar anlamış yüz çevirmişti düzene lakin düzen anlamamıştı ve üçüncü kez kurmuştu sehpayı ve şüphesiz artık Resul karşılıyordu Ali Bülent Orkan’ı…

"DERT SOFRASINDAN BAL YEDİLER, BAŞ VERDİLER BAŞ EĞMEDİLER" diyordu ülkümün Bozkurt yüreği, Ötüken’in delikanlısı, düzenin, kahrolası düzenin kardeleni Yusuf Ziya Arpacık… Doğru ya hiçbir çiçek açmazdı karda bir kardelen açardı inadına Rabbinden aldığı kuvvet ile… Herkes boyun eğmiş inandıklarını teslim etmişken düzene, bir ülkümün erleri baş vermiş baş eğmemişti imansız kulların düzenine… Yalan yok bir kardelen açardı karda imanından aldığı kuvvet ile birde Ülkümün erleri zulmün tam ortasında kula inat açardı, Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan, Ahmet Kerse, Cengiz Baktemur, Cevdet karakaş, Halil Esendağ, Selçuk Duracık, Ali Bülent Orkan, İsmet Şahin ve daha ve daha niceleri kulun düzenine baş eğmeyen Allah için, Allah’ın davası için baş verenler…

“ZİNCİR SOĞUK ZİNDAN TAŞ,BELKİ BİRAZ ÜŞÜRÜZ, HELE BAŞIM ZİNDANDAN ÇIKSIN DA GÖRÜŞÜRÜZ “

Mevcut düzen Bozkurt ile çakalı bir kafeste yaşatmak istiyor. Bunun adı "karıştır – barıştır" 1944 ‘ün 3 mayısından bugüne şayet karışsaydık gelmezdik bugünlere… Düzen düzeni bilmiyor, Bozkurt'un durduğu dağda çakal durmaz, duramaz, ne büyük bir gaflet düzen düzeni bilmiyor…

KALDIR PARMAĞI

Dik toprağa isyan tohumunu,kinin öfken yeşersin
Öbek öbek soylu sevdan ,unutulmasın dünün !
Kaldır parmağın,karakollar ismin afişlesin
Siperden sipere ölümler içilsin
Barikatlar ardında yayla çiçeği türkülerde,
Tipi,boran,ateş,düğün,halaylarda
Hey dost kavga…Merhaba… Merhaba
Dik toprağa isyan tohumunu,mavzer elinde dağlar seninle
Öncü cepheler,kavga diyen bebekler,kırılmış zincirler
İsyan olsun devrana,davran, sende davran kalma geride
Soylu mazin…kutlu sevdan elinde bas tetiğe…bas tetiğe
Karakollar ismin afişlesin unutulmasın dünün…

(şiir; Alişan Satılmış)

İşkence …işkence …işkence …zulüm payidar olmazdı elbet… Ankara’da Bekir Bağ, Malatya’da Mehmet Kazgan, Aydın Demirkol, Mamak’ta Hüseyin Karamahmutoğlu, işkencede Hakka yürüyenler fidanlar…

Ve daha niceleri,hiç işlemedikleri ve asla işleyemeyecekleri en adi, en iğrenç suçların ihalesi verilmişti kabul etmeliydiler etmediler… Sonrası tabutluk, sonrası elektrik, sonrası dayak tek kemik kalmayıncaya kadar masum bedende ve sonrası işkence ve sonrası …

Ve bir rastlantı kimine göre… Rabbül Alemin ibretli mesajı bize göre… Ve bir ayet Allah’ın kullarına gönderdiği "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz bilakis onlar diridirler fakat siz onları göremezsiniz" Ve Mustafa Yardımcı… Erzurum’da pusuya düşmüş aldığı kurşun yarasıyla mücadele etmiş galip gelmişti Allah’ın takdiri ile… Ama düzenin celladı tutmuştu onun yolunu ya bir kere bir gün bir başka pusuya düşmüş elli mermiyle savaşacak gücü kalmamıştı cılız bedeninin ve Alemlerin Rabbi Allahu tealaya koşmuştu Mustafa Yardımcı… Sekiz ay sonra kabir açıldığında aynı Çanakkale’deki dedeleri gibi bir mesaj yolluyordu Mustafa… Aradan geçen onca zaman ölüyü çürütür,şehit ölü değildir bilakis diridir diyordu Allahu teala ve Mustafa’nın bedeninden kan damlıyordu sekiz ay sonra…

"Hak şerleri hayreyler, zannetme ki gayreyler,
Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler…"

Yıl 1944… yıl 1970… yıl 1978… yıl 12 eylül 1980…

O günlerden bugünlere verdiğimiz mücadele, akan şehit kanları… bugün tekrar söylüyoruz "zulüm asla payidar olmaz" yıllar öncesinden yakılan ülkü ateşi verdiği beş bin canı Allah’ın takdirine bıraktı şüphesiz. Çünkü biliyoruz ki Allah’ın gazabında azap vardır ve o adaletin tek sahibidir, hakim olan yalnız Allah’tır elhamdülillah. Özmenimin, elindeki ekmeği kana bulandı,Önkuzum, türlü işkencelerle katledildi, fidanımın secdede namazı foseptik ile yıkandı,verilen elektrik ile soyu kurusun istendi olmadı,olmadı, olmadı başaramadılar ülkü ateşi büyüdü bugün Türkiye’yi aydınlattı.

Ve şehitler Allah’tan şunu istediler ; "Ya Rab bizi birkere dünyaya gönder ve biz senin uğrunda bir kere daha ölelim"

Gönülleri birleşenler ! Selam sizlere !
Uzaklarla dertleşenler ! Selam sizlere !

Son Başbuğ Başbuğum Alparslan TÜRKEŞ başta olmak üzere,değerli dava eri ve benim tabirim ile davamın kardeleni Yusuf Ziya ARPACIK, yüreği büyük insan değerli büyüğüm Yunus MERAL ve akabinde tüm dava erlerinden Ülkü denen nazlı gelinin bugünlere gelmesinde verdikleri onurlu mücadele için Allah razı olsun. Allah onları her iki cihanda da bahtiyar etsin makamları Resulü Erkemin ocağı olsun.

Şehitlerim kanlarını helal etsin.


Eylüllerde doğduk


Bu Yıllarda Neler Olmuş?


Can Verenler...

 

HARBİYE İŞKENCE EVİ

220'SİNİN KELLESİ İSTENEN, 587 DAVA ADAMININ LİSTESİ

 

ÜLKÜ GÜLÜMDÜNÜZ SİZ BENİM