4 Mart 2008
PLAZA ÇOCUKLARINA
Geçmediyse kuyruk acınız
Sıra başınızda geri kaçınız
Uzun zamandır kalemi elime almıyordum. Biraz kahır,
biraz sitem ama çoğunlukla yoğunluktan. Ülkemizdeki baş döndürücü
gündem değişikliklerinin etkisi de yok değil. Zira ben günlük yazan
biri değilim. Ama iş öyle bir hale geldi ki, gündemi yakalayabilmek
için değil günlük, gün aşırı yazmak gerekiyor.
Operasyon ve harekatla başladığımız günü, türban
tartışmalarıyla noktalayabiliyor ve yahut YÖK Başkanının demeçleriyle
kapattığımız gecenin sabahına, PKK/KONGRA GEL terör örgütünün askerlik
şubesi; DTP’ nin sabırları taşıran sokak eylemleriyle başlayabiliyoruz.
Kalemleriyle “Küresel Efendilerinin” tetikçiliğini
yapan “Plaza Çocuklarını” ve barlarda Güneydoğu raporu kaleme alan
ve Kürt’ ten daha çok Kürtçü kesilen sözüm ona “içi kararmış aydınları”
saymazsak, yazdığı okunur, kalemini namusu gibi koruyup kollayan vatan
evlatları söylenecek ne varsa söylediler, yazdılar aslında.
Ama henüz bir hafta öncesine kadar “KAHRAMAN MEHMETÇİK”
manşetleriyle mangalda kül bırakmayan izan ve insaf züğürtlerinin,
bugünlerde Türk Silahlı Kuvvetlerine ve ordumuz üzerinden tüm kutsal
değerlerimize yaptığı saldırı karşısında susmak, şeytanla yoldaşlık
olur diye düşündüm.
O yüzden sıyırdım yine kalemi kınından.
Öncelikle söylemeliyim ki, ben strateji ve taktik
uzmanı değilim. Ama zaten -40 derecede ve iki metre karın üzerinde
yapılan böylesi büyük çaplı bir harekatı yorumlamak içinde uzman olmaya
gerek yok.
Ordumuz hiç kimsenin ama özellikle PKK/KONGRA-GEL
terör örgütünün beklemediği bir anda yıldırım gibi Irak’ ın Kuzeyine
girmiş ve planladığı süre içerisinde de, işini bitirip büyük bir başarı
ile Genel Kurmay Başkanı Sayın Büyükanıt’ ın ifadesiyle “tereyağından
kıl çeker gibi” sıyrılıp çıkmıştır.
İstanbul’ da on santim kar yağdığında tir tir titreyip
dışarı çıkmayan “kravatlı puştlar” ın, bayrağa kan veren yiğitleri
incitmeye ve harekatı küçümseyerek edepsiz, insafsız, mesnetsiz ithamlarda
bulunmaya hakkı yoktur, cüreti de olmamalıdır.
Düşünün bir kere, şimdi şu yazıyı okurken içinizden
gelse ve hemen telefona sarılıp on arkadaşınızı arayıp, Taksim’ de
buluşmak üzere sözleşseniz, Allah için söyleyin en erken kaç dakikada
orada olabilirsiniz?
Ya da iş yerinde birlikte çalıştığınız arkadaşlarınızla
topluca pikniğe gideceksiniz, günlerce önceden planladığınız halde,
toparlanıp çıkmanız ne kadar vakit alır?
Planladığınız zamanda vardığınız olur mu hiç?
Türk Silahlı Kuvvetleri, on binlerce asker, zırhlı,
paletli araç ve onca mühimmat, teçhizat ile -40 derece soğukta, tipinin
altında ve iki metre karın üzerinde onlarca kilometreyi üstelik, her
türlü pusu ve saldırı tehlikesine rağmen geçmiş, teröristlerin inlerini
kafalarına geçirmiştir. Üstelik tüm bunları bir haftada yani yedi
günde yapmıştır.
Hiçbir terörist etkisiz hale getirilmese bile bu
doğa şartlarında bunca büyük bir güç ile 15-20 km ilerleyip bu kadar
kısa süre içerisinde geri dönmek bile başlı başına bir başarı ve düşmana
göz dağıdır.
Karı, tipiyi, soğuk havayı sadece ULUDAĞ’ da, KARTALKAYA’
da anoraklarının içinde kayak yaparken görüp hisseden kalem ahlakından
zerrece nasip almamış “Soros Çocukları” aklın, ahlakın, edebin sınırlarını
zorlayan yorumlar yazmadan önce, bir araştırsınlar, dünyada böyle
bir operasyonu yapabilecek kaç askeri güç var?
Atalarımız ne güzel söylemiş “İT ÜRÜR, KERVAN YÜRÜR”
diye. Türk silahlı kuvvetleri her türlü yıpratma ve saldırıya karşın
TÜRK MİLLETİ’ nin gönlünde ve gözündeki yerini muhafaza etmektedir
ve edecektir de.
Öyle olmasaydı hiç, bir biri ardına gül kokulu şehit
haberlerinin ciğerlerimizi yaktığı şu günlerde bile analar-babalar
çocuklarını davulla, zurnayla, düğüne, bayrama gider gibi gönderirler
miydi askere?
Hülasa, bu ülkede Türk Milletine ve onun göz bebeği
Türk Silahlı Kuvvetlerine şu ya da bu nedenle saldıran kim varsa biliniz
ki, geçmişinde, soyunda-sopunda kesin bir arıza vardır. Ve yahut bir
kuyruk acısı.
Onlara söyleyebilecek tek sözümüz şudur:
“GEÇMEDİYSE KUYRUK ACINIZ
SIRA BAŞINIZDA GERİ KAÇINIZ ”
Son söz; nazlı al bayrağımızın rengi solmasın diye
Zafer Binbaşı’mın yolbaşçılığında kanlarını sebil eden GÜNEŞ OPERASYONU
ŞEHİTLERİNİ ve tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
YOLLARI YOLUMUZ, İZLERİ İZİMİZDİR.
