17 Ağustos 2001
DEĞİŞMEDİK,,, GELİŞTİK...
Ülkemizin bu asırda ki en büyük kazancı sorgulayıcı
ve araştırıcı bir neslin yetişmiş olmasıdır...Bu nesil gelişmeye açık
fakat değişmeye asla açık değildir. Biz orta morta bilmeyiz cephe
adamıyız bu cephe VATAN CEPHESİ'dir...
17 Ağustos depreminin ilk bir-kaç saat sonrası yirmi
kişilik bir arkadaş gurubuyla Avcılar'a koşmuş ve Cihangir üst geçidinin
hemen önünde bulunan beş katlı binanın yerlebir olan enkazında çalışmaya
başlamıştık...
Büyük bir izdiham yaşanıyor herkes bir ağızdan bir
şeyler söylüyordu itfaiyeciler ve bir takım sivil unsurlar arasında,
bir yetki kargaşası yaşanıyordu Bizim intikalimizle bölgeye bir asayiş,
bir düzen gelmişti. Teşkilatçı iki kişinin teşkilatsız binlercesine
hükmettiğini üniversite yıllarından iyi bilirdim. Elektrikler kesik
olduğundan ancak büyük bir vincin tepesinden enkaza doğru aydınlatma
yapılırken bir tornavida, küçük bir çekiç bile bizim için çok şey
ifade ediyordu.Avcılar'da buluştuğumuz ve bizden önce oraya giden
bir arkadaşımız yedi kişiyi yakında ki bir enkazdan nasıl çıkardığını
anlatırken, bir tarafta bizleri teşvik ediyordu bizde o şevkle betonlarla
amansız bir savaşa girişmiştik.
O gün, bu yüce milletin büyüklüğünün tescili, adeta
vefa bayrağının insanlık alemi gönderinde dalgalanmasıydı... Yanımız
da bizimle omuz omuza koca koca betonlara saldıran o incecik bilekli
kızlarımız ve uzun saçlı daha önce küçük gördüğümüz delikanlılar sizleri
sevgi şükran ve minnetle anıyorum.
Bir can kurtarmak uğruna ne mücadele verdiğinizi
gözlerimle gördüm, sağolun varolun... İkinci gün biz Gölcük yoluna
düşerken, binlerce aracın gıda ve ilk yardım malzemesi taşıdığını
görüyor, sanki istiklal savaşının Halit Paşasını, Çanakkale aslanı
Seyyid onbaşıyı 250 kiloluk top mermisini sırtında taşırken görüyordum.
Yüce milletimizin pak ve temiz eli marmaranın üstünde bütün şefkatiyle
varlığını gösteriyordu.Bu millet ölmez di... Bizde ki bu muhteşem
dayanışma ve birlik ruhunu gören Türk düşmanları panikledi... Ülkemizi
kuşatan ihanet şebekeleri, şer örgütleri boş dururmu, dünyanın gözü
bakir Avrasya topraklarının zengin petrol ve maden yataklarında...
Ama bizim kör gözümüz Avrupa Birliğinde, Türk Cumhuriyetlerine bakan
yok... Yazıklar olsun...
Yusuf
Ziya
ARPACIK