25 Ekim 2004
Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Türklerine
Karşı Siyonist
Katırcı Birliği
Üzerlerinde İngiliz üniforması, ellerinde .303’lük
Lee-Enfield tüfekleri, ortasında altı köşeli yıldızın bulunduğu
sancağın altında, sırıtarak poz vermişler.
Bunlar Birinci Dünya Savaşında, Filistin Cephesinde
bize karşı dövüşen Siyonist Katırcı Birliğinin askerleri.
General Allenby’ın komutasında savaşıp, Kudüs’ü
kurtarmışlar(!) Daha sonra Suriye’de bize karşı savaşmaya, Türk
kanı dökmeye devam etmişler, bu bazılarının pek sevdiği, günümüz
Yahudilerinin ataları..
Nasıl günümüzde Yahudi asıllı olduğunu hatırlattığı
için, Dışişleri Bakanımız İsmail Cem’in, “İpekçi” soyadı bizlere
unutturulmak isteniyorsa, “Yahudi Lejyonu” diye de anılan bu
birliği nedense kimse hatırlamaz (hatırlatmaz) medyamızda!
Varsa yoksa gelsin, “Birinci Dünya Savaşında
Araplar bize ihanet etti(!)” masalı!
Liseyi bitirdiği gün, ilk sayfasını bile açıp
okumadığı tarih kitabını eskiciye verip, karşılığında annesine
mandal alan adam ise zaten bu masala inanmaya hazırdır..
Biri çıkıp da gerçekleri söyleyemez, bu tarih
ile “Lawrens of Arabia” filmini karıştıran heriflere.. Nasıl
söylesin? Çirkeftir karşısındaki..Üzerinize çamur sıçratır gerçekleri
yüzüne vurduğunuzda.
30 Ekim 1918'de imzalanan Mondoros Mütarekesi’nden
altı ay sonra bile, İstanbul’dan gelen “teslim olun” emrine
rağmen hala direnen dört Osmanlı garnizonunun, hepside nedense
Arap topraklarındadır.
Medine, Asir, Yemen ve Libya garnizonlarının
yerel halkın desteği olmadan bu işi becerdiklerini söylemek
için insanın ya cahil veya antropometri pergeli ile kafa ölçecek
kadar zıvanadan çıkmış olması gerekir.
Mekke Şerifi Hüseyin’in ihanetini tüm Arap
dünyasına mal eden bu adamlar, Ürdün Kıralı olacak adam ile
“canciğer kuzu sarması” olmamıza da bir açıklık getiremezler
nedense.. Malum bu kısa boylu adamcağız asıl hainin soyundan
gelir!
Tüm bunları bırakalım bir kenara.
Ne zamandan beri dedelerin günahlarını torunlarından
sormaya başladık?
Yahudilerin kontrolündeki medyanın tüm gizleme
ve çarpıtma çabalarına rağmen ekranlarımıza yansıyan görüntüler
bazılarının vicdanını hiç sızlatmıyor mu?
Yoksa onlarda mı “Sabatay Sevi”nin çocuklarından?
Veya İsrail’den alınan silahların komisyonundan pay mı kaptılar?
Bu işi bedavaya yapıyorlarsa daha da yazık.....
Can Macit