ÜLKÜCÜLER KADAR BAŞINIZA
TAŞ DÜŞSÜN
24 Mayıs 2006
Duvarlar yıkılır, bloklar çöker, dünya değişir ama
bizim ülkemizde eli kalem tutan tayfa; yani kendilerini aydın olarak
tanımlayan “karanlık” insanlar asla değişmez. At gözlükleri ile kendilerine
perspektif arayan ve bulduklarında da bu perspektiften allame-i cihan
edasıyla esip gürleyen bu monşerler geçmişte böyleymiş, şüpheniz olmasın
ki, gelecekte de aynı icraatı sergilemekten çekinmeyeceklerdir.
Onlara göre 1940’ lı yıllardan bu güne ülkemizde
yaşanan her menfi olayın tertipçisi milliyetperverlerdir. Falanca
üniversite de bir öğrenci mi bıçaklanmış? Filanca mahallede silahlı
kavga mı çıkmış? Mekanın, zamanın hiçbir önemi yoktur bu tayfa için.
Derhal kınlarından çıkardıkları zehirli kalemleriyle salvoya başlarlar.
Ağızlarını açtıklarında “hukukun üstünlüğü” nden dem vuran bu yobazlar,
söz konusu bu tarz bir olay olduğunda, araştırmaya, soruşturmaya gerek
görmeden, hemencecik dar ağacını kurar, infazı yapıverirler..
Mesela; Ahmet Taner KIŞLALI, Turan DURSUN, Bahriye
ÜÇOK, Uğur MUMCU vs. olaylarının failleri bulunup, muhakeme edildikleri
halde halen, onlar -milliyetçilere olan hezeyanları akıllarının beş
adım önünde gittiği için olsa gerek- bu olaylara bile ÜLKÜCÜ bir zanlı
aramaya devam edecek kadar hayadan ve izan ölçüsünden yoksundurlar.
Trabzon’ da İtalyan Kilisesisin papazını vuran henüz
on altı yaşındaki çocuk medya tarafından linç edilirken, Kızıltepe’
de Özel Harekat timlerine elindeki Kaleşnikov silahla saldıran ve
bunun bedelini de canından olarak ödeyen Uğur KAYMAZ ya da nevruzda
kar maskeleriyle yol kesip PKK/KONGRA-GEL terör örgütü adına kimlik
kontrolü yapan veled-i zinalar aynı medya tarafından kutsanabilmektedir.
Tam bir “hanım yaparsa kaza, hizmetçi yaparsa ceza”
mantığı…
Mabedleri olarak gördükleri “plazalarında” kayışı
kopuk Moskof tüfengi gibi oturan, dünün eli silahlı bu günün başı
külahlı çizmelerimin aydınları, tıpkı geçmişte yaptıkları gibi “her
suça bir ülkücü fail bulma” kampanyasına hız verdiler son günlerde.
Başbakan Tayyip ERDOĞAN’ a bir meczubun ekmek arasında
gizlediği silahla saldırmaya teşebbüs etmesinden sonra gemi azıya
alan bu güruh, olayın henüz beşinci dakikasında faili “ÜLKÜCÜ” ilan
etmiş, hatta henüz o tarihlerde böyle bir parti olmamasına rağmen,
1989 yılında failin MHP adına bir miting tertip komitesinde olduğu
yalanı yazmaktan çekinmemişti. Tabi attıkları her iddia, gerçekler
ortaya çıktıkça kızarmayan yüzlerinde bir Osmanlı Şamarı gibi kamçılandı.
Şimdi yine aynı senaryoya balıklama atlamış görünüyorlar.
Ancak bu sefer “şer ittifakı” içerisinde yer alan sadece eski Marksist
ve Sosyalistler değil.
Danıştay saldırısının hemen sonrasında ZAMAN gazetesi
internet sitesinde manşetten “DANIŞTAY SALDIRGANI ÜLKÜCÜ” başlığıyla
yayın yapmakta bir beis görmüyordu. Bu yazıyı yazanlar Cenab-ı Hakkın
“Kul Hakkı” ile ilgili emirlerinden bihaber olmalılar. Yine ZAMAN
GAZETESİ yazarlarından Nuh GÖNÜLTAŞ’ da işareti almış olmalı ki, yalan
yanlış bilgilerle katili ÜLKÜCÜ ilan ediverdi.
İnsaftan, izandan ve her türlü ahlâki ölçüden uzak
ve tamamen psikolojik harekat kapsamında yapılan bu yayınlara en güzel
cevabı şüphesiz YÜCE TÜRK ADALETİ verecektir. Ama hiç şüpheniz olmasın
ki, Alparslan ARSLAN denilen şahısın selam alıp verdiği ÜLKÜCÜ sayısı,
hizmetteki “abi” lerinden çok değildir.
Bu vesile ile halen ÜLKÜCÜYÜM deyip ZAMAN GAZETESİ
satın alarak bu iftiracılara destek olanlara hatırlatmak isterim ki,
bu vebalin en büyük ortağı onlardır. Her fırsatta mesnetsiz iftira
ile TÜRK MİLLİYETÇİLERİ’ ni maksatlı olarak hedef tahtasına oturtan
ZAMAN GAZETESİ ve bu minvaldeki basın – yayın kuruluşlarına zerre-i
miskal hakkım geçmişse bilsinler ki helal etmiyorum…
Ruz-i mahşerde iki elim yakalarında olacaktır..
Son söz; ÜLKÜCÜLER KADAR TAŞ DÜŞSÜN BAŞINIZA…