20 Şubat 2004 Cuma

Hoşgeldin OSMAN BATUR ARPACIK
ALLAHA
ADANMIŞ KOÇ OLMAK İÇİN
DÜNYAYA
GELMEYE DEĞER BEBEĞİM
KAHPE
ÇOCUĞUNDAN ÖÇ ALMAK İÇİN
DÜNYAYA
GELMEYE DEĞER BEBEĞİM
Osman Batur, yeni ve
genç Osman Batur’ların bedeninde yaşamaya devam ediyor.
Ülkemizin
içinde bulunduğu durum zaman zaman bizde kuşatılmışlık hissini uyandırsa
da, bunun asla bir yılgınlığa sebebiyet vermesine müsaade etmemeliyiz.
Bunun için de mücadele azmini diri tutacak bedeni ve zihni hazırlıkları
olabildiğince yapmamız gerekir. Dört bir yandan kuşatıldığımız ve
işbirlikçiliğin her türlüsünü müşahede ettiğimiz şu günlerde, düşmanın
ve işbirlikçilerinin yapmak istedikleri şey TÜRK MİLLETİNİN her ferdinde
çaresizlik hissini uyandırabilmek ve bu sayede "direnç gösterirsek
dünyayı başımıza yıkarlar" psikolojisini yerleştirerek mücadele
azmini törpüleyip tam tersine kayıtsız bir teslimiyete çevirebilmektir.
Bu noktada bize düşen mücadele azmimizi her daim diri tutmak olmalıdır.
Bunu yaparken bilgiyle teçhizatlanmak gibi bir zaruriyetimiz olmakla
birlikte moral motivasyon açısından bazen küçük ama sevindirici bir
haber çok şey katar kararlılığımıza ve umutlarımıza.. Hele bu haber
yeni bir soluk, yeni bir ses, yeni bir nefer ise yüreğinizde nice
fidanlar yeşerir...
Hocamızın bir oğlunun daha dünyaya merhaba dediğinin haberini alınca
duyduğum sevinci ifade etmeye kelimeler kifayet etmez. En son oğlum
ALPER TUNGA ve kızım AYYÜCE dünyaya merhaba dediğinde sevinç gözyaşları
dökmüştüm. Bir de OSMAN BATUR' un doğum haberini alınca engel olamadım,
olmak istemedim göz pınarlarıma hücum eden damlacıklara. Çünkü her
nefer bir mevzii'dir.. Hele ki bu OSMAN BATUR olursa.
Ne diyeyim ki..
Cengimize, kavgamıza, aramıza hoşgeldin
OSMAN BATUR
OSMAN BATUR KİMDİR?
Osman Batur, Çin işkencelerine başkaldıran efsânevî bir kahramandır.
1940 yılında Çin zulmü dayanılmaz boyutlara ulaşmıştı. Camilere tecavüz
eden, Kur’an-ı Kerim’i yakan Çinlileri protesto eden Türkler, ‘isyancı’
oldukları bahanesiyle tutuklandı. Resmî makamlar, Türk’lerin ellerindeki
silâhları toplamaya başladılar. Babası ve ailesinden bâzı kişiler,
silâhlarını Çin askerlerine teslim ettiler. Osman Beğ:
- Bu gün silâhımızı alanlar, yarın canımızı da alırlar.
Ben silâhımı Çinlilere vermem. İstiyorlarsa ve güçleri yetiyorsa,
gelip alsınlar !”
Dedi ve tek başına dağa çıktı. Savaştan başka kurtuluş
yolu olmadığına inanıyordu. Başlattığı mücadele aynı gün destek gördü.
Arkasından ilk gidenler arkadaşı Süleyman ve büyük oğlu Şerdiman oldu.
Silâhını Çinlilere teslim eden babası İslâm Bey, oğlu için hayır duâlarını
ve başarı dileklerini dile getirdi. Oğlunu koruması için Cenab-ı Allah’a
duâ etti. Annesi Ayça Hanım:
“- Ben oğlumu bu günler için doğurdum. Çinliler asırlardır
koyun boğazlar gibi biz Türk’leri öldürüyorlar. Bizim canımız, bizden
önce ölenlerin canından daha kıymetli değildir. Bizden sonrakilerin
yaşaması için oğlum, ben diğer çocuklarım ölmeye hazırız !” Diyordu.
Kısa zaman içerisinde, etrafında gözü pek insanlardan
bir mücâhit ordusu oluştu. Zelebay Telci, Nurgocay Batur, Kâseyin
Batır, Canım Han Hacı, Süleyman Batır, Musa Mergen Aktepe, Sulibay,
Ökürbay, Nogaybay, Ahid Hacı, Halil Teyci, Karakul Zalin... bu mücâhidlerden
birkaçıdır. O artık, soydaşlarının Osman Batur’u idi.
Osman Batur ve silâh arkadaşlarının mücâdelesi, 1941
yılı Ekiminden 1943 yılı Temmuzuna kadar gerilla savaşı şeklinde devam
etti. 22 Temmuz 1943’te Altaylar, Çinlilerden tamamen temizlenmişti.
Altay Türkleri artık bağımsızdı. Mücâdelesini sürdürdü. Altay Geçici
Halk Cumhuriyeti Başkanlığına seçildi. 1944 – 1945 yıllarında, Tanrı
Dağları’nın kuzeyindeki Doğu Türkistan Kazak Türkleri’nin yaşadığı
bölgeleri de Çin İstilâsından kurtardı. 1945 yılının Ekim ayından
1947 yılının Şubatına kadar üç vilâyetten oluşan Doğu Türkistan Hükümeti’nin
askerî ve mülkî âmiri olarak Vâli sıfatıyla görev yaptı. O’nu, Şubat
1947’den Eylül 1949’a kadar Doğu Türkistan Cumhuriyeti koalisyon hükümetinin
aslî üyesi olarak görüyoruz. Aynı zamanda, Altay Vâliliği görevini
de devam ettiriyordu. Bütün bu görevleri sırasında Çinliler ile silâhlı
mücâdeleden bir an bile geri kalmadı.
Kazaklar ve Uygurlar Osman Batur’u hiç unutmadılar.
Dünya durdukça unutmayacaklar. “Bize sen ruh ve şuur verdin, hürriyet
aşkını sen bize öğrettin. Ey büyük kahraman ! senin yolundan gidecek
azimli kahramanlar yetiştireceğiz.” Diyerek O’nu anıyorlar. Adına
şiirler yazılıyor, anma günleri düzenleniyor.
Osman Batur, yeni ve
genç Osman Batur’ların bedeninde yaşamaya devam ediyor.