"Bunun
üzerine Raymond Haçlı Ordusunun başına geçip Kudüs'e doğru ilerlerken,
Maarratünnuman şehrine saldırıp iki haftalık bir kuşatmadan sonra
ele geçirdi. Tamamen Türk'lerden oluşan şehri alan ordu, Antakya da
olduğu gibi, vahşetle yapılan tahrip sonunda burada da yiyeceksiz
kaldı. Açlıklarını gidermek için bir yol buldular. Tarihçi Radelfus
Cadomensis, "Askerlerimiz yetişkin
Müslümanları yemek için kazanlarda pişirdiler, çocukları şişe geçirip
ızgara yaparak yediler" diye yapılanları tasvir
etmiştir. Daha sonra Haçlılar Papa'ya bir mektupla bu konuda mazeret
beyan ettiler: Sebep açlıktı."
HAÇLI SEFERLERİ
Haçlı
seferleri adını verdiğimiz bu hareketin nasıl başladığını ve asıl
hedefinin neye yönelik olduğunu kısaca şöyle açıklamak mümkündür:Haçlı
seferleri, 11.yüzyılın ortalarından itibaren Türklerin Yakındoğu'ya
girmeleri ve Anadolu'yu yurt edinmeye başlamalarından aşağı yukarı
yarım asır sonra Büyük Selçuklu Deveti'nin sürüklendiği iç karışıklıklardan
faydalanmayı uman Avrupa dünyasının, "Kutsal
toprakları kurtarmak" sloganıyla Türkleri Anadolu
dan atmak ve Anadolu ile birlikte bütün Yakındoğu yu kendi ellerine
geçirmek maksadıyla düzenleyip giriştiği siyasi amaçlı askeri bir
harekettir.
Haçlı seferleri, 1096 yılında başlayan Birinci sefer
ile 1291'de Latin Hristiyanların Doğu'da son merkezeri olan Akka'dan
çıkarılıp atılmaları arasında süren yaklaşık ikiyüz yıllık bir dönemi
kapsar. Bu dönemde Haçlılar tarafından Birinci sefer esnasında Urfa,
Antakya, Kudüs ve Trablus'da,Üçüncü sefer sırasında Kıbrısta'da, Dördüncü
sefer sonunda da İstanbul'da Latin devletleri kurulmuştur. Tarih literatüründe
Haçı Seferleri Dönemi olarak adlandırılan 1096-1291 yılları arasında
Batı dünyası önce Yakındoğu'ya yerleşmek,sonra da,ya bu bölgede kurulan
Haçlı Devletlerini desteklemek, ya da zaman içinde Müslümanların geri
almaya başladıkları toprakları elde tutmak amacıyla Doğu'ya dokuz
büyük sefer düzenlemiştir. Bu seferler arasında bazı ufak girişimlerde
olmuştur.Ancak Haçlı Seferleri Hareketi, yukarıda belirtildiği gibi,1291'de
Yakındoğu'da Latin hakimiyetinin son bulmasıyla bitmemiştir. Bu hareket,13.
yüzyıldan sonrada asırlarca hep aynı düşüncenin eylemi olarak,Batı'nın
deyimi ile,Son haçlı seferleri adıyla sürüp gitmiştir...
Haçlı saldırılarına başından sonuna kadar karşı koyan
Türkler olmuş ve Türkiye Selçuklu sultanı 1.Kılıç Arslan'dan Memluk
sultanı Baybars'a, Kalavun ve Eşref'e kadar Haçlılarla mücadeleyi
aralıksız sürdürmüşlerdir. Son Haçlı Seferleri döneminde ise, Haçlı
saldırılarını Yakındoğu hakimiyetini elinde tutan Osmanlı Türkleri
ğöğüslemek zorunda kalmışlardır. Bununda ötesinde, Osmanlı Devleti'nin
yıkılışından sonra Batılıların günümüze kadar devam eden Doğu'yu
kolonize etme gayret ve çabalarını da, bu anlamda
değerlendirmek mümkündür...
"Zulüm asla payidar
olmaz" ilkesinin muhteşem savaşcıları, Kılıçarslan,
Baybars, Kalavun, Eşref, Ilgazi, Belek, Porsuki ve diğer kahramanlara
selam olsun...